Buraya birkaç şey yazmak istiyorum. Şu an küçücük bir aile olduk ve kitabı yazarken, aslında hiç sevmemiştim kitabı ve nedensizce hemen bitirmek, final yapmak istiyordum. Sonra sizleri yani şu an olan küçük ailem 'Yeni bölüm nerede!' diyerek içimdeki umudu yetiştirdiniz, şu an orada yazan okunma sayısı 1,01k ve bununla MANYAAAKKK gurur duyuyorum. Ne kadar küçükte olsak bu benim için çok büyük bir başarı ve inanıyorum kitap daha da ilerleyecek, yeni küçük ailemizi kitaba katacağız. Sizden ricam, kitabı seviyorsanız arkadaşlarına önermeniz. Çünkü ben artık kitabımı çok seviyorum.
Bu yolda ilerlememe yardımcı olan ve yorum atmaktan hiç bıkmayan Zeynep'e teşekkür ederim. O benim en yakın arkadaşlarımdan ve destekçilerimden. O olmasaydı bu hikaye belki bu bölümü bile görmezdi. Neyse, iyi okumalar!
Lütfen oylarınızı esirgemeyin kesme şekerlerim! Oy+yorum= En kısa zamanda yeni bölüm
-
''Herkesin öldüğüne inanamıyorum.'' dedi Elaine, herkes boş boş kanlı yerlere ve cesetlere bakarken ben onun titreyen ellerine bakıyordum fakat Escanor'un yanından oturduğum yerden kalkma cesaretinde bulunamıyordum.
''Güçlerimizi kontrol etmeyi, seviye atlatmayı tam olarak bilmiyorduk.'' dedi Kai, sesindeki hüzün yüreğime değmişti.
''Seviye atlatmak?'' dedi Miles ve boş boş yüzüne baktı. Elinde dönderdiği kalemle ilgileniyordu. Ne kadar boş gözükmeye çalışsa da arada gözü babasına kayıyordu.
''Lord Bruce söyledi, Leydi Umrenayı kurtaramadım, neredeyse kimseyi kurtaramadım çünkü çok ileri seviye bir büyü gerektiriyormuş ve bu neredeyse yıllarımı alırmış. Lanet olsun!'' dedi, gözündeki yaşlar, yerdeki kurumuş kana değince, kan ayaklarının ucuna doğru aktı ve sözlerine hıçkırarak devam etti, ''Bizi eğitecek kimse kalmadı, bize yardım edecek kimse yok ve biz insanlığı bu halde mi kurtaracağız? Herkesi öldürerek mi!'' dedi ve hiddetlendi, hıçkırıkları kesilmiyordu, ''HEPSİ SENİN VE APTAL KİTABININ SUÇU!'' diye bağırdı ve üzerime doğru yürümeye başladı.
Ben korkuyla bakıyordum ona. Böyle olmasını ben mi istemiştim sanki? Suçlu olduğumu düşünmemiştim hiç, ne istenilirse onu yapmıştı ben. Grup 2'nin böylesine hain olduklarını nereden bilebilirdim?
Kai üzerime yürürken, Escanor ayağa kalktı ve bir adımla önüme geçti,''Birilerine suç yüklemeyi bırak. Bu çok can sıkıcı, o böyle olsun istemezdi.'' dedi. Gözlerim dolmuştu ve bu ona 2. kez minnet oluşumdu.
''OOOO! Siz de iyice bu ceset gölünde sevgilicilik oynuyorsunuz!'' diye bağırdı Kai fakat demesiyle Escanor'un yumruğunu yiyerek yeri boylaması bir oldu.
''ÇOK SAÇMA VE APTALCA KONUŞUYORSUN!'' dedi Escanor ve bağırarak devam etti,''LEYDİ ELİZABETH NE DERSE ONU YAPTI BU KIZ VE SENİN AKLIN FİKRİN BİRİLERİNE SUÇ YÜKLEMEKTE!'' dedi. O sırada Elaine, Escanor bir daha Kai'ye vurmasın diye Kai'nin üzerine bir sarmaşık örmüştü.
''Ona bir daha vurursan, seni bitkilerle sabitlerim yerine Escanor.'' dedi Elaine, stres ve gerginlik bedenimizi ele geçirmişti.
''Gerçekten bu kadar olayın üstüne kavga mı edeceğiz?'' dedi Miles, gözlerini sonunda babasından çekip bizimle buluşturdu, ''Ayrıca... Escanor haklı bence de Merlin'in suçu yok, annesi ne derse onu yaptı, ben olsam ben de yapardım. Ne kadar olayı anlamasak bile.'' dedi ve bakışlarını benimle sabitleştirdi. Sanırım neler olduğunu anlatmamı istiyordu.
''O kitap,'' dedim ve derin bir nefes aldım, ''İsmi 'Gelecek Kitabı' geleceğe dair olacak olaylarla ilgili birkaç kehanet gösteriyor ama herkese değil. Yani, asla kötü olmayacak, olamayacak savaşçılara kehaneti gösteriyormuş. Annem bir gece beni yanına çağırdı, Escanor biliyor.'' derken Kai ve Elaine bu duruma çok şaşırsa da Miles tek bir tepki göstermemişti.
''Eee, sonra?'' dedi Kai.
''Sonrası, kitap kehaneti göstermediği gibi sesli okutmuyor. Çünkü sanırım yazdığı şeylerin kötü olabilecek veya kötü insanların duymasını istemiyor. Her neyse, annem kitabı önüme itip okumamı istedi ve sessizce okudum. Seçilmiş kişi olduğumu görünce çok sevindi ve sadece savaşçıların kehaneti başkalarına göstermek için açığa çıkarabileceğini söyledi.''
''Yani kitap kötülerin eline geçmesinden korktuğu için, kötü olabilecek ve olanlara kehaneti hiçbir şekilde öğretmiyor ama seçilmiş savaşçıya onu gösterme hakkı mı veriyor?'' dedi Elaine, başımı onaylar anlamda salladım, ''Çok saçma! Ya savaşçı kaçırıldıysa kötüler tarafından?''
''Demek ki kitap öyle bir durumda seçilmiş kişinin kötülere asla kehaneti göstermeyeceğini biliyor.'' dedi Miles. Yani kehaneti göstermemek uğruna can vermeyi tercih etmemizi söylemişti. Evet, kitap buna güvenmişti.
''Fakat Elizabeth, bir hata yaptı?'' dedi soru sorarcasına Kai, başımı olumsuz anlamda salladım.
''Kimse anneme 5 savaşçı olması gerektiğine inanmıyormuş, çünkü özetle kehanette 5 savaşçıdan bahsediyor.'' dedim, 5 savaşçı demek için çok zorlanmıştım,''Kehaneti özetlerken bile zorlandım, her neyse, sonuç olarak odada sadece grup 1'in anne ve babaları olması gerekirken, grup 2 çıkmayı reddetti ve grup 1 bunu onayladı. Annem çok sinirlendi ve beklemek yerine o an göstermeyi tercih etti veeee, buradayız.'' dedim, kollarımı iki yana açarak etrafı gösterdim, ''Bunların olacağını bilsem asla yapmazdım zaten!'' diyerek Kai'ye bağırdım, bana doğru yaklaştı.
''Biliyorum.'' dedi ve bir elini omzuma koydu, ''Özür dilerim.''
Başımı onaylar manada salladım ve ayağa kalktım, ''Önce etrafı temizleyelim, sonra aklımda bir fikir var.'' dedim, herkes meraklı gözlerle bana bakarken temizlik işi herkesın aklına yatmıştı.
''Ban ve diğer korumaya ne oldu?'' dedi bir anda Kai,
''Onlar hainler adına çalışan başka bir iblis türü çıktı, gittiler.'' dedi Escanor. Ölüm sessizliği olurken, herkes daha da büyük sıkıntıların bizi beklediğini hissetmişti.
Kendimi böyle bir durumda çok güçsüz ve çaresiz hissediyordum. Banyonun olduğu yerlere doğru ilerlerken, ayak bağı olduğumu düşünüyordum. Belki olmasaydım, bunlarda olmazdı. Fakat dik durmalıydım, hala onlara yardım edebileceğim bir konu vardı.
