İZ Bölüm 15

1254 Words
-Ufak bir uyarı- Kahramanlarımız en son bölümde kendilerini eğitmek adına  kitaplar bulmuşlardı, bu eğitim çok uzun yıllar(2-4 sene arası) süreceği için ben sadece bu seneler boyunca aklımda kalan önemli anları yazacağım, tarih vere vere, yani sakin olun -4 gün sonra- ''Su bükücüler bu şekilde kan bükebilir.'' bu yazıyı da sesli bir şekilde okuduktan sonra Escanor'un bana getirdiği 26. bardak kahveyi tüketiyordum, göz altlarım ağrıyordu ve iştahım kesilmişti, 4 günde 1 kilo vermiştim çünkü yemek yemeyi reddediyordum. Öğrendiğim her şey zihnimde kalmıştı ve önemli olan her şeyin altını çizip işaretlemiş, ders taslakları çıkarmıştım. O kadar yorulmuştum ki, 1 günden fazla uyuyabilirdim. Gece ve gündüzüm birbirine karışmıştı. Acele etmem lazımdı, çünkü 4 kişinin eğitimi düşündüğümden uzun sürecekti. Kitabı sesli bir biçimde kapattığım zaman masada okunmuş 66 kitaba bakıyordum. En sonunda, sonunda bitmişti. Ders planlarımın olduğu kağıtlar, kitaplar bir kenardayken, ayağa kalktım.  Bitmişti, her şeyi tamamlamıştım. Çok seviniyordum, hemen koşarak odaya gitmek ve uyumak, dinlenmek istiyordum. Banyo yapmak, rahatlamak. 4 gün insandan çok şey götürebiliyordu ve bu 4 gün boyunca arkadaşlarımın azarlarına da maruz kalmıştım. Hepsi uyumam için ısrar ediyor, banyo için dürtüyordu. Fakat biliyordum, ailelerimiz için kaybedebilecek tek bir dakikamın kalmadığını. Ayağa kalktığımda masadan destek alarak yürümeye çalıştım fakat kütüphanenin kapısının yolu gittikçe uzuyor, başım dönüyor, her an kendimi yere atabilecek gibi hissediyordum. Bir adım attım, bir adım daha attım fakat nafile, olduğum yerde durdum. Dolan gözlerimden dolayı göremediğim her yerden endişe duymaya başlamıştım. Sadece 4 günlük uykusuzluk, ölmezdim değil mi? Bir gıcırtı sesi duyduğum zaman, Miles kapıda belirdi. Ağzımı açtım, ölmek üzereyim, yardım et! Fakat sesim çıkmıyordu. Hafifçe gülümsediğimde gözlerim kararmıştı, fakat yere düşmemiştim. - Miles'ın Ağzından Onu son anda yakaladığımda, en son böyle olacağını bildiğimden paniklemeden onu havadan kucağıma doğru getirdim. Uyandığı zaman ilk işim, ben demiştim olacaktı fakat şimdilik onu odaya götürmem, ayıltmam gerekiyordu.  Yavaşça odadan çıktığım zaman, Escanor ve Elaine meraklı gözlerle bana bakıyordu, onlara sakin bir ses tonuyla cevap verdim, ''Kütüphaneye girdiğimde, bayılmak üzereydi. Havada tuttum, şimdi odaya götürüp hemen ayıltacağız.'' dedim. Elaine ve Escanor bunu onayladığında, hala sakin adımlarla merdivenden yukarı çıkıyordum. ''HIZLANIR MISIN? KIZ BAYILMIŞ BİR DURUMDA.'' diye bağıran Escanor'a karşılık sinirle baktım, ''Evet çünkü 4 gündür uykusuz sen salak mısın?'' dediğimde, ikimizin arasında olan elektrik arttığından dolayı, Elaine minik bir bitkinin üzerine Merlin'i benim ellerimden alarak, bitkiyi yukarıya doğru ilerletti. Elaine gözden kaybolurken, Escanor'un bu ani çıkışlarına son 4 gündür çok öfkeliydim. ''Kafayı mı yedin sen?'' diye sordum. Kızgınlığıma karşın sesim gayet normaldi. ''Hayır ama sen kafayı yemişsin!'' dediğinde, onu hava kaldırdım. Çok fazla olmuştu artık. Ne desek sinirleniyor, Merlin'in yaptığı şeyin kocaman olduğunu söylenip duruyordu. Evet öyleydi fakat bizde hazırdık bir şeyler feda etmeye. Kai ve Elaine sabredebilirdi ama benim sabrımın sınırı düşüktü. Avucumun içini sıktıkça havada çırpınıyor ve nefesi kesiliyordu ama yine de pes etmiyor ve konuşmaya çalışıyordu. ''Beni yere in...indir p..iç.'' dediğinde daha çok sıktım, yüzü kızarmaya yakın durduğunda onu sertçe yere indirdim, ağzından kan tükürdüğü zaman yerden kafasını kaldırıp bana baktı, ''Şimdi siktim seni.'' dedi ve ayağa hızla kalktı. Anlamadığım bir hızla ayaklarım buzla kaplanmıştı. ''Suyu nereden buldun?!'' diye sorduğu zaman, merdivenin aşağısındaki odada olan suyla dolu olan kovaları göstermişti. ''Nasıl savaşacaktım başka?Çantamdaki sulardan yararlandım ama en çok onların katkısı oldu.'' dediği zaman bunu yaptığını hiç bilmiyordum. Kimseye bir şey dememişti, gerçi neden diyecekti zaten? Bütün bedenim buzla kaplanırken, boğazıma kadar buz oldum fakat başımı buza gömmüyordu. Ağzındaki kanı sildi ve üzerime doğru yürüdü, ''Sen beni boğabilirsin, ama ben seni bu buzun içinde sonsuza kadar yaşatabilirim.'' dediğinde, ona hak veriyordum fakat korkmuyordum. ''Denesene.'' dediğimde güldü, ''Öyle canın acımaz.'' dedi ve yüzüme bir yumruk indirdi, ''Ağzından kan gelene kadar vuracağım sana onun bunun çocuğu seni.'' 4. yumruk, 5. yumruk, 6. yumruk. Ağzımdan olmasa bile, burnumdan kan geldiği kesindi çünkü kan ağız içime doğru akmaya başlamıştı.  Ben bir yumruk daha atması için gözlerimi kapatınca, 7. yumruk yüzüme inmedi. Onun yerine Merlin önümde Escanor'un yumruğunu tutuyordu. Bunu nasıl başardığı hakkında en ufak fikrim yoktu fakat kafasındaki işareti kaşla göz arasında yine görmüştüm. ''Onu hemen çöz!'' diye sessizce söylediğinde, bu sessizlikten fazlasıyla korkmuştum. Konuşan Merlin değil gibiydi. Bunu demesine rağmen buzlar hala erimemişti. ''Ama Merlin.'' dediğinde Escanor, Merlin elindeki yumruğu sıktı, Escanor'un ağzından ufak bir inleme çıkınca, buzlar bedenimden erimeye başlamıştı. Elaine ve Kai koşarak yanıma geldiğinde, Escanor elini çekmeye çalışıyordu. ''Ben bunun için çabalamadım.'' dediğinde hala konuşanın Merlin olmadığını düşünüyordum.  ''Bi-biliyorum. Özür dilerim.'' dediğinde Escanor, ben de elimi Merlin'in omzuna koydum fakat koymamla beraber hızla geri çektim. Merlin resmen yanıyordu! ''Merlin!'' dedim hızla, Merlin Escanor'un elini bırakıp bana döndüğünde, işaret kafasından kaybolmuştu. ''Bu işaret-'' dememe kalmadan, Merlin tekrardan Escanor'un kucağına doğru bayılmıştı. ''Daha yeni ayıltmıştım ve ayıltır ayıltmaz kıza sinir krizi geçirtmeyi planladınız.'' dediğinde Kai ve Elaine'nin işareti görmediğini anlamıştım. Escanor ile göz göze geldiğimizde, onunda görmediğini anladım. O acıdan, etrafına odaklanamamıştı. ''Merlin'i ayıltır ayıltmaz sizin bedeninizle ilgileneceğim.'' diyen Kai, Merlin'i kucağına aldı ve bizde merdivenlerden yukarı çıkıp odamıza varmak için onu izledik. Merdivenden çıkarken, sinirimin çok çocuksu olduğunu anlamıştım fakat özür dilemek benlik değildi. Bu yüzden hiçbir şey demeden merdivenlerden çıkmaya devam ettim. Elaine, Kai için odayı yavaşça açtığı zaman, Merlin'in yatağına doğru ilerledi ve Merlin'i yatağa hafifçe bıraktı. Elaine, ben ve Escanor yatağın kenarına oturduğumuzda, Kai elini Merlin'in üzerine doğru tutup gözlerini kapattı. Saçları ve kıyafetleri çok nazik bir şekilde havada uçuşurken, beyaz bir ışık tüm odayı kapladı. ''Huzurlu havayı hissetmeye hazır olun.'' diye fısıldadı Elaine ve bunu dedikten sonra içime muhteşem bir huzur doldu. Kai'nin ve Merlin'in etrafında beyaz minik ışık süzmeleri uçuşurken, odadaki huzur ve sakinliği tarif edemezdim. Hayatımda hiç bu kadar huzur dolu hissetmemiştim. Tam Kai'ye göre bir yetenek diye düşündüm. Onun kadar neşe dolu birine bu yakışırdı. Gözlerimi kapatıp arkaya doğru yaslandığım zaman, bu huzurdan yaralarımın da faydalandığını anlamıştım. Az bile olsa, burnum sızlamayı bırakmıştı. Kai'nin gücüne ben bir isim verecek olsaydım buna kuzunun şefkati diyebilirdim. Merlin birkaç dakika sonrasında hafifçe gözlerini araladığı önce etrafına baktı, sonra Kai'ye doğru gülümsedi.  İşte bu, hepimizi rahatlatmıştı. -Merlin'in ağzından- ''Ne kavga mı ettiniz?'' diye çığırdığım zaman, banyodan yeni çıkmış, uykum biraz hafiflemiş yine de uyumak adına saçlarımı havlu ile kurutuyordum. Yatağımın üzerine oturmuş, sinirle Escanor ve Miles'a bakıyordum. ''Hatta beni durdurdun.'' dedi Escanor, Kai'nin iyileştirmeye uğraştığı elini göstererek, Miles onu kafasıyla onayladığı zaman şaşkınlığımı gizleyememiştim ''Ben hatırlamıyorum.'' dedim. Baygınlıktan kaynaklı olmalıydı, ''Baygınlıktan kaynaklıdır bence, uykusuzum, yorgunum ve o halde birde kavga durdurmuşum. Üstelik, eli o kadarda zarar görmüş olamaz, sinirlendiğimde her insan bunu yapabilir.'' dediğimde, Miles hiç onay vermemiş gibi bakıyordu. ''Bilmiyorum Merlin, işin içinde başka şeyler var gibi.'' dediğinde güldüm, ''Fakat güçlerimin olmadığı doğrulandı. Üstelik, boşverin. O kadar da önemli değil, sadece ezilmiş. Çok çok çoook fazla sinirlenmiş olmalıyım.'' dedim ve yatağıma doğru uzandım, ''Şimdi uyuyacağım ve uyandığım zaman ilk işimiz, kesinlikle aksatmadan, sizi çalıştırmak olacak ve buna grup seansıyla başlayacağız.'' dedim. ''Grup seansı mı?'' diye sordu Kai, sesi anlamadığını belli ediyordu. Esnedim, çok yorgundum fakat bir özet geçebilirdim sanırım, ''Savaşçıların birbirlerini tanımaları ve birbirleri için zahmete, fedakarlıklara ve birçok şeye girmeleri gerekiyormuş. Savaşlar ancak böyle kazanılabiliyormuş. Bunun örnekleri kitapta detaylıca var ama şu an anlatamam. Kısacası, beni yıkayan Elaine buna bir örnek.'' dediğimde, Elaineye döndüm,''Tekrar teşekkür ederim, zahmet verdim.'' Elaine gülümsedi, ''Ne zahmeti, herkes için aynısını yapardım. Üstelik banyoda ölme riski bence çok yüksek.'' dediğinde hafifçe kıkırdadım. ''Şimdi uyuyorum.'' dedim ve sinirli bir şekilde Escanorla Miles'a döndüm, ''Ben uyanınca barışmış, can kardeş, süper ikili, harika takım artık her neyse, ondan olacaksınız. Üzmeyin beni.'' dedim. Escanor başını onaylar bir biçimde salladığı zaman, Miles'ta onla beraber başını salladı. ''Biz şimdilik çıkalım, rahat rahat uyusun.'' dedi Kai, Elaine güzel gülleri başucuma koydu ve hepsi birlikte odadan çıktı. Yumuşacık yatağım diye daha fazla düşünemeden, düşler aleminde kendimi bulmuştum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD