Tuttuğum bardağı yavaşça yerine koydum. Elimin titremesi geçmiş sayılırdı ama arada bir yine titriyordu. Evde yine kimse yoktu ve ben yine evdeydim. Neden bilmiyorum ama evden çıkasım gelmiyordu. Almina ve Burak'ın gelmesine saatler vardı fakat hazır olan tek şey ıslattığım pirinçlerdi. Bu iki hafta hayatımın yirmi yılına nazaran çok fazla sakin geçmişti. Doğrusu yine sebepsiz atraksiyon yaşayacağımızdan acayip derecede emindim. Sanki çalan kapı benim düşüncelerimi doğrular nitelikteydi. Yaslandığım mutfak tezgahından ayrılarak kapıyı açmaya gittim. Bir yandan da içimden aksiyon kaynağının gelmemesini diliyordum. Kapıyı açtığımda daha önce hiç karşılaşmadığım genç bir adamı gördüm. Yaklaşık olarak 1.80 boylarında esmer, takım elbiseli bu adam yüzüme karşı sırıtıyordu. '' Ben Atlas Demir'

