Denizin kenarında uzun süre bekledim, yattım kumsala kıyıya çarpan dalgalara bakarım, huzurun sesini dinledim, telefonum yaklaşık bir saattir aralıksız çalışıyordu ama umurumda değildi kimin aradığı, yalnız kalmak istiyordum, yattığım yerden doğruldum, etrafıma baktığım az ileride aynı benim gibi bir kızın da oturup aralıksız denize baktığını gördüm acaba onun nasıl bir derdi vardı, genel olarak sahil boş gibiydi tek tük insan vardı sağıma soluma bakmayı bırakıp artık çalan telefonuma baktım, çağrı kapandığında telefon ekranına baktım 158 cevapsız çağrı 694 adet msj vardı, merak ettikleri çok belliydi telefonu açıp tam arama yapacağım sırada yine telefonum çaldı arayan ateş ti açtım ve kükremesiyle adeta irkildim
"neredesin sen tuğçe kaç saattir seni arıyoruz" diye bağırdı
Onun aksine sakin bir sesle
"biraz yalnız kalmak istedim ateş ne bağırıyorsun" dedim
Ateş
"bağırırım, başına bir iş geldi sandım, başın belada sansım korktum, sana bir şey olacak diye korktum." dedi endişeli bir sesle
Ben
"başım zaten belada ateş ve korkmana gerek yok iyiyim"
Ateş
"neredesin yanına gelicem, itiraz kabul etmiyorum tuğçe hemen söyle"
Bende
"gün ışığı cafenin karşında ki sahildeyim"
Ateş
"tamam kapat geliyorum ben gelene kadar bir yere ayrılma"
Ben
"tamam ateş"
Dedim ve kapattım.
Korktuğu her halinden belli oluyordu ama beni anlaması lazımdı yalnız kalmaya ihtiyacım vardı, kendime biraz çeki düzen verdikten sonra yan tarafım da olan kıza gözüm kaydı ayağa kalkmıştı ve sanırım ağlıyordu, telefonla konuşuyordu sanırım ama daha çok karşı tarafı dinliyor gibiydi, beni ilgilendirmez deyip kendi önüme döndüm bir süre denize baktıktan sonra Bi ses duydum gibi oldu, yan tarafıma dönmemle şaşırmam bir oldu, o kız denize doğru yürüyordu ilk başta olayı anlamadım ama sonradan dank etti kız intihar etmek için gözden kaybolmaya çalışıyordu, hemen ayağa kalktım kızın olduğu tarafa doğru koştum ben o tarafa gelene kadar kız çoktan denizin dalgasına kendisini bırakmış çırpınıyordu hemen denize atladım yardım etmek için ama aynı zaman da bu tarafa doğru gelen bir kalabalık gördüm sanırım kızın ailesi yada arkadaşları idi umursamadan direkt daldım denize, ters akıntı vardı ve hafif bulanıktı deniz görüşüm azdı biraz sağa sola yüzdükten sonra denizin üstüne çıkıp sağa sola baktım kıyıda bir insan topluluğu vardı farkındaydım ama fazla vaktim yoktu yine derin bir nefes alarak daldım denize yine görüşüm azdı ama bu sefer bir şey gördüğüm kesindi o yöne doğru ilerledim ve hareketsiz duran bedeni tutup suyun yüzüne çıkardım.
Suyun verdiği kaldırma kuvveti sayesinde kıyıya ulaşmam kolay olmuştu ama deniz aşırı bulanıktı kızı bulmam Biraz zaman almıştı ama yine de kafasını yukarıda tutarak onu kıyıya çıkarmayı başardım direk kim olduklarını bilmediğim insanlara emir vererek 'ambulansı arayın' dedim ve ilk yardım uygulamaya başladım denizden dolayı kulaklarım uğultulu duyuyordu ama bağırışmalar olduğu kesindi kıza odaklandım, daha gençti 18 19 yaşında belkide daha küçük bir genç kızdı ne gibi sorunu olabilirdi de böyle bir şeye kalkışmıştı, son bir gayret gösterip suni teneffüs ederek yine ilk yardım uygulamaya çalıştım yaklaşık bir 5 10 dakika sonra çağıralarıma cevap verdi ve kusmaya başladı bu iyi bir şeydi hemen yan tarafına döndürüp rahatlıkla çıkartabilmesi için yardımcı oldum bir kaç öksürükten sonra gözlerini açtı ve derin bir oh çektim eğer farklı bir durum olsaydı gerçekten üzülürdüm gencecik kızdı.
Ben derin derin nefesler alıp kıza bakarken, gözleri önce beni buldu sonra ise yan tarafında olan topluluğu birine bakıp uzun uzan 'anne' dedi ağlamaklı ses tonuyla, biraz daha sakinleşince kim olduklarını görmek için insanlara baktım ve resmen kilitlendim, dünya gerçekten küçüktü, neye uğradığımı şaşırdım onlar bana ben onlara bakıyordum sonra bir ses duydum "Tuğçe iyi misin kendi misin beni duyuyor musun" diyordu, evet duyuyordum ama cevap veremiyordum kitlenmiştim resmen sonra gözüm bir anda kıza kaydı annesi ona sarılmaya çakılıyordu elimle durdurdum kadına bakarak
"sarsmanız yada onu yerinden kımıldatmanız iyi olmaz, daha her şey taze uzaktan dokunun" dedim
Kadın ağlayarak "tamam" dedi sadece, yüzümü yine diğer tarafa döndürdüğüm de onlara baktım ve ayağa kalkarak
"dünya gerçekten de küçükmüş, ayhan bey aa pardon çakal mı demeliydim" dedim alaylı bir tavırla
Evet karşımda annem ve babamın asıl katili duruyordu, yanında oğlu Kayhan ve Kaan sanırım kız da ece ydi annesi perişan olmuştu
Allah 'ın işine bak ki öldürme planları kurduğum ailenin kızını kurtarmıştım, yüzlerine baktığım da hepsi mahçuptu, hatta Kayhan ağlıyordu sanırım kızı için diğerleri de aynı şekilde hem korkmuş hemde şaşırmışlardı.
Uzun bir bakışmanın ardından diğer tarafa döndüğüm de bizimkilerin de geldiğini gördüm daha doğrusu gelmişlerdi ama ne zaman bilmiyordum iki düşman aile şuan karşı karşıyaydı ve ortada intihara teşebbüs etmiş bir kız vardı.
Ayhan yüzüme baktı ağlayarak tekerlikli sandelye deydi ama aynı zaman mahçup bir şekilde bakıyordu o bana bakarken Kaan söze girdi
"saol tuğçe sen olmasan kardeşim çoktan" gerisini diyemeden ağlamaya başladı onun da elinde değnek vardı sanırım bacağına sapladığım bıçaktan dolayı yürüyemiyordu
Önemsemedim Kaan nın dediklerini çünkü ayhan kitlenmiştim, bir yan da da ambulansın sesi duyulmuştu, daha fazla beklemeden konuştu ayhan ve sadece
"sana can borcum var" dedi
İstemiyordum onun bana borçlu olmasını yanımda durmasını istemiyordum nefes alsın istemiyordum ellerimi yumruk yaptım ve sinirle kaşlarımı çatarak ona doğru biraz gidip konuştum
"yanlışın var senin bana can borcun yok aksine benim Seden alacağım 2 can var, 2 can borcum var" dedim gözlerine bakarak koca adam ellerini yüzüne götürerek ağladı sonra Kayhan girdi araya ve dalga geçer gibi
Kayhan
"kusura bakma kızım intikam ve hırsa yenik düştük, canın yandı biliyoruz ama olan oldu şu saaten sonra sana can borçluyuz" dedi hem ağlıyor hemde konuşuyordu
Sinirimden güldüm evet bildiğiniz güldüm hatta baya sesli, bu tuhaf bir durum olacak ki ateş yanıma geldi "Tuğçe kendine gel" dedi, ama kafamı sallayıp gülmeye devam ettim gülmem bir süre sonra ağlamaya döndü sinirle Kayhana bakıp
"siz benimle dalga mı geçiyorsunuz lan, kusura bakmaymış bir siktirin gidin ya, yok anlıyor musunuz sizin bana can borcunuz falan tok aksine benim siz den alacağım var bunu o hastalıklı kafanıza sokun" diye bağırdım o sırada sağlık ekipleri gelip ece ile ilgilenmeye başladı içlerine den biri
"biri olayı anlatsın ve ilk yardımı kim yaptı" diye sordu
Bende öne atlıp olan biteni anlattım
"Sen sağlıkçı mısın" diye sordu, eceyi sedyeye koyarken
"evet" diye cevap verdim.
"bizimle hastaneye kadar gelip form doldurman lazım" dedi kafa sallayıp 'tamam' dedim ateş yanıma gelip
"iyi misin" diye sordu sonra ceketini çıkarıp omuzlarıma koydu saçlarımı arkaya alıp düzeltti cebinden bir toka çıkartıp
"istersen bağlayalım" dedi, kafa salladım ve saçlarımı bağlamasına izin verdim, ondan sonra arabaya atlayarak hastaneye doğru gittik.
Hastaneye geldiğimiz de dedemlede bizimle beraber gelmişti sude elinde bir poşetle bana doğru geldi
"üstün baya ıslak sana kıyafet falan koyduk içeride değişirsin" dedi 'tamam' diyerek elindeki poşeti aldım ve hastaneye doğru yürüdüm bizim çalıştığımız hastaneye gelmiştik o yüzden problem yoktu direkt gidip giyinme odasında üstümü başımı halletim saçlarımı da kuruladıktan sonra dışarı çıktım ateş dışarıda bekliyordu bana bakarak
"iyi misin" diye tekrar sordu
Bende
"iyiyim ateş sadece Biraz şaşkınım, bir iki saat önce öldürmek için plan yaptığım ailenin kızını kurtardım bir gör bomba gibiyim" dedim gülerek oda aynı şekilde
Ateş
"ee sağlıkçı olmak böyle bir şey demekki, kim olduğunu bilmeden yardım etmek ama ben eminim o kızım ece olduğunu bilseydin yine de yardım ederdin, ama sağlıkçı olduğun için değil içinde ki vicdan dan dolayı" dedi hafif tebessümle
Ben
"yapma ateş yine mi aynı konu" dedim gözlerimi devirerek
Ateş yanıma yakşlaşıp yanağımı sevdi ve konuşmaya devam etti
