Bölüm 7

1500 Words
"bak kızım sende benim kızımsın ben seni bu zamana kadar sude den ayırmadım yürümek istediğin yol çok doğru bir yol değil ben evlatlarımın bu yola göz göre göre gönderemem ama madem kararlısınız babanız olarak canımla korurum sizi ama lütfen dikkatli olun evlat acısı yaşatmayın bana "dedi Mehmet amca duygulanmıştım hatta gözlerim dolmuştu ama aklıma verdiğim söz geldi " söz Mehmet amca yaptığımız her şeyden her adımdan haberiniz olacak ve siz den onay almadan yada destek almadan hiçbir şey yapmayacağız " dedim biraz rahatlamış görünüyordu tekrar dedeme dönüp "ee dede sen ne diyorsun bu işe" diye sordum, DERİN bir iç çekerek konuşmaya başladı dedem "Mehmete katılıyorum gittiğiniz yol yol değil ama seni de anlıyorum eğer söz verdiğin gibi yapacaksan ben karşında değil yanında dururum güzel torunum yeter ki ne yapacaksan yada ne düşünüyorsan beraber yapalım benim her şeyde haberim olsun" dedem herkesin yanımda olması beni mutlu etmişti rahatlamıştım tekrar sarıldım dedeme ben dedeme sarılırken bir boğaz temizleme sesi duydum ve hasan amca konuşmaya başladı "kimse bana fikrimi sormadı ama bu işte Fahri varsa bende varım ama sorulmadı işte" dedi bir çocuk edasıyla dudak bükerek, o kadar korkuyordum tepkilerden hasan amcaya sormayı unutmuştum, hepimiz bir ağızdan gülüştük Sonra ben hasan amcanın yanında doğru gittim biraz gönlünü almak için "yaaa hasan amca olur mu öyle şey tabiki de senin fikrin benim için önemli ben sadece biraz heyacan yapmış olabilirim bana darılma sakın" dedim nazlı nazlı sarılarak "Ah güzel torunum sana darılmam ne mümkün benim ki ufak bir latifeydi sadece" dedi başımı okşarken Sonra kulağıma eğilip "bizim hayta seni üzerse ilk bana söyle bir güzel döveyim zaten ona kızgınım bu şekilde hıncımı almış olurum" dedi kısık sesle tebessüm ederek bende ona bakarak ve yine kısık sesle "neden ona kızgınsın hasan amca ne yaptı" diye sordum aynı tonda oda bana ateşe bakarak ve yüksek sesle "ne yapacak eşek sıpası bir gitti pir gitti maşallah uzun süre göremedim torunumu neymiş yurt dışı daha iyiymiş Türkiye de ki şirkette daha fazla ne kadar çalışabilirmiş neyse ki Allah tan temelli burda artık burda kalmaya nasıl ikna olduysa" deyip ateşe baktı daha doğrusu herkes gülüşleriyle beraber ateşe baktı ve ateş yine o muhteşem gülüşüyle önce dedesine sonra bana bakarak "BİR peri kızı kalbimi çaldı bende onun kalbini çalana kadar burada kalmaya karar verdim" dedi tam gözlerimin içine bakarak bende utanarak başımı öne eğdim o sırada sude "ooo ateş aldı buralar" dedi alaylı bir tavırla ve gizem de devamını getirdi "sadece ateş alsa iyi yandı yandı kül oldu ortalık" dedi aynı tonda kıkırdayarak etrafızmıda ki insanlara baktığımda herkes bu durumdan çok memnundu herkes gülüyordu anne ve babamın bu ortamda olmasını çok isterdim kafamı sallayarak içimden 'üzülmek yok' diye telkin edip gülümseyerek kızlara döndüm "siz nasıl arkadaşsınız ya şunlara bak nasıl dalga geçiyorlar" dedim hafif sitemli ama gülerek, onlar benim AKSİME çok daha fazla gülüyorlardı sonra dedem atladı lafa "ATEŞ bu peri kızı yoksa benim torunum mu? Diye sordu biraz gerilmiştim açıkçası şu zamanda böyle bir konunun açılması biraz rahatsız etmişti beni ama yine benim AKSİME ATEŞ rahat bir tavırla " EVET Fahri amca torunun " dedi daha da gerildim, dedem anlamış olacak ki "neyse başka bir zamanda ayrıntılı konuşuruz bu konuyu" dedi Ben de gülerek "HADİ artık oturalım ve kahvaltı yapalım sonrada anne ve babamın yanına gidelim " dedim yerime geçerken, yine buruk hissetmiştim kendimi annemsiz ilk kahvaltım dı ve bundan sonra hiçbir kahvaltım da annem olmayacaktı gözlerim doldu ellerim titredi ama güçlü olmalıydım ağlamayacaktım. Ben öyle dedikten sonra herkes yerine geçerek sofrayı oturdu önümdeki yiyeceklere bakınca aslında karnımın acıktığımı hissettim bir kaç gündür sadee ateşin yaptığı sandivinç ile duruyordum, tabağıma bir kaç lokma koyduktan sonra her şey normal miş gibi sadece farklı bir konu açmak istedim ve Ateşe dönüp "SEN bu zamana kadar hep yurt dışında mıydın çünkü ben size annemle çok gelirdim ama seni hiç görmedim" Diye soydum ateş ise ağzında ki lokmayı biraz çiğneyip yutmaya çalışarak konuşmaya başladı "lise bittikten sonra burada kalmadım direkt yurt dışına çıktım üniversitesiyi orada okudum sadece ara ara buraya geliyordum demekki hiç denk gelmemişiz" dedi. Bende ; "SANIRIM öyle aslında sudenin bir abisi olduğunu biliyordum hatta ne zaman annemle buraya gelsek halime teyze senin buraya gelmemen hakkında anneme dert yanıyordu" dedim buruk bir gülüşe sonra "ama hiç dikkatimi çekmemişti ta ki sudenin doğum günün de tanışana kadar" dedim yüzüne bakıp sonra halime teyze lafa girdi "AH kızım bana o zaman en çok Ayşem destek oldu ben ateş bizim yanımız da olsun çok istedim ama bey efendi durmadı işte ama şimdi gitmek istese onu zincirle eve bağlarım yok artık yurt dışı falan" dedi hafif sitemle tebessüm ettim sadece halime teyzeye farklı bir konuda açsam cümlelerimin sonu hep anneme çıkıyordu alışmam lazım Dı bu duruma sessiz sessiz bunu düşünürken ateş Bi anda elimi tuttu ve direkt önce etrafa bakıp sonra ona döndüm ve elimi çekmeye çalıştım biraz kısık sesle dişlerimin arasından "ne yapıyorsun ateş bırak elimi" dedim hafif kaşlarımı çatıp kızarak ; "bırakmam tuğçe ben bu eli bir kere tuttum ölene kadar bırakmam" dedi yüksek sesle Ne kadar rahattı ya biraz sinirlenmiştim açıkçası sonuçta sofrada dedem vardı dedesi babası annesi vardı ama o çok rahattı ve üstelik ben dedeme daha bu olaydan bahsetmemiştim bile böyle yapması biraz beni germişti hem de şöyle bir zamanda tamam hatırlamamaya bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyordum ama gerçeği değiştiremezdim, Sinirlenip bir hışımla çektim elimi ve sert bir şekilde "şimdi zamanı mı ateş sana benden bu konular hakkında bir şey bekleme demiştim tamam kendimi toparlamaya çalışıyorum eskisi gibi davranmaya çalışıyorum ama bu hissettiğim acıyı değiştirmiyor lütfen yapma kalbim deki acının üstüne tekrar bir acı ekleme" dedim hafif sesim titreyerek gözlerim Dolarak, ateşte böyle bir tepki beklemiyor olacak ki afalladı boğazını temizleyerek "özür dilerim sadece seni bir anda hüzünlü ve dalıp gitmiş görünce dikkatini çekmek istedim aklına gelmesin istedim aynı şeyler biraz abartmış olabilirim tekrar özür dilerim hadi yemeğini ye" dedi önüne dönüp derin bir nefes vererek İki elimi de saçlarımdan geçirip sıkıntılı bir nefes verdim, ne yapıyordum ben adamım tek düşündüğü bendim benim üzülmemem ve düşünmememdi ama tabi benim tepkilerim takdire şayan tepkilerdi kendime kızarak gözlerimi sıkıca yumdum ve derin bir nefes alarak bu sefer ben tuttum ateşin elini ve "asıl ben özür dilerim ateş böyle bir tepki vermek istememiştim sadece sofra annen baban işte dedemler varken biraz gerildim gereksiz çıkıştım kusura bakma" dedim mahçup bir sesle, ATEŞ ise anlayışlı bir tavırla elini kaldırıp dudaklarına götürüp öptü, aslında bir tık utanıyordum sonuçta sofrada büyükler vardı ve şu durum en son yaşayacağım şeydi "hiç önemli deği tuğçem ben seni tek bakışınla bile anlayabiliyorum seni şuan önemli olan sensin sen ve senin mutluluğun" dedi gözlerimin içine bakarak bende hafif tebessüm edip elini bıraktım Sonra sofraya dönüp "Sizlerden de özür dilerim masada böyle bir şey yaşansın istemezdim" dedim kafamı öne eğip utanarak Herkes ufak bir tebessüm edip 'olur böyle şeyler takılmayız biz' dedi hasan amca ben de tekrar önüme dönüp yemeğime odaklandım masadaki herkes gibi. Yemek faslı bittikten sonra hep beraber salona geçtik dedem mezarlığa gitmeden önce konuşalım sonra gideriz dedi bende kabul etmiştim herkes bir köşeye yerleşince ilk konuşan ateş oldu "TUĞÇE konu ile ilgili aklına takılan ne varsa sorabilirsin babam dedem ve ben bildiğimiz her şeyi anlatırız sonra oma göre plan program bişiler yapabiliriz" dedi. Bende lafa sallayarak konuya girdim "ASLINDA tek metal ettiğim şey ayhan denen adamın hala nasıl yaşıyor olması ve torunu ne alaka o kısmı bağdaştıramıyorum yani bide kaç sene önce ki konu neden şimdi bunlar kafam da dönüp duruyor" dedim dedem ve Ateşe bakarak dedem söze girdi "İNAN kızım bende bilmiyorum aslında geçmişte olan biten her şeyi anlattım şimdi neden bu şekilde bir fikrim yok ama sanırım hasan amcan olayı öğrenir öğrenmez bir araştırma yapmış" dedi bana bakarak bende direkt hasan amcaya diktim gözlerimi "EVET olayı öğrenir öğrenmez adamlarıma konu ile bilgi toplamalarını söylemiştim bişiler öğrendik hatta belki daha fazlasını da öğrenmiş olabiliriz bilgilerin hepsi ateş te o anlatır şimdi" dedi derin bir nefes alarak Ateşe döndüm artık anlamalıydı bu işkence bitmeliydi yüzümü tamamen ona dönüp "HADİ ateş beni daha fazla germe de anlat" Dedim ateş te derin bir nefes çekerek sözlerine başladı. "öncelikle ayhan yani çakal ölmemiş" dedi kafasını yere eğer Herkes 'neee' diye hep bir ağızdan tepki verdi ben ise sanki beklediğim bir şey miş gibi fazla tepki verememiştim dedem söze girdi "ne demek ölmemiş ateş yanlışın olmalı ben o adama 3 el ateş ettim çok net hatırlıyorum cenazesi kalktı gömdüler herifi kendi gözlerimle gördüm bir yanlışın olmalı" dedi sitemli bir şekilde ateş ise "yok Fahri amca doğru söylüyorum evet ölmemiş ama tam da yaşıyor denilemez felçli kalmış boyundan aşağısı tutmuyor büyük ihtimalle seni öldü bilsin diye bu şekilde göstermiş olabilir o zaman ki kafasında kurduğu farklı şeyler vardı demekki" dedi Hasan amca "vay şerefsiz tam Bi o. Çocuğu kendi canıyla cebelleşirken bile Bi çakallık peşindeymiş ama iyi olmuş onca ahın bedeli demekki felçli kalmak" dedi öfkeli bir şekilde benim ise aklımdan geçen farklı şeyler vardı aslında felç denince aklıma kendi intikamım için kuracağım bir plan gelmişti bile ama önce gerçeğin hepsini öğrenmeliydim. "EVET ateş devam et" dedim sakin bir şekilde ATEŞ "eşi kazadan sonra doğum sırasında ölünce bebeği kurtarmışlar aynı Ayşe teyