İlk bölüm : olaylı karşılaşma
Usulca dalıp gittim denizin en uçsuz bucaksız yerlerine kumsal da otururken... Oysa 1 hafta önce hayatım ne kadar da normal ve sıradan Dı her şey olması gerektiği gibiydi her şey sıradan Dı ama şimdi öyle değil şimdi nasıl başa çıkacağımı bilmediğim bir sürü derdim olmuştu. Derin bir iç çektim ve gözlerimi kapatıp arkaya doğru uzandım. Kaybolup gitmek istiyordum yok olup her şeyi unutmak istiyordum.Hee bu arada ben Tuğçe.Musmutlu giden bir hayatımın 1 haftada çöküş hikayesi..
1 hafta önce...
"hadi kızım artık uyanmalısın saat kaç oldu" diyen annemin tatlı sesiyle açtım gözlerimi gerçi açmakta da baya zorlanmıştım, uykuyu seven bir insandım akşam 8 de bile yatsam ertesi gün öğleye kadar uyuyabilirdim ama bu çokta mümkün olan bir durum değildi. Gözlerimi açmış dışarıdan süzülen ışığa karşı direnmeye çalışıyordum aynı zamanda da hayatıma sorgula evresiydi bu, ama bu sefer o kadar uzun sürmedi çünkü annemin tatlı sesi yine düşüncelerimi bölmüştü. Onu daha fazla sinirlendirmek istemedim çünkü sinirlenince Laz damarı tutuyordu ağzından çıkan hiçbir şeyi anlamıyordum hatta bazen annemi tanımakta zorlanıyordum.. Evet annem babam dedelerim babaannem anneannem yani kısaca tüm sülale rizeliydik bende de biraz asilik vardı ama okulu dışarıda okuyunca her zaman geçerli olmuyordu o asiliğim.. Yataktan doğruldum camdan denize bir göz kırpıp banyoya doğru ilerledim, odam deniz manzarılıydı çünkü denize yakın bir yalıda oturuyorduk aile durumumuz baya iyiydi bende evin tek çocuğu Tuğçe aslanoğlu.Annem ile babam ayrılınca dedem babamın soy adını taşımamı istemedi beni kendi evladıymış gibi nufüsuna aldı babamla da görüşmemi yasakladı ki zaten o demese Bile ben onunla görüşmek istemezdim çünkü babam iki kadının yani benim ve annemin çok fena kalbini kırmıştı onu hiç affetmedik affetmeyede niyetimiz yoktu. Kısa bir duşun ardından çiçekli mini elbiselerimden birini üzerime geçirdim üzerin de papatya desenleri vardı papatyalara bayılırdım en sevdiğim çiçekti. Sütlü karemel su dalgası saçlarımı da salık bırakıp ön perçemlerime hafif çekil verdim çok makyaj yapmayı seven bir insan değildim benim için bir rimel ve ruj yeterliydi. Beyaz spor ayakkabılarımı da ayağıma geçirip aşağı indim, annem bana biraz tatlı ama birazda kızgın bir şekilde bakıyordu annemle babam boşanınca dedem bizi bırakmadı onun evinde yaşamaya başladık dedem 45 50 yaşlarında bir adamdı ama gören 45 yaşında demezdi gayet formunda bir adam Dı. Karanlık işlerle uğraştığı çok belliydi ama hiçbir zaman kurcalamadım zaten aslanoğlu soyadını almamı bundan dolayı istiyordu bana zarar gelmemesi için bir soy adı insanı ne kadar koruyabilirdi ki."günaydın ayçiçeğim" diyip annemin yanağına ufak bir buse kondurdum oda bana aynı şekilde içtenlikle gülümseyip yanağımı öptü."bu gün bir planın var mı kızım" diye sordu annem."arkadaşlarla sahilde buluşup alışverişe gitmeyi planlıyorum anne hayırdır yoksa senin başka bir planın mı var"Diye sordum annemle arkadaş gibiydik her şeyi konuşup bir şekilde yolunu bulurduk." yok kızım öylesine sordum seni böyle özenle giyinmiş görünce dedim herhalde artık bir erkek arkadaş var" diyip göz kırptı.Ama ben annemin aksine gözlerimi devirdim, çünkü birine aşık olmak sevmek bunlar bana tuhaf geliyordu bu zamana kadar hiç aşık olmamıştım hatta hiç sevgilim bile olmamıştı bana boş gelen şeylerdi sanki birini hayatıma alırsam sonunda babam gibi çekip gidicek sanıyordum o yüzden bir erkekle olmak hayatta istediğim en son şeydi.Annemle güzel güzel sohbet edip gülerek kahvaltımızı yapmıştık. Sonra ben annemi tekrar öpüp evden çıktım. Karşımda da bir ton koruma vardı dedim ya size dedem karanlık işlerle uğraşıyor diye işte bunlarda onun kanıtıydı. Korumalara selam verip arabama atladım ve yola koyuldum aynadan baktığımda bir kaç Koruma benim arabamı takip ediyordu asla korumasız dışarı çıkamıyordum dedemin kesin emriydi. Telefonumu arabaya bağlayıp hiçbir şeyi umursamadan bir şarkı açtım ve söylemeye başladım sesim güzeldi herkes beğenirdi bende şarkı söylemeye bayılırdım. Sahile yaklaşınca gizemi aradım. Gizem benim en yakın arkadaşımdı onun durumu bizimki kadar iyi değildi zor bir hayatı vardı hem çalışıp hemde okumak zorundaydı bir çok kez ona yardım edeceğimi söylesem de hiçbir zaman bunu kabul etmedi gurur yapıyordu belkide ama ona hak veriyordum ben olsam belki bende aynısını yapardım." alo çiçeğim neredesiniz" diye sordum."sahile geldik canım seni bekliyoruz hadi çabuk ol" diye emir verdi bana emir vermeye bayılırdı."emriniz olur madam" dedim ve güldüm, oda aynı şekilde karşılık verdi bana. "10 dakika sonra oradayım" dedim ve kapattım.Biraz zaman geçtikten sonra arabadan inip gözlüğü gözüme taktım hava hem çok sıcak hemde çok güneş vardı hassas ve renkli gözleri olan bi kızdım gizeme göre bu dünyaya gönderilmiş bir peri kızıydım abartıyordu. Gizeme doğru yürürken bir çok kişinin bana baktığını görebiliyordum her şekilde dikkat çeken bir tipim vardı.Gizemi görünce kollarımı kocaman açıp ona sarıldım sadece 2 gündür görmüyordum, ama bana yıllar olmuş gibi geliyordu, uzun bir sarılışın ardından nihayet bir birbirimiz den kopabilmiştik diğer arkadaşlarımla da selamlaştıktan sonra bir çardağa geçip oturduk havadan sudan sohbet edip her zaman ki geyik muhabbetimizi ettik sonra kalkmak için ayaklandık herkes evlerine dağılmak üzere ayrılırken bende gizemi koluma takıp arabaya kadar gülüşe gülüşe gittik. Arabaya binip kemerleri taktıktan sonra tam hareket edicektim ki arabam yerinden oynadı. Evet şaka yapmıyorum bildiğiniz koca araba yerinden oynadı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken dikiz aynam dan baktığım da bir arabanın bana çarpmış olduğunu gördüm,duran arabaya çarpmak hangi salağın işi olduğunu merak ettiğim için sinirden dört köşe olarak bir hışımla çıktım arabadan.
-ne yaptığını sanıyorsun sen ya! Duran arabaya çarpmak nedir?
Diye kükredim.
Benim aksime gayet sakin bir şekilde arabadan inen adama aldırış etmeden sayıp sövmeye devam ediyordum ki lafımı ağzıma tıktı;
-hep böyle karşı tarafı dinlemeden ve nefes almadan sürekli konuşur musun?
Dedi ; Ses tonu o kadar tok ama aynı zaman da o kadar baş döndürücüydü ki aynı tipi gibi Bi an yüzüne karşı afallayıp kaldım hazır cevap birisi olan ben ne demem gerektiğini hatta nasıl bir laf söylemem gerektiğini durup düşündüm ve sonunda bişiler demeye karar verdim
-Duran arabaya çarpmanın siz tarafından nasıl bir açıklaması olabilir ki arabayı kullanmayı yeni mi öğrendiniz?
Dedim. Ağzım bunları söyledi ama kafamın içinde bambaşka şeyler dönüyordu adamın akıl almaz bir yakışıklılığı vardı o görüntü karşısında afallamamak aptallık olurdu ama kendime hakim olup coolluğumdan ödün vermemem lazım dı o yüzden kendimi hemen toparlamalıydım.
Ben bunları düşünürken o çoktan tek elini arabanın üstünden çekip komple bedenini dışarı çıkartıp yavaş adımlarla bana karşı yürümeye başlamıştı boyu benden baya uzundu 1.60 kızım adam dev sanki ona bakarken kafamı yukarı kardırmam gerekiyor resmen, ve üstelik gözleri dudakları çene yapısı Allahım sanki kalemle çizilmiş gibi mükemmel di. Neler düşünüyordum ben böyle ilk defa bir erkek için afallamıştım kafamın içini susturmak için kaşlarımı çatıp kafamı hızlı bir şekilde iki yana salladım o da çoktan yanıma gelmişti ve üstelik çok güzel kokuyordu...
-arabayı kullanmayı yeni öğrenmiş birine mi benziyorum sizce?
Kollarımı birbirine bağlayıp
-tam olarak bende onu düşünüyorum duran arabaya çarptığınıza göre ufak bir acemilik var sanırım
Biraz daha aramız daki mesafeyi kapattı ve tam gözlerimin içine bakarak
-belki dikkatim dağılmıştır olamaz mı?
Diyerek göz kırptı...
Ne sanıyordu ki acaba diğer kızlar gibi ağzının içine düşeceğimi falan mı tabiki hayır asla taviz vermezdim. Aynı onun gibi bir adım atıp kollarımı iki yana indirdim ve işaret parmağımı göğsüne denk gelecek şekilde dayadım tam gözlerinin içine bakarak
- ister yeni araba sürmesini öğrenmiş ol ister dikkatin dağılsın duran arabaya çarpmak tam olarak senin yapabileceğin bir aptallık.
Dedim ve dememle adamın gözlerinin karardığını görmem bir oldu çenesini sıkmaya başladı sinirlenmişti şimdi çileden çıkma durumu ona geçmişti tek kelime etmesine izin vermeden söyleyeceklerime gözlerinin içine bakarak demeye devam ettim
-bir de çıkıp özür dileyeceğin yere gelmiş bana dikleniyorsun pardon da kimsin sen bu küçük dağları ben yarattım havaları bana sökmez haddini bil
Diyip barmağımı ona karşı savurdum, daha fazla sinirlenmiş olduğu her haliyle belli oluyordu ve sadece gözlerimin içine bakıyordu sinirliydi ama gözlerin de anlamlandıramadığım farklı bir şey vardı. Ne kadar zaman oldu bilmiyorum ama hala gözlerimin içine bakıyordu sonra bir anda sanki afallamış gibi gözlerini iki saniyeliğine kapayıp açıp biraz geri çekildi aynı şekilde bende bir adım geri adım atıp tekrar ona bakmaya devam ettim farkında olmadan tanımadığım bu adamla fazla yakınlaşmıştık.
- acil bir toplantıya yetişmem gerekiyordu hızımı alamadım ve size çarptım" diyip elini bana doğru uzatıp konuşmaya devam etti
"Ben Ateş kılıçoğlu, kılıç holdingin patronuyum zararınız neyse karşılayabilirim"
derken eli hala havadaydı. Demek adı ateşti bu adam beni şimdiden yakmayı başarmıştı ama asla geri adım atmam ve taviz vermezdim. Bende karşılık olarak elini sıktım ve tam o anda bir şey oldu çok farklı hissettim kalbim vucudum çok farklı tepkiler içine girdi sanki ilk defa bir erkek elini tutuyordum bu nasıl bir histi yandığımı ve kızardığımı hissediyordum ama buna rağmen boğazımı temizleyip konuşamaya devam ettim.
-Bende Tuğçe Aslanoğlu ama sizin zararımı karşılamamanıza gerek yok ben kendim hallederim bu kadar ukala olmayıp özür dilemeniz yeterli" deyip elimi çektim oda yine sinirlenmişe benziyordu ki elini ensesine götürüp gözlerini kapayıp hafif yukarı doğru bakıp "ya sabır" dilercesine bir hareket yaptı, tabiki de zerre umrumda değildi tekrar bir şey demesine izin vermeden konuşmaya devam ettim
- Neyse ki sizden böyle bir şey beklemiyorum çünkü öyle bir yapınız yok daha fazla sizinle muhatap olmak istemiyorum iyi günler!
Deyip tekrar arabama geri döndüm.
Gizem olayı şaşkınlıkla izliyor olacak ki arabaya bindiğimde yüz ifadesi sanki savaştan çıkmış gibiydi, ne var der gibi bi bakış atıp hışımla arabaya oturup çalıştırdım Allah tan arabamda çok fazla hasar yoktu yani yolda ilerlememi önleyecek kadar hasarlı bir şey yoktu.
Ben söylene söylene giderken gizem yanım da kıkırdama başladı fazla belli olmasın diyede arada elini ağzına götürüp kapatıyordu sonunda dayanamayıp ona dönüp "neeeeğğğ" diye uzatarak bağırdım bunun üzerine daha fazla tutamayıp kahkaha atmaya başladı. O öyle ballandıra ballandıra kahkaha atınca tabi bende dayanamadım bende gülmeye başladım, ama tabi benim ki ona nazaran daha az ve hafifti gizem ise ağız dolusu kahkaha atıyordu resmen sanki bunda komik olan ne varsa sonunda dayanamayıp konuştum
-Gizem yeter artık neden bu kadar çok gülüyorsun?
Gülmesini dindirmeye çalışarak ama yine de gülerek konuştu;
-Koca Ateş kılıçoğluna Aptal dedin kızım oda yetmedi bide azarladın çocuk gibi halini sen görseydin şuan sende en az benim kadar gülüyor olurdun.
-koca Ateş kılıçoğluna mı? Ne alaka kızım şimdi!
Dedim biraz kafam karışmış biraz da şaşırmış olarak ünlü biri miydi yada önemli? Gizem kadar magazini takip etmediğim için çok bir bilgim yoktu. Bana allamaz bakışlar atarken hala anlamış ve olayı bağdaştıramamıştım.
-kızım ne demek o kim ne alaka!
Ateş kılıçoğlu çapkın play boyların başını çekiyor bide tabi kanun kadar zengin olduğunu karanlık işlerde de ünlü olduğunu var sayarsak sen adama resmen gel beni öldür dedin ama asıl komik ve ilginç olan kısmı ateş in sana olan tavrı ve yaklaşımı Acaba senden mi hoşlandı?
Deyip yüzüme aval aval bakmaya başladı, bense ona dönüp
-ne saçmalıyorsun acaba gizem yine kafanda kurdun oynuyorsun tebrik ediyorum seni üstelik adamın ne kadar çapkın ve zengin olduğu beni ilgilendirmez sanki bizi bilmiyorsun dedem için dediklerini ne çabuk unuttun.
Deyip önüme döndüm ama hala aklım gizemin dediklerindey Di benden hoşlanmasına ihtimal vermiyordum elbette sonuçta kim ilk defa gördüğü kıza karşı bişiler hissedebilir ki benim aklıma takılan karanlık işler demişti acaba dedem tanıyormuydu kafama takılan sadece buydu dedeme sorardım elbette ama ne diye soracaktım "Aptal ateş kılıçoğlu duran arabama çarptı dede bende onu çocuk gibi azarladım" mı diyecektim, diye düşünürken gizem düşüncelerimin arasına set vurdu ve konuşmaya başladı.
-Zaten ondan tuhafıma gitti ya normal de ateş için bu şekil de konuşmuyorlar yani hakkında sinirli bir yapısı varmış herhangi bir şeye kızınca karşısında ki insanı dinlemeden öfkesini ondan çıkartırmış sert bir karakteri varmış yani ki cinsel hayatı da pek rövanşta tek gecelik yaşadığı bir kızla hayatta ikince kez bir daha olmuyormuş bir tanıdıkla beraber olmuştuda bende ondan duydum işte çok iyiydi resmen havalara uçtum falan filan Bi ton şey anlatıp duruyor du kız kapısına kadar gitmiş tekrar olsun diye ama kovmaktan beter etmiş
Dedi allamaz bir tavırla.
- Gizem adamın cinsel hayatından banane beni ilgilendirmez seni de ilgilendirmez şu bilginin bana ne kattığını hala anlamış değilim saçma sapan konuşma artık" deyip Bı tık sesim yükselmiş olabilir oda heyacanla bana dönerek konuşmaya devam etti
-Tuğçe hala anlamıyor musun arkadaşım adam sana sinirlendi ama bir şey yapmadı aksine ılımlı davrandı
Dedi şaşırmış bir şekilde ve devam etti
"üç ihtimal var ya seni tanıdı ve deden den korktu
Ya etraf kalabalık diye bu şekilde davrandı
Ya da senden Etkilendi ki senden etkilenmeyen erkeğin gay olduğuna kalıbımı basarım" deyip hafif bir tebessüm edip beni süzdü, bende bu şirin iltifatının karşısın da ona tebessüm ettim ve ihtimalleri gözden geçirdim ve ilk ihtimal diğerlerine bakarak daha ağır bastı ama üçüncüsü de olsun isterdim neyse fazla hayal kurmamak gerek
-ilk ihtimal daha olası gizem adamın kimseden çekindiği yoktu ki tamam Aptal ama ilk defa gördüğü bir kıza karşı da etkilenecek bir tipi yok o yüzden ilk ihtimal daha olası
Deyip önüme dönüp sürmeye devam ettim.
" bilemiyorum artık tuğçecim bu işler hiç belli olmaz" deyip kollarını önüne bağlayıp yola bakmaya devam etti
Konu uzamasın diye bir şey demedim sadece göz devirdim uzun bir sensizlikten sonra gizemin evine gelmiştim onu bıraktım araba dan inip sarılıp vedalaştık ve eve gittiğimde haberleşmek üzere tekrar arabama binip sürmeye devam ettim. Ama yol boyu aklım hala ateş teydi koyu kahve rengi gözleri ve o alaycı tavrı hala gözlerimin önünden gitmiyordu ve kokusu sanki şuan yanımdaymış gibi burnum da kokuyordu neden böyle olmuştum hiç anlam veremiyordum kendimi bir tuhaf hissediyordum kafamı dağıtmak için bir şarkı açıp dinlemeye başladım ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama evime gelmiştim dalgın bir şekilde ellerimi saçlarımın arasından geçirip büyük bir sıkıntıyla oflayıp arabayı park ettim arabadan inince korumalardan biri yanıma geldi
-Tuğçe hanım hoşgeldiniz kaza mı yaptınız arka tampon biraz dağılmış gibi
- evet Mehmet bey aptalın biri duran arabama çarptı size zahmet yaptırır mısınız?
Dedim Mehmet bey de tabi dercesine başıyla onayladı bende içeri girdim o kadar kafam dalgın dı ki annemin yanımdan geçtiğini bile fark etmemiştim annem kolumdan tutunca neye uğradığımı şaşırdım
-Çiçeğim neyin var çok dalgınsın?
-bir şeyim yok anne dalmışım öyle
Dedim daha fazla sorgulamaması için ama annem hayatta konuyu öğrenmeden beni bırakmazdı
-Hadi ama kızım biliyorsun ki konuyu öğrenmeden bırakmam bence anlatmaya başlasan iyi olur
Dedi tehtidgar bir tavırla bende pes ederek
-tamam anne pes ediyorum üzerimi değiştirip bahçede buluşalım o zaman güzel bir kahve eşliğinde sana anlatırım"
Dedim bıkkın bir tavırla annemde yanağımı okşayıp başıyla onayladı bende odama geçip üzerime eşofman takımlarımı giyip aşağı indim annemde bahçede beni bekliyordu yanına gidip yanağına kocaman bir öpücük kondurup karşısına oturdum
-Anlat bakalım Tuğçe hanım nedir seni böyle düşünceli hallere çeviren alışık olmadığım hallerin bunlar " dedi kahvesinden bir yudum alarak
Bende bu gün olan biten her şeyi anneme anlattım hissettiğim duygulara anlam veremediğimi dile getirdim, annemle arkadaş gibiydik hatta dost o yüzden hiçbir şeyden çekinmiyordum olan biten her şeyi anlattım annemde bir psikolog edasıyla dinledi beni ve öyle bir şey dedi ki donup kaldım
-Demek kızım aşık olmanın ilk adımını yaşadı he "
Diyip hafif tebessüm etti bende şaşkın şaşkın
-Ne aşkı anne Allah aşkına aşk böyle bir şey mi sinirden deli oldum aşık olunca insan sinir mi olur" dedim kaşlarımı çatarak
-hayır kızım sinir olmazsın ama aklından da çıkmaz hele kalbin o anı hiç unutmaz ve her seferinde sen hatırlayasın diye çarpar beynin ise bunu kabullenmek yerine inkar edip sinirlenmeni sağlar
-nasıl yani anne ben belki bir daha göremeyeceğim bir adama aşık mı oluyorum?
-tam aşık oluyorsun diyemem ama sanırım sende bişileri etkilediği belli akşam deden geldiğinde kim olduğunu öğrenirim belkide bu son görüşün olmaz
-bilmiyorum anne ben senin gibi düşünmüyorum "
Dedim elimi yanağına koyup düşünceli düşünceli
Annemde yanıma gelip bana kocaman sarıldı bu hareket bir çok cümleye bedel di benim için bende ona karşılık verdim öyle içten sarılmak istedim ki sanki anneme son sarılışım mış sanki bişiler olacağını hissetmişim gibi bırakmak istemedim bir süre annemi her defasında sıkı sıkı sarıldım annem farkına varmış olacak ki
-Biraz daha sıkarsan kızım nefes alamayabilirim dedi
Bende bunun üzerine sarılmayı bıraktım o sıra telefonuma msj geldi bizim kızlar gurubun dan dı akşam yeni bir mekana çağırıyorlardı beni gidesim yoktu aslında ama kafamı dağıtmak için olabilirdi
Anneme dönüp:
-bizim kızlardan anne akşam bir mekana çağırıyorlar gideyim mi?
-Tabi git kızım hem biraz kafan dağılır
Başımla onayladım annemi ve yanından kalkıp hazırlanmaya başladım odama geçtim önce bir duş aldım banyo yapmak beni aşırı rahatlatıyordu suyun altın da iken sanki bütün dertlerim su ile akıp gidiyor gibi geliyordu ama bu sefer öyle olmadı ateşin yüzü gözlerimin önünden bir türlü gitmedi bende daha fazla oyalanmadan çıktım saçlarımı kuruttum zaten hafif dalgalı oldukları için şekil vermeme gerek yoktu üstüme bir crop altıma da kısa bir tayt şort geçirdim üstüme de uygun ince bir gömlek giyip önümü açık bıraktım zaten yeterince sıcaktı hava ayakkabı olarak beyaz spor ayakkabılarımı giyip telefon ve çantamı alarak odadan çıktım anneme yine kocaman sarılıp öpüp evden çıkmak üzere hareketlendim ama eğer geleceği görebilseydim evden hatta annemin yanından hiç ayrılmazdım ama nereden bilebilirdim ki başıma bunların geleceğini.
Arabaya geçip bana attıkları konumu açıp yavaş yavaş ilerlemeye başladım arada direksiyona vurarak şarkıya ritim oluşturuyordum ama şimde ki sıkıntı bir türlü geçmiyordu hayır ateşten kaynaklı bir sıkıntı değildi bu zaten olamazdı da ama tarif edemediğim farklı bir şeydi konuma geldim de çok fazla kalabalık olduğunu gördüm fazla kalabalık yerleri sevmiyordum ama mecbur gelmiştim bir kere kızlarla sarıldıktan sonra içeriye doğru ilerledik bar kısmına yakın bir yere oturup güncel konulardan konuşmaya başladık okullar yakın zaman da açılacaktı ve biz de bu sene mezun olup meslek edinecektik gerçi benim hastane baştan beri hazırdı mezun olmama gerek yok tu ama ben istemiştim sonuna kadar okumayı iyi ki de istemişim çok güzel dostluklar edinmiştim. Sohbet koyu bit şekilde devam ederken bişiler almak için hepimiz ayaklandık içki içen biri değildim zaten daha önce de hiç içmemiştim araba da kullanacağım için kola almayı tercih ettim barmene
-Bir kola alabilir miyim alkolsüz olsun dedim
Bunu dedim çünkü bazı yerlere kolanın içine alkol katıyorlardı Barmen de anlamış olacak ki yarım ağız sırıtıp bişiler hazırlamaya başladı sonra bana doğru bardağı uzatıp
- Afiyet olsun
Diyip sırıttı. Flörtöz hallerinden hiç hoşlanmamıştım yüzümü buruşturup hızlı bir şekilde hareket etmek istemiştim ki tam onda sert bir şeye çarpmam bir oldu biraz sendelesem de belime değen bir el sayesinde toparlanmam kolay oldu yüzüne baktığım da ise gördüğüm kişi karşısında adeta dumura uğramıştım ateş ti bu ve mükemmel gülümseme si bir hışımla doğrulup
-Yine mi sen
Diye kükredim adeta