"ben ne olursa olsun sen ne yaparsan yap her şeyde yanında olacağıma sana söz verdim olurum da, ama sen şuan gizemin dediği gibisin hırslandın ve canın yandı tıpkı anneni gördüğün de hissettiğin o duygu gibi yine aynısı oldu sana ama hatırla olaydan kaç gün sonra gelip sen demedin mi evet canım yandı canları yansın istiyorum ama bunu masum insalanları öldürerek yapamam demiştin, hatırlıyor musun "dedi
Ben
" evet hatırlıyorum, hemde dün gibi "dedim
Haklıydı canımın acısı her seferinde tazelendiğinde böyle hissediyordum ama elimde değildi ne yapabilirdim ki
Ateş
" şimdi tuğçe bir düşün her ne kadar kaanın sana aşık olması işime gelmese de senin işine geliyor neden mi çünkü içinde fırtınalar kopuyor kaanın vicdan azabı çekiyor ruh gibi dolaşıyor etrafta Kaan zaten şimdiden yok gibi, bide bu gün olanları düşün koca mafya babası karşında el pençe oldu sana can borcum var dedi bu ne demek biliyor musun mafya dünyasın da "diye sordu
Ben
" bilmiyorum "dedim gözlerine bakarak
Ateş
" ne demek ben söyleyeyim, dokunulmazsın demek şuan ayhan sen ne dersen yapmak sorunda adama gidip bana can borcun var karını kızını ver desen vermek zorunda para iste verir can iste verir şuan adam sana borçlu ve bunu bir şekilde ödemek zorunda ve dur Bi düşün sana o can borcunu hayatı boyunca ödeyemediğini düşün bu yükün altında kaldığını düşün sence de yaptığın intikam planının çok daha fazlasını yaşatmış olmuyor musun onlara" dedi, durdum ve düşündüm
Haklıydı fiziksel olarak bir şey yapamasam da manavi olarak bir çok darbe atmıştım onlara keyfim yerine gelmişti, ufak bir tebessüm ettim ve Ateşe baktım
"hiç böyle düşünmemiştim, bu durum aşırı hoşuma gitti" dedim gülerek aynı şekilde o da güldü
Ateş
"plana sadık kalalım, ama ilk yaptığımız plana bırak vicdan azabı çeksinler bir ömür ama sen onlar gibi cani olma o yükün altına girme" dedi üzgün bir sesle
Ben
"bilmiyorum ateş ne yapacağımı bilmiyorum zaten bir çok şeyin altında eziliyorum ve sanırım başa çıkamıyorum" dedim üzgün bir sesle beni kendine çekip sarıldı
Ateş
"geçecek güzelim bu zamanlarda bu düşüncelerde geçecek mutlu olacaksın inan bana ben her zaman yanında olacağım ve hep senin elini tutacağım" dedi beni göğsün de sarıp sarmalarken o an onu ne kadar çok sevdiğimi anladım bu zamana kadar söylememiştim, derin bir nefes alıp
"Ateş" dedim
"efendim güzelim" dedi
"seni seviyorum" dedim bir anda
Saçlarımı seven elleri durdu, kalp ritmi arttı ve hızlı nefes alıp vermeye başladı bendi kendin den uzaklaştırıp
"ne, ne dedin sen" dedi, şaşkın şaşkın
Bende gülerek
"seni seviyorum, seni çok seviyorum" dedim gözlerinin içine bakarak güldü kocaman tebessüm etti ve uzanıp dudaklarımdan öptü kısa bir öpüştü ama duygu dolu bir şekilde, elleri yanaklarım da hafif hafif okşarken alnını alnımdan çekip bana baktı mutluluğu gözlerinden belli oluyorsu ve gülümsüyordu
Ateş
"bende seni seviyorum güzelim hemde çok" dedi gülerek ve yine beni kendine çekti saçlarımı okşayıp kafamın üstüne öpücükler kondurdu biraz öyle kaldık, beni çağıran baş hemşirenin sesi üzerine ayrıldık ve Acile doğru yürümeye başladık arkamızı döndüğümüz de Kaan ile göz göze geldik, sanırım bizi ateşle o şekilde görmüştü, gözleri dolu dolu idi umursamadan yanından ateş le el ele tutuşup gittim.
Ateş haklıydı farkına varmadan bir şekil de de olsa intikamımı alıyordum ve bu rahatlamama sebeb oluyordu.
Acile doğru ilerlediğimiz de herkesin orada olduğunu gördüm ece'nin de koluna serum takılmış yatıyordu, yanına gidip hemşirenin nasıl oldu olay ve ne yaptın sorularını cevapladım her şeyi detaylı bir şekilde anlattım, hemşirenin bana gururlu bakışlarına gülümsedim
Hemşire
"senin zaten çok başaralı bir hemşire olacağını biliyordum tuğçe gurur duyuyorum seninle" dedi kocaman gülümsemesiyle sonra ece nin ailesine dönüp
"çok şanslısınız, Allah tan tuğçe oradaymış ve gerekli müdahaleyi yapmış aksi takdirde şuan farklı bir konu hakkında konuşuyor olurduk, yapması gerekenleri tuğçe biliyor size anlatır tekrar dan geçmiş olsun" deyip yanımız dan uzaklaştı
Herkes birbirine bakarken ayhan konuştu
"orada ne için ne sebebten dolayı bulunuyordun bilmiyorum ama torunum senin sayende hayatta, yüzüm yok ama sana da can Borcumuz var artık nasıl ödememi istersen" dedi gözlerini kaçırarak ve başına önüne eğdi
Bende boğazımı temizlerek konuşmaya başladım
"orda ne için bulunuyordum söyleyim mi çakal bey" dedim sinirli bir gülüşle ve devam ettim "anne ve babamı çok özlemiştim duyduğum hasretin altında eziliyordum nefes almam gerekiyordu bende oraya kaçtım, ve üstelik can borcunu ödemek için bu kadar acele etme belki lazım olur"
Dedim göz kırpıp yan gülüşle, bana bakıp tekrar konuşmaya başladı
Çakal
"gerçekten tam Bi aslanoğlu sun dedene benziyorsun ama zaafların var o yüzden güçsüzsün" dedi biraz ona yaklaşıp önünde Bi tık eğildim ve gözlerinin içine baktım
Ben
"yanılıyorsun, zaafları olan insanlar güçsüz değil aksine güçlüdür onlara zarar gelmesin diye gücüne güç Katar He ama yine de aksini düşünüyorsan sen de güçsüzsün o zaman çünkü zaafın sedyenin üstün de yatıyor" dedim yine aynı gülüşle ve onu tınlamadan kızın annesine döndüm
Benn
"ben tuğçe aslanoğlu yaklaşık 2 3 hafta önce sevgili biricik oğlun tarafından canice öldüren ayşe aslanoğlunun ve Ahmet yılmaz ın kızıyım, belki bilmezsin diye söylemek istedim He biliyorsan da hatırla diye dedim, şimdi asıl konuya gelirsek ece yaklaşık 1 hafta kadar dinlenmesi lazım çok yorucu hareketler yapmamalı sadece doktor kontrolünde vucut sağlığı için egzersiz yapabilir yediğine içtiğine dikkat etmeli mümkünse sağlıklı besinler yemeğe özen göstersin sigara alkol de yasak onun dışında durumu stabil bir kaç muayeneden sonra çıkarsız zaten "dedim düz bir şekilde kadın yüzüme mahçup bir şekilde bakıp
" olanlar için üzgünüm benim hiçbir şey den haberim yoktu olsaydı emin ol canımla kanımla buna izin vermezdim bana inan bende bir anneyim benimde evlatlarım var ben onlar gibi vicdansız değilim ama bilmiyordum yeminle bilmiyordum hastaydım yatıyordum o sıralar bunu fırsat bildiler o yüzden benim oğlum yok kocam da yok boşanıyorum ondan bu gün burada kızım için buradayım sana da çok teşekkür ederim onun hayatını kurtardın dile benden ne istersen Allah senden razı olsun ve beni de affet kızım engel olamadım "dedi ağlayarak üzgün bir şekilde şaşırmıştım
Kaan bu kadının oğlu Olamazdı söyledikleri ne kadar doğruydu bilmiyorum ama araştıracaktım eğer gerçekten durum böyleyse belkide kimseye zarar vermeden intikam almam gerekiyordu, kadının söylediklerine bir şey demeden kaana döndüm ve ;
"meğer ben annemi babamı kaybettiğim gün sende kaybetmişsin Kaan başın sağolun, ben benim kini bir daha göremeyeceğim ama sen annen yaşarken anne hasreti çekeceksin" dedim yüzüne bakarak sonra babasına dönüp
"umarım kaanı mafya olarak görüyorsunuzdur artık çünkü bu kadar kaybetmenin bir bedeli olmalı yoksa hala mafya olmaz diye diretiyor musunuz, yazık çok yazık, maf ettiniz her şeyi" dedim nefretle yüzlerine bakarak be ecenin olduğu yatağın başına geldim gözleri açıktı ve bizi duymuştu.
"nasılsın" diye sordum
Ece
"nasıl olmam gerekiyorsa öyleyim" dedi yorgun bir sesle
Ben
"iyi ol annenin sana ihtiyacı var"
Ece
"asıl benim aileme ihtiyacım var ve onlar çoktan dağıldılar, dedemden nefret ediyorum" dedi ağlayarak
Ben
"şşş sakin, sakin kalmalısın her şey bir seçimdir deden de böyle biri olmayı seçti yapacak bir şey yok sen kendine ve annene odaklan daha çok gençsin önüne bak yaşamaya bak seni bu tür saçmalıklar yıldırmasın" dedim
Gözünden yaşlar akarken bana baktı üzgün bir şekilde
Ece
"özür dilerim, zamanında anlayamadım planlarını öğrendiğim de geç kalmıştım Ahmet amcanın yanına gittim ama yine de yetişemedik, gerçektem özür dilerim keşke elimden daha fazlası da gelseydi polise bile aradım ama yine geç kaldım özür dilerim" dedi ağlayarak ellerini tutup
Ben
"tamam ağlama artık, zamanı geri getiremezsin olan oldu yaşanan yaşandı, sen dinlenmene bak çok ciddi bir şey yaşadın şuan bünyen çok zayıf kendine fazla yüklenme" dedim ellerini bırakarak ağlayaral "tamam" dedi bende bizimkilerin yanına gelip
"Hadi artık gidelim" dedim anında ateş yanıma gelip elimi tuttu ve yürümeye başladık sabah ki sinirimden eser yoktu onların bu şekilde dağılmış görmek içimi rahatlatmıştı hiçbir şey yapmamıştım ama onlar kendi cezalarını kendileri zaten yaşıyorlardı bahçeye çıktığımız da gizemin yanına gittim yüzüne bakarak
"haklısın gizem ben cani değilim, özür dilerim çok fazla çıkıştım sana" dedim kafamı öne eğerek
Gizem
"ne özürü tuğçe ben senin kardeşinim seni her konuda uyarıp koruyup kollamak benim görevim kendini kötü hissetme doğruyu bulacağını zaten biliyordum" dedi gülerek
Birbirimize sarıldık biraz sonra bir yerde yemek yiyelim diye konuşup arabalara dağıldık yine akşam olmuştu ve yine olaylı bir gündü yorulduğumu iliklerime kadar hissediyordum.
Arabada giderken kafamı koltuğa dayayıp dışarı izlemeye başladım ateş de elimi tuttu ve o şekilde araba sürmeye başladı yüzümü ondan yana döndüm bitkin bir halde
"teşekkür ederim ateş her zaman yanımda olduğun için" dedim ateş kaşları çatık bana baktı
"benim adım ateş değil, aşkım, bebeğim, hayatım, kocam, beyim, benim adım ama asla ateş değil" dedi gülerek
Bende gülüşüne eşlik ettim
"peki bakalım öyle olsun kocam bey" dedim
Oda elimi bırakıp kalbine götürdü gülerek yalandan
"AH kalbim, eriyorum resmen" dedi gülerek
Bende ondan daha çok gülüyordum, bu halleri çok hoşuma gidiyordu sonra yine ellerimi tutup
"bu kadar güzel gülme be zalımın kızı kaza yapıcaz şimdi" dedi ama ben daha çok gülüyordum, artık gülmekten gözümden yaş gelmişti derin derin nefesler alarak Ateşe baktım
"seni seviyorum, seni çok seviyorum hayatım, iyi ki bilerek çarptın arabama yoksa seni fark etmem uzun zaman alacaktı" dedim gülerek
Ateş
"Sen de beni iyi ki sevdin, ben bundan 3 ay önce seninle şöyle olacağımı tahmin bile edemezdim şimdi olduğumuz duruma bak yanımda olduğun için aşırı mutluyum, resmen gözlerimin içine bakarak seni seviyorum diyorsun bunun bende ki anlamını asla bilemezsin iyi ki sen hayatım dasın seni çok seviyorum sevgilim hemde çok "dedi elimi öperek
Sonra bende aynı şekilde kaldırıp onun elini öptüm ve
" sende hep iyi ki varsın "dedim gülerek
Biraz o şekilde yol aldıktan sonra gayet lüks bir mekana giriş yaptık, tuhaf ama herkesin keyfi yerin de gibiydi, sanki sabah bir sürü olay yaşanmamış sanki hiçbir olmamış gibiydi, denizin kenarına gitmeden önce dedeme biraz sert davranmıştım ilk işim onu telafi etmek oldu Allah tan dedem ruh halimden anlıyordu da bana çok gönül koymuyordu,
Mehmet amca ve halime teyze sude ve barışa çok ısınamasalarda kızlarını bu denli mutlu görmek hoşlarına gidiyordu bir anne ve babanın yaşayacağı en güzel duygu kızlarının birini seviyor görmek, ve benim anne ve babamın hiçbir zaman göremeyeceği bir durum, herkes siparişini verdikten sonra sohbet muhabbet eşliğinde de yemeklerimizi yedik, tatil işini bütün işlerimizi hallettikten sonra yapmaya karar verdik planı da aynı olduğu gibi haftaya kaanın doğum gününe ayarladık, herşey tamam mı şimdi tek yapmamız gereken o günü beklemekti sonra onlarla asla işim olmayacaktı.
Güzel bir akşam yemeğinin ardından evlerimize dağıldık, güzel bir akşamdı ama hem denizde o kadar durmamın hem de psikolojik olarak bir çöküş yaşamam beni biraz yıpratmıştı, eve girer girmez odama çıkıp duşa girdim aynı şekil de Ateşte aynı şeyi yapacağını söylemişti, üzerim de ne var ne yok hepsini çıkartıp suyun altına attım kendimi şimdi yorgunluğumu daha net anlıyordum.
Duştan çıktıktan sonra genel rutin bakımımı yapıp dışarı çıktım, ateş her zaman ki gibi yatağın üstünde oturmuş beni bekliyordu ona gülerek bakıp
"iyice alıştınız ateş bey beni banyodan sonra görmeye, seni sapık diye şikayet ederim" dedim, oda gülerek
Ateş
"etmek istiyorsan et güzelim ben çıkmanın bir yolunu bulurum, hem sapıksam bile sadece sana sapığım ne var bunda" dedi yine aynı tonda gülerek
Giyinme odasına gidip şortlu pijamalarımdan birini giyip içeri geldim, aynanın karşına geçip Ateşe baktım
"bu saçlar kurulanmak için sizi bekliyor, sapık bey" dedim gülüşüne karşılık vererek
Oda ayağı kalkıp bana dönük bir şekilde yarım eğilerek
"hay hay küçük hanım seve seve" dedi içtenlikle, bende ona bakıp bakıp bol bol gülümsedim
Yine narin elleriyle saçlarımdan geçirip kurulmaya başladı, güle güle saç kurutma faslından sonra beni kendine çekip minik minik öpücekler konduruyordu, ateş le aşk yaşamak bu dünyada başıma gelebilecek en güzel şey sanırım, beni çok güzel seviyordu ama içimi kemiren o soruyu sormak istiyordum.
Aynadan ona bakıp
"Ateş" dedim tedirginlikle hem saçlarımı tarayıp hem bana bakarak
"söyle güzelim" dedi
Ben
"sana bir şey soracağım?"
Ateş
"tamam yavrum söyle,"
Ben
'sude burada kalmam için benimle konuştuğun da bir şeyde den bahaetti ateş onu öğrenemek istiyorum bana da anlatır mısın "dedim yüzüne bakarak
Elleri olduğu yerde kaldı
Gülen yüzü soldu bir anda bütün modu değişti
Boğazını temizleyerek
" öğrenince eline ne geçecek "dedi soğuk bir sesle aynadan bakmayı bırakıp bir anda ona döndüm ve
" seni bilmek her detayına hakim olmak istiyorum ondan soruyorum "dedim sakin bir sesle ama ateş gerilmiş gibiydi elinde ki tarağı tekrar saçıma değdirip dişlerini sıkarak taramaya devam etti, bir şey söylesin diye yüzüne bakıyordum ama o saçıma odaklanmıştı en son dayanamayarak
" Ateş bir şey söylemeyecek misin "diye sordum bana bakıp dişlerini sıkarak
" bilmen gereken bir şey değil tuğçe, eğer öyle olsaydı söylerdim "diye sert çıkıştı, bir den elinde ki tarağı atıp kapıya doğru gitti kapıdan çıkmadan bana bakıp
" bu gece ayrı yatsak iyi olur iyi geceler "dedi ve gitti.
Bu yaptığı gözlerimin dolmasına sebeb olmuştu ben ne yapmıştım ki, alt tarafı ona bir soru sormuştum, cevabını vermek zor değildi yani en azına anlatmak istemiyorum diyebilirdi zorlamazdım, göz yaşlarım sessiz sessiz akarken sıkıca yumdum gözlerimi ve tuttuğum bütün nefesimi dışarı verdim, aynadan kendime baktım, meğer ne çok yıpranmıştım kendimi çökmüş gibi hissediyordum ağlamaktan gözlerim kızarmış, göz altlarım ise halka halka olmuştu, artık kendim de eski güzelliğimi göremiyordum, bir süre kendimi izleyip göz yaşlarımı akıttıktan sonra tarağı yerden alıp yarım bıraktığı işi bitirdim saç kremlerimi de sürüp yatağa uzandım, şimdi asıl mesele uyumaktı tek başıma nasıl uyuyacaktım.
Bir süre tavanı izledikten sonra uyumaya karar verdim, derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım ilk başta bir şey yoktu ve sanırım artık başarıyorum diye düşündüm öylede oldu uyudum ama çok geçmeden yine aynı şeyleri görmeye başladım göz yaşlarım aktı kalbim sıkıştı nefesim kesildi gibi oldu nefes alamadım ve uyandım, nefes nefes etrafa baktığım da her şey yerli yerindeydi sadece kabus görmüştüm hiç bitmeyecek bir kabus saate baktığım da sadece yarım saat olduğunu gördüm sadece yarım saat uyumuştum ona da uyumak denirse, yine yattım yatağıma camdan tarafa döndüm gözlerimi kapayıp derin derin nefesler Almaya başladım sakinleşmek için farklı şeyler düşündüm ama olmadı, ben kendimle cebelleşirken odamın kapısı açıldı.
Uzun bir süre bekledi kimse, sonra yanıma yattı kokusundan ateş olduğunu anladım, hiç tepki vermedim, yanıma uzandı benden tarafa döndü ve
"senden gidemiyorum bir türlü, özür dilerim fazla sert çıkıştım" dedi sakin bir ses tonuyla hiç cevap vermeden dinledim
"duymak istemediğim bir konu hatta kendim bile dile getirmem sanırım senden duymak biraz beni germiş olabilir, yoksa hayatta sana böyle davranmazdım, sen çığlık atana kadar ne yaptığımı farkında bile değildim, özür dilerim seni bu şekilde bıraktım" dedi sesi titreyerek
Ben çığlık mı atmıştım, bilmiyordum, arkam Ateşe dönük konuşmaya başladım
"ben çığlık mu attım" dedim biraz kızgın bir ses tonuyla ilk bunu öğrenmek istiyordum
Ateş
"evet genelde kabus gördüğün de nefes nefese ve bağırarak uyanıyorsun sesini duydum, dayanamadım geldim" dedi
Ben
"Hee yani sesimi duymasan gelmeyecektin"
Ateş
"bilmiyorum tuğçe kafam karıştı bir anda ne yaptığımı farkında değildim özür dilerim, gelirdim ama yine dayanamazdım" dedi yine aynı üzgün ses tonuyla
Ben
"gelme ateş istemiyorum, hatta şuan da da kalk git odana" dedim sinirle
Ateş
"anlamadım ne dedin" dedi şaşırarak
Ben
"neyini anlamadın ateş sana git diyorum, kalk ve odana git seni istemiyorum"
Ateş
"yapma tuğçe özür diledim işte bir anda oldu hakim olamadım lütfen yanında kalmama izin ver"
Benn
"hayır ateş izin vermiyorum kalma yanım da, üstelik anlatmak istemiyorum demek çok zor bir şey değildi eğer böyle söyleseydin üstelemezdim beni bu kadar kırmana gerek yoktu, şimdi kalk yanımdan ve git"
Ateş
"nasıl gideyim ya"
Ben
"baya bildiğin yanımdan kalk kapının olduğu yere git ve kapıyı dışarıdan kapat ve git"
Ateş
"Sen ciddi misin"
Ben
"sence şaka yapar gibi bir halim var mı?"
Ateş
"ben özür dilerim tuğçe bu kadar sert çıkışmak istememiştim kendime hakim olamadım"
Ben
"Ateş sen konuştukça ben sinir oluyorum, defol git yanımdan"
Ateş
"peki tamam seni daha fazla üzmek istemiyorum gidiyorum"
Dedi yataktan kalkarken
"iyi olur" diye tepkimi gösterip pikeyi üstüme daha çok çektim hiç arkama dönmedim taki kapı sesi gelene kadar, kapı kapandıktan sonra yataktan doğrulup kollarımı birbirine bağladım "salak şey, gelmiş bir de bilmeden oldu diyo, salak Aptal, öküz, öküz hemde tam Bi öküz gıcık ya sinir etti gece gece beni" diye kendi kendime söylendim.
Sonra uykumun geldiğini anladım tekrar yatağa uzandım ama olmuyordu çok uykum olmasına rağmen dalamıyordum ağlayarak kalkıyordum sürekli, bu durum canımı sıkıyordu en son yataktan kalktım ve gizemin yanına gitmeye karar verdim, kapıyı yavaşça açtım ve içeri doğru baktım umutla beraber uyuyorlardı onları bu şekilde görmek beni mutlu etmişti ama uyandıramazdım onları neyse diyerek kapıyı kapattım sonra aklıma sude geldi ona bakayım belki onun yanında yatarım diye düşündüm onunda odasının kapısını yavaşça açtım, gördüğüm manzara beni şaşırtmış tı ben barış gitti diye biliyordum ama sanırım gidememiş anlaşılan onlarda bir birlerine sarılıp uyuyorlardı bende rahatsızlık vermemek adına aşağı salona inmeye karar verdin , en iyisi bir film açıp izlemekti hem belki kafam dağılır diye düşündüm ve ilgimi çeken bir film açıp izlemeye başladım, filmin ortalarına doğru uykum gelmeye başlamıştı, belki bir umut diyerek koltuğa uzandım yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu.
Kısa bir zaman sonra kendimi uykunun kollarına bırakmıştım, bir süre sonra yine şekilde rüyalar görüp uyandım, yine ağlıyordum sanırım yine bağırmıştım, göz yaşlarımı silip tekrar uzandım ve yine açık olan filmi izlemeye başladım, saate baktığım da gece 4 e geliyordu ve benim çok uykum vardı, her gece ateşle uyuduğum için uykuya dalmam kolay oluyordu ama bu sefer o yoktu her zaman da yanımda olacak diye bir şey yoktu, kendim uyumaya alışmam lazımdı, biraz zaman geçtikten sonra yine göz kapaklarım kapanmaya başladı bu sefer kendime engel olmadım ve bir kez daha denedim, ama buda başarısızdı yine aynı şekilde uyandım o kadar çok sinirim bozulmuştu ki koltuktan aşağa kayıp yere oturdum ve dizlerimi kendime çekerek ağladım sessiz sessiz içimden ağladım, ne kadar süre o şekilde kaldım bilmiyorum ama geç göz kapaklarım acıyordu uykusuzluktan hemde ağlamaktan başım ağrımıştı.
Kafamı kaldırıp saate baktığım da sabah 6 olmak üzereydi ve ben daha hiç uyuyamamıştım, en son da kalkıp kendime kahve yapmak istedim zaten uyuyamamıştım bari bitkin durmamam benim için iyi olacaktı, kahvemi alıp yine televizyon başına geçtim ve farklı bir film daha açtım ve izlemeye başladım, kahvem bitti gittim bir daha aldım kendime ve saat 10 na kadar 2 film ve sayısız kahve içtim artık gerçekten beynim uyuşuyor sanıyordum ve bu şekilde olmazdı bu gün doktara gitmem gerekiyordu kendime uyku ilacı alsam iyi olacaktı.
Ben bunları düşünürken gizemin sesini duydum
"aa günaydın ateş abi ne yapıyorsun burada böyle içeri geçsene" dedi
Ne yani ateş oradamıydı ne zaman gelmişti ve ben neden görmemiştim. Yüzümü gizeme doğru döndüğüm de ateş in merdivenlerin sonunda beni gören kısımda otuyor olduğunu gördüm, oysa o kadar ayağa kalkmıştım hiç dikkatimi çekmemişti sanırım sabaha yakın gelmişti, beni gören gizem kocaman gülümsemesiyle yanıma geldi umutta ateş in yanında bişiler diyordu, gizem bana dönerek
"günaydın bal, erkencisin ne zaman uyandın da buraya geldin bir de film izlemişsin sanırım" dedi gülerek
Sıkıntılı bir nefes verip
"hiç uyuyamadım ki gizem gece 3 ten beri bu koltuktayım ve gram gözüme uyku girmedi" dedim bitkin bir halde
Gizem
"ee canım sen abimle uyumuyormuydun neden böyle oldu"
Ben
"geçen ateşle kavga ettiğimiz de sude şey demişti ateşin geçmişi ile alakalı bir şey ona onu sordum ve beni tersledi oda yetmiyormuş gibi 'bu gece yalnız uyusak iyi olur' dedi ve gitti, tek başıma uyuyamadığımı bildiği halde gitti, gecede ben bağırarak uyanmışım sanırım yanıma geldi bende istemiyorum seni git dedim gönderdim ama uyuyamadım senin yanına geldim baktım umuta uyuyordum rahatsiz etmeyeyim diye çıktım sonra SUDENİN yanına gittim oda barışla uyuyordu dedim ben en iyisi salona gidiyim burda uyumayı denedim ama yine olmadı bende pes ettim sonra kahve ve film eşliğinde de bu saate kadar dayandım "dedim buruk bir gülüşle gizem ellerimi tutarak
" AH ya canım benim neden kaldırmadın beni kovardım ben umutu yanım dan Senden değerli mi bak uykusuz kalmışsın o kadar istersen bir duş al beraber yatalım yine uyursun hem "dedi hafif gülüşle bende aynı şekilde karşılık verdim
" yok ya biraz işim var dışarıda duş alıp çıkıcam belki dışarıdan gelince yatarım "dedim o sırada umut ve ateş salona geldi
Umut
" günaydın yenge maşallah bu gün de zombi gibisin "dedi gülerek
Bende aynı şekilde
" eğer arkadaşımı ahtapot gibi sarmasaydın, zombi olan sen olurdun dalga geçme benimle gerginim "dedim gülerek
Umut ellerini yukarı kaldırarak kocaman bir gülüşle
" aman yenge tamam teslim oluyorum "dedi
Bende gülerek kafamı değiştitdim, Ateşe baktığım da onunda gözleri kırmızı ve şişmiş gibiydi sanırım oda uyuyamamıştı
Gizem araya girerek benim merak ettiğim bir soruyu sordu
" abi sen ne zamandır oradasın sende uyumamış gibi duruyorsun "dedi
Ateş derin bir nefes alarak bana baktı
" Tuğçe salona indiğinden beri oradayım ve evet uyuyayamadım "dedi durgun bir sesle
Demek oda benimle Beraber uyuyamamıştı ve gece boyu oradaydı hiç dikkatimi çekmemişti ki çekse bile yüz vermeye niyetim yoktu Bi anda ayağa kalkıp gizeme baktım
" gizem ben duş almaya gidiyorum sonra dışarı çıkıcam beni kahvaltıya beklemeyin siz yiyin" dedim merdivenlere yönelerek
Odaya girdiğim gibi banyoya attım kendimi, gerçekten çok yorgun hissediyordum kendimi, hemen duşumu alıp genel rutin bakımımı yapdıktan sonra üstüme rahat bir elbise ve spor ayakkabılarımı giyip çıktım oda dan aşağa indiğim de ateş çoktan üstünü değiştirmiş sadece bir yere odaklanmış düşünüyor gibiydi, ve herkes gelmişti kahvaltı da hazırdı herkese günaydın dedikten sonra çıkacağımı ve beni beklemeleri gerektiğini söyledim sonra Bi anda ateş sessizliği bozan kişi oldu
"nereye gidiyorsun ne işin var" diye sordu
Biraz yanına yaklaşıp gözlerine bakarak
"sanane, seni hiç ilgilendirmez" dedim ve kapıya doğru yürüdüm çantamı ve arabanın anahtarını alıp dışarıya çıktım arabaya gelmeden önce biri kolumdan tuttu bu ateşti
"Tuğçe yapma güzelim söyle nereye gidiyorsun bende geleyim"
Ben
"hayır ateş ben kendim gider gelirim sana ihtiyacım yok"
Ateş
"bak anlıyorum bana kızgınsın ama seni yalnız bırakamam lütfen izin ver geleyim seninle"
Ben
"Ateş fazla zorlama lütfen ve seni istemiyorum darlama beni ben kendi işimi kendim hallederim" dedim ve arabaya bindim
Onu umursamadan arabayı çalıştırdım ve hastaneye doğru yol aldım arkama baktığım da korumaların beni takip ettiğini gördüm ama umursamadım, uykumun gelmemesi için bir şarkı açıp yüksek sesle dinlemeye başladım çünkü gözlerim bana ihanet ediyor gibiydi, hastaneye gitmeden bir pastanede durup atıştırmalık birşeyler aldım çünkü aç karnına hapı içemezdim o yüz den eve gittiğim de bir de yemekle uğraşmak istedim, bir kaç birşey aldıktan sonra hem yiyip hemde şarkı dinleyerek hastaneye geldim, hastane benim olunca ve üstelik burada çalıştığım için beni doktorun yanına almaları uzun sürmedi.
Doktora bütün yaşadıklarımı anlatıp geceleri uyuyamadığımı da söyledim bana etkili bir uyku ilacı yazdı ama fazla kullanırsam bağımlılık yapacağını ve bu hap olmadan asla uyuyamıyacağımı söyledi birer gün arar ile kullanımı tavsiye ederek bir kaç teselli verdi, daha fazla dayanamıyordum ve müsade isteyip soluğu eczane de aldım ilacı alıp dikkatli ama hızlı bir şekilde arabayı kullandım eve geldiğim de ateş hala Bıraktığım yerde idi, onu gürünce afallasam da bozuntuya vermeden yürümeye devam ettim, peşimden gelip sürekli adımı sesleniyordu ama yine tınlamadım ve kimseye bir şey söylemeden doğru mutfağa geçtim, ateş te peşimden geldi sürekli ne yaptığımı ne içtiğimi nereye gittiğimi soruyordu ama yüzüne bile bakmadan ilacı içtim paketi yerine koyarken Ateşe dönüp
"Ateş seninle muhatap olmak istemiyorum dedikçe tepemde bitiyorsun, dün gece nasıl bana rest çektiysen öyle git başımdan, ne olduğunu öğrenmek bilmek istemiyorum ki istesem bulurum ne olduğumu ama sen anlat istedim verdiğin tepki mükemmeldi bende gerçek ateşi görmüş oldum, ve lütfen beni şimdi rahat bırak uyumak istiyorum "dedim sinirle ve ne dediğini dinlemeden salona geldim