İçeri girip kapıyı kapattım ve olduğum yere oturdum. Onu öpmüştüm. Tamam abartılacak bir şey değildi. O zaman neden dudaklarım yanıyordu? Neden bu adamı yanağından dahi öpmüş olmak bana böyle hissettiriyordu? Üst kattan gelen sesle aynı anda başımı dizlerimden kaldırıp merdivenlere baktım. Çınar yine ne karıştırıyordu kim bilir. İki dakika düşünmeme bile izin verilmiyordu şu hanede. Ayaklanıp yukarı doğru adımladım ve aynı ses bir daha geldi kulağıma. Benim odamdan geliyordu. Çınar’ın günahını boşuna aldım galiba. Yavaşça kapıyı açıp odama şöyle bir baktım. Ama hiç kimse yoktu. Temkinli adımlarla etrafı turladıktan sonra yorgunluğun sebep olduğu hayal ürünleri olduğuna kanaat getirdim ve üzerimi değiştirmek için dolabıma doğru yürüyüp kapaklarını açtım. Kıyafet dolabında bir insanın

