İZ Bölüm 14

1445 Words
''Burası ne kadar büyükmüş...'' dedi Elaine. Saatin kaç olduğunu veya ne olduğunu bilmiyorduk ama kütüphanenin penceresinden gözümü dışarıya iliştirdiğimde, Ay hanım ile göz göze gelmiştik. ''Evet, bir kez geldim buraya sadece, kısa bir süre bile olsa hemen büyülenmiştim.'' dedim, Escanor, Miles ve Kai kocaman kütüphaneye korkmuş gözlerle bakıyorlardı. ''Aradığımız şeyi burada nasıl bulacağız?!'' dedi Kai, biraz sesi yüksek çıktığından olacak, havada tozlar uçuşmuştu. Herkes öksürürken, ben bu soruya gülmemek adına kendimi çok zor tutuyordum. ''Kategori denilen bir olay var, bilmem bilir misin...'' dedim, Kai bana anladığını belirten gözlerle bakınca cümleme devam ettim, ''Sadece kategorinin ne olduğunu bilmemiz gerek. Yani, özel güçler? Ders kitapları? Su elementi, çiçek büyüleri, telekinezi? Size en yakın olan kelimelere bakacağız. Etrafa dağılırsak işimiz kolaylaşabilir.'' dedim, ''Ne kadar çok bulursanız, ortada toplayacaksınız ve bunları gerekirse sabaha kadar inceleyip, işimize yarayanları kenara koyacağız. Sonra da, sizi eğitebildiğim kadar eğiteceğim.'' dedim. Herkes bana bakıp başını onayladı ve farklı yönlere dağıldı. Escanor ise, hala önümde duruyordu. ''Burada kaybolabilirim.'' dediğinde ona anlamamış gibi baktım, evet burası kesinlikle fazla büyüktü. ''Efendim?'' ''Beraber gitsek olmaz mı? Yani, kaybolmak istemem.'' diyince hafifçe sırıttım, komikti. ''Olur.'' dedim ve Escanor'u yanıma alarak yola koyuldum. Çok büyük raflar vardı ve en üst raflara nasıl bakacağım hakkında düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum. ''Üst raflara nasıl bakacağız?'' dediğim zaman Escanor yanından bir su şişesi çıkardı, ''Eğer yeterse merdiven yapabilirim.'' sonra yanında taşıdığı çantasının içindeki diğer şeyleri daha gösterdi, doğrusu şeyi, su şişeleri. ''Savaşa bunlarla katıldım, daha fazlasıyla...'' dedi, evet, neyi bükecekti ki başka? Başımı onaylar manada salladım. ''Önce altlara bakalım, Elaine bence üst tarafları halledebilir, yüz yıllık kitapları su içerisinde bırakasım yok pek.'' dedim, biraz kırılmış gibi görünse bile bana hak verdi ve arkamdaki raflara yönelip, kategori isimlerine bakmaya başladı. Çocuk bilgileri, İnşaat yapımları, Resim, Sosyoloji, Hastalıklar, durdum. Hastalıklar kategorisine göz atmaya başladım. Tedavi yöntemleri kitabı, Çocuk Tedavisi kitabı, Özel Savaşçı Hastalıkları Ve Tedavileri kitabı(El yapımı; Profesör Hassmof. Bu kitapları elime alıp, kategorilere bakmaya devam ettim. Yemek tarifleri kitabını elime aldım, erzağın yettiği yere kadar yemek yapabilmemiz gerekliydi. Grupta yemek yapan birisi var mı emin değildim, o yüzden bu kitabı da almaya karar verdim. ''İşe yarar bir şey buldun mu?'' diye sordum Escanor'a bana dönüp elindeki kitabı gösterdi, Büyücü İnsanların Tarihi, Telekinezi Gücü Hakkında Araştırılan 10 Bilgi, İblisler, Tanrıçalar ve İblisler Arasında Savaş Tarihi(Tanrıça yazımı.) ''İşe yarayabilecek şeyler, kalsınlar.'' dedim ve önüme dönüp bakmaya devam ettim. Bir sürü saçma salak kitabın olması sinirimi bozuyordu, mesela bir yerde 6+ yaş için okuma kitapları vardı, dikkat çekmek isterim 'gökyüzünde olan bir merkezde' vardı bu kitaplar. ''Hey'' diye bir ses duyduğum zaman kafamı ileriye çevirdim, Miles elinde saydığım kadarıyla 20'den fazla kitabı havada taşıyarak bize doğru geliyordu. ''Elaine yukarı raflara bakıyor ve aşırı işe yarar şeyler buldu.'' dedi, kafamı yukarı kaldırdığım zaman Elaine'nin gülden olan kocaman bitkisi tepede, üst raflara bakıyordu. ''Alt raflarda işe yarar hiçbir şey yok.'' dedim, başını onaylar anlamda salladı ve kitapları yavaş yavaş havadan kucağıma koymaya başladı, ''Göz