Önce etrafı temizlemeli, sonra fikrimi sunmalıydım.
Banyoya doğru ilerlerken, Miles banyoya bile girmeden elini uzatarak kendine bir süpürge aldı, ben bir kova ve paspas alırken, Escanor deterjanları ve minik toz bezlerini almıştı. Elaine, bitkiden bir kaç uzuv yaratarak, bitkilerin dallarının üzerine birkaç temizlik malzemesi daha koydu ve Kai'de 5 maske ve eldiven alarak geri yola koyulmamıza yardımcı oldu.
Bize diyorlardı ama bence kendileri hiç birbirlerinin yanından ayrılmıyorlardı! Saçmalığa bak!Ben bunları düşünürken yanımdaki Escanor ofladı,''Kan lekeleri... Midemiz bulanmadan bu işi halletsek bari.''
''Maskeler ve eldivenler çok yardımcı olacak.'' dedim. Önüme bakıyordum fakat kıkırtı seslerini duymuştum.
''Görmemizi engellemiyorlar ya.'' dedi, haklıydı ama ortalığı temizlemeliydik. Günlerce böyle yaşayamazdık. Buranın bizi bir süre idare etmesi gerekliydi. Daha ilk haftamızdan katliam çıkmışken, idare etmek zorundaydık. Hole geldiğimiz zaman Kai'nin getirdiği maskeleri ve eldivenleri ellerimize geçirdik.
Kova'nın içine mutfaktan biraz su doldurdum ve geri odaya getirip Escanor'un getirdiği yer silmek için olan deterjandan biraz döktüm ve paspası içine batırdım. Aynı işlemi beş kişi birden yapıp, koca holdeki kan lekelerini teker teker silmeye başlamıştık.
''Miles, sen yeteneğin ile cesetleri kaldırıp, atabilirsin. Fakat çöp poşetlerini almayı unuttuk, banyoya gidip alman lazım.'' dedim. Kimsenin aklına gelmemişti bu ve benim de yer silerken aklıma geliyordu. Kimse cesetleri ellemek zorunda değildi, Miles'ın gücüne ilk kez bu kadar hayran kalıyordum. Şu an çok kullanışlıydı.
''Tamam.'' dedi sessizce ve elindeki paspası bırakıp, banyoya doğru ilerlemek adına holden çıktı. Hepimiz hala yerdeki kurumuş kanları silerken, bu işlemi cesetlerin yanına gelmeden yapmaya çalışıyorduk. Bu yüzden hepimiz cesetlere en az 5 adım kala yerdeki tüm kanları silmiştik fakat, cesetlerin olduğu yerdeki kanlar hala duruyordu.
İstemiyordum açıkcası, fakat elime bir toz bezini alıp hafifçe mutfağa geçip ıslattım ve hole geri dönerek, yavaşça annemin cesedinin yanına geldim. Beyaz elbisesi kanlar içerisindeydi, yeşil gözleri kapanmıştı. Saçlarına dokundum, sonra yüzüne. Saçları hala yumuşacıktı fakat yüzü, artık o kadar sıcak değildi. Yavaşça elindeki ve yüzündeki kanları silerken, odadaki herkes benden cesaret almış gibi anne ve babasını küçük toz bezlerini ıslatarak siliyordu. Gülümsedim, birbirimizden cesaret alıyorduk.
Onları yıkayamazdık, buna gücümüz yetmezdi, o yüzden ben elimden geldiğince annemi temizledim. O sırada Miles odaya çoktan gelmiş, aynı işlemi babasına tıpkı bir cevhermiş, hatta cevherden bile daha değerli bir şeymiş gibi silmeye başlamıştı. Gözlerindeki yaşı gördüm. Sahi, bir tek o ağlamamıştı ama şimdi, babasının bedenine damlayan yaşları görebiliyorduk.
Herkes benim gibi, ağlayan Miles'ı görünce yavaşça yanına gitti. Elaine, 5 tane güzel kırmızı gül yaratarak, cesetlerin saçlarının arasına yerleştirdi, Miles'ın babasına gelince gülü Miles'a uzattı. Miles göz yaşları yüzünden utandığı için, yüzünü kaldırmadan Elaine'nin elindeki gülü aldı ve babasının ceketinin cebine yerleştirdi, ''Güllerin solmasından nefret ederdi.'' dedi, ''O yüzden cebine koydum, bu gül solarsa, o bunu göremez, hep o canlı gülü hatırlar.'' dedi ve yüzünü kaldırıp, mavi cam gibi gözlerini gözlerimize dikerek sordu,
''Değil mi?''
Hepimiz onu onayladığımızı belli edercesine sarıldık. Hepimiz mutsuzduk, o da mutsuzdu. Bir savaşı kaybetmiştik fakat inanıyordum, diğerini, diğerlerini biz kazanacaktık!
Kazanmak zorundaydık.
Miles'a sarılma işimiz bitince, Miles cesetleri dikkatlice kaldırıp, çöp poşetlerine koymaya başladı. Hepimiz bu anı görmekten kahrolduğumuz için, cesetler kalkar kalkmaz, onların altında kalan kanları silip, Miles'ın işine bakmamaya çalışıyorduk. Fakat bakmasak bile, Miles'ın bu işi çok dikkatle yaptığını biliyordum, biliyorduk.
Yerdeki tüm kurumuş kanlar bitince, başka toz bezleri alıp, onları ıslatıp, camlardaki, kapı kenarlarındaki ve duvarlardaki kanları silmeye çalıştık. Duvarlardaki kan, ancak boyayla geçebilecek gibi durunca, duvarları pes edip, geri kalan alanları siliyorduk. Hepimiz terlemiştik ve Miles cesetleri özenle bir çarşafa sarıp, hiç kullanılmayan bir odaya kaldırmak adına aramızdan ayrılmıştı.
Bedenen zor işleri biz halletmiştik, Elaine ulaşamadığımız yerler için bitkiler yaratıp, bizi yukarı taşıyordu ve sonra bitkilerini kurutup, Miles'ın fazladan getirdiği çöp poşetlerine atıyordu. Diğer yerlerdeki kanlar bitince, derin bir nefes alarak yere çöktüm. Aynı işlemi sırtıma yaslanarak Escanor yapmıştı. Sonra Elaine ve Kai bize katıldı. Hole sessizce giren Miles'ta yanımıza çoktan ulaşmıştı.
''Bitti.'' dedi Miles, hepimiz onayladık. Temizlik sonunda bitmişti.
''Yüreğimizdeki acıyı da silebiliriz umarım.'' dedi Kai, yine hepimiz sessizce onayladık.
''Senin fikrin ne Merlin?'' diye sordu Escanor, gözlerini gözlerime dikince yutkundum.
''Eğitim...'' dedim sessizce,''Kütüphane, Gelecek Kitabı gibi değerli kitaplar taşıyor ve öğretmenlerimiz eğitimlere kitaplarla girmişti. Yani en azından 3 günlük eğitimde bu kadarını gözlemleyebildim. Bir ihtimal... Bir ihtimal belki güçlerinizi geliştirecek, seviye atlatacak kitaplar vardır.'' dedim ve yutkundum, herkesin gözü bu sefer benim üzerimdeydi,''Benim gücüm yok ama eğer öyle kitaplar varsa eğitim odalarında size yardımcı olurum. Profesyonelce olmaz fakat.'' diyerek bitirdim, Escanor'un gözleri parlamıştı.
''Bu harika bir fikir Merlin!'' dedi kollarını bana doladı.
''Aynen!'' diyerek Elaine'de aramıza katıldığında, herkes bu parlak fikrim için bana sarılıyordu. Korkuyordum. Çok korkuyordum.
Fakat bugünün, ağlayan Miles'ın, cesaretle savaşan Escanor'un, narin Elaine'nin, yıkılan Kai'nin intikamını alacak, ayak bağı olmayacaktım.
''Bu yolda hep beraberiz.'' dedim. Hep beraber olacağız, birlikte.
''Birlikte.'' dedim, düşüncelerimi dile getirerek ve hepsi bir ağızdan bağırdı,
''BİRLİKTE!''