at.'' dediği zaman, kucağımda olan kitapları yere koyarak oturdum ve bakmaya başladım. Bükücüler, Büyülü Orman Koruyucusu'nun Hayatı, Reenkarnasyon Bilgileri,Kendini Gizleyen İblis ve Yaratma Gücü Hakkında Araştırmalar, bu kitap ismi çok uzundu, İyileştirme Büyüleri'nin Dersleri, Orman Büyüsü'nün Dersleri 1, Orman Büyüsü Dersleri 2, İyileştirme Büyüleri'nin Dersleri 2, Telekinezi 1, Telekinezi 2, Bükücüler 2, Özel Büyüler, Savaş Taktikleri, Varlıkların Savaş Tarihi 1, Varlıkların Savaş Tarihi 2. ''Bunları nereden buldunuz?'' Dedi Escanor, bunlar neredeyse işimize yarayabilecek her şeydi. ''Bunlar daha hiçbir şey, tüm önemli şeyleri en üst raflara koymuşlar. Tüm Eğitim kategorileri ve Tarih kategorileri üst raflarda. Bir görseniz, aklınız hayaliniz durur! Onları almadan, Elaine Merlin'in göz atmasının daha iyi olacağını, şimdilik bunları Merlin'e göstermemizi istedi.'' Ayaklandım ve kitapları geri Miles'a verdim, ''Bunları giriş kapısına götür. Ben yukarı raflara bakacağım,'' Escanor'a döndüm, ''Sen de Miles ile git. Yolda giderken yine de alt raflara bakın.'' dedim. Kafalarını onaylar anlamda salladığım zaman, içimdeki üzüntünün öfkeye dönüştüğünü ve o öfkenin konuştuğunu hissediyordum. Sert, emredici... ''Elaine!'' diye bağırdım, Elaine bitkisiyle aşağıya doğru inerken, siyah gülünün bir yaprağını bana doğru açtı ve, ''Bin.'' dedi. Tereddüt etmeden ayağımı yaprağa attım ve çiçek beni nazikçe içine doğru çekti. Bitkinin gövdesi üstlere doğru ilerlerken, bu gücün aşırı işe yaradığını düşünmeden edemedim. ''Neden önemli her şeyi üst raflara koymuşlar anlamadım.'' dedim, fakat Elaine buna cevap vermek istememiş olacak ki,  gözlerime bakıp önündeki kitaplara bakmaya devam etti. Ben de aynısını yaptım, Büyücüler isimli 3 kitap buldum, Savaşçı Eğitimlerine dair 4 kitap buldum, Elaine'de eline birkaç kitap almıştı, elindekilere göz gezdirdiğim zaman kitaplarda Aura Nasıl Hissedilir, Aura Görme Eğitimleri, Irkların Auraları. Anlaşılan öğretmenlerimizi, yani ailelerimizi, katleden iblisleri bulmayı çok istiyordu Elaine. Hoş, hepimiz istiyorduk bunu. ''Eğer...'' dedi, kitapları bir eliyle tutmuş, diğer eliyle elini sımsıkı yumruk yapmıştı, ''Eğer bizi eğiteceksen lütfen çok iyi eğit tamam mı?'' dedi. Hafif nemli gözlerinde, aslında üstüme düşen görevin çok büyük olduğunu anlamıştım. Ona güven vermek istercesine gülümseyip, bir elini omzuma koydum, ''Tamam.'' dediğim zaman, herkes aramaya devam etti. -Yaklaşık 4,5 saat sonra- ''Toplamda 126 kitaptan işe yarar 66 kitap mı kaldı?'' dedim, hepsi yüzüyle beni onaylarken, Miles hepsini kategorilerine diziyordu. ''2 tane yemek, 40 tane hepimizin özel yeteneklerine ait eğitim kitapları, 16 tane tarih kitabı, 8 tane tedavi kitabı.'' dediğinde derin bir nefes aldım, demek ki bu kooooooooskocaman dediğim çöplükten ancak bu kadar işe yarar şey çıkıyormuş. ''Burası bir çöplükmüş!'' dedim sinirlenerek. ''Bence 40 eğitim kitabı çok iyi, hem diğer kitaplar diğer güçler içindi, toplamda 100'den fazla güç olduğunu düşünürsek, burası bizim için çöplük fakat başkaları için değil.'' dedi Escanor, ona bakarak hak verdim. Bizim işimize yarayacak kitaplar bunlardı. ''Pekala, bir çizelge ve ders programı yapmam lazım. Şimdi, her gün sırayla kalkıp yemek yapacağız, çamaşır yıkayacağız, odamızın temizliğinin sırası değişecek fakat malikane için herkese özel görevler verilecek. Ayrıca hepinizle günde en az 2 saat çalıştırma yapacağız, umarım anlaşılmıştır.'' Herkes onaylar bir biçimde kafasını salladı, cümleme biraz daha cesaret alarak devam ettim, ''Derslerde, beni arkadaş değil, öğretmen olarak görmeniz gerekli, yoksa inancımızı tam sağlayamayız. Ayrıca, bu kitaplarla olabildiğince ilerlemek zorundayız. Kendinize ayıracak vakti uyku saatinizden alacaksanız alın, o kısım beni ilgilendirmiyor.'' dedim, herkes yine onayladı. ''Hepinize ait kitapları hiç uyumadan okumam 4 günümü alır, 1 günde uyku için süre verirseniz, 5 gün sonra sizi eğitmeye başlayacağım, 5 günlük dinlenme için izniniz var.'' dedim ve yine herkes başıyla beni onayladı. ''Hiç uyumayacak mısın?'' dediğinde Escanor, onu kafamla onayladım. ''Sen uykuyu çok severdin.'' dedi Kai, yine onu onayladım. ''Mesele ailelerimiz, uykumu düşünmek daha daha sonra gelebilir. İlk hedefimiz, Dünyayı bu iğrenç yaratıklardan kurtarmak ve her ne kadar özel güçlerim olmasa da burada bana büyük bir görev düşüyor, savaşçıları eğitmek, uyku daha sonra da gelebilir.'' dedim. Herkes etkilenmiş gözlerle bana bakarken hiç utanmamıştım. Bunlar gerçek düşüncelerimdi. ''Merlin bu kadar ısrarcıyken, bize de canımızı dişimize takıp çalışmak düşüyor.'' dedi Miles ve elini öne doğru uzattı. Herkes elini onun elinin üstüne koyarken, hafif bir sıcaklık ve dostluk hissiyatı bedenimi kaplamıştı bile. Elimi en son koyarak, Miles'ın bağırmasına izin verdim, ''Savaşçılar Dünya, Dünya İnsanlık İçinnn!'' dediğinde, herkes elini havaya kaldırırken, bu lafa katıla katıla gülmüştük. ''Ciddi olamazsın!'' dedi Elaine ve Kai gülüşlerinin arasından. ''Çok ciddiydim.'' dedi Miles, biraz utanmıştı fakat yine de gülmekten kendimizi alıkoyamamıştık. ''Ben beğendim.'' dedim kahkahalarımın arasından ve elimi Escanor'un beline hafifçe vurarak kahkahamı daha çok arttırdım, ''Be..bence Ha..harikahahahaha.'' derken nefes bile alamıyordum. Kahkahalarımız havaya karışırken, en son ne böyle ne zaman birileriyle güldüğümü merak ediyordum. O kadar uzun zaman olmuştu ki, bu hissi çok özlemiştim. Bu kalabalık, sırtını dayayabilecek birilerinin olmasının hissini. Onlara şimdiden değer vermeye başlamışken, kaybettiğim değerli her şey için elimden geleni yapacaktım ve biliyordum ki, bu kahkaha atan grubumun arasında, hepimiz bunu yapmaya çoktan hazırdık. Escanor ile göz göze geldiğim zaman, ona sarılma hissiyatımın çok fazla arttığını ve yine o nane kokusunu duymayı çok istediğimi hissettim. Herkes kahkahalarını kesip kütüphaneden çıkarken, bana iyi şanslar dilemişti, fakat ben bu düşüncelerim yüzünden sanırım sadece hepsine gülümsemiştim. Escanor en son bana gülümseyip kapıdan çıkacağı sırada seslendim, ''Hey, Escanor.'' Elini kapıya atmadan önce kapının önünde durdu ve ayak uçlarında arkasına döndü, ''Efendim?'' ''Şey...'' dedim, biraz fazla utanmıştım. En son böyle bir gecede, yine yalnız kaldığımızda ona yaptıklarımı hatırladıkça dayanamıyordum, ''Annem gibi kokuyorsun ve...'' derken, Escanor üç koca adımda yanıma yaklaştı. Ve kocaman kollarını kafamın üstünden sarıp, beni göğsüne doğru bastırdı, ''Utandığını fazla belli ediyorsun, sorun yok.'' dedi. Nane kokusu yine ciğerlerime doluyordu, bu sefer sarılan Escanor değildi, annemdi. Onun elleriydi. Ve ben, onun için her şeyi yapmaya hazırdım. ''Her şeye hazırız Merlin.'' diyen Escanor'da kesinlikle aklımı okuyor olmalıydı. Popo kafalı ördek... Gülmedi... Demek ki okumuyor. Hafifçe sırıttım, kesin annem bunu duymuş ve gülmüştü. Escanor kollarını benden ayırdığı zaman yüzüne bakıp teşekkür ederim manasında gülümsediğim de, iki parmağını alnına koyup bana selam verdi ve kapıya doğru yürüyerek odadan çıkıp gitti. Kitaplar ve ben kalmıştık, gecenin kaçı bilmiyordum ama korkudan, heyecandan uykum gelmiyordu. Bu koskoca 4 gününde bu kadar uykusuz geçmesini diliyordum. Sahi, gerçekten ben kitaplar ve koskoca 4 gün kalmıştık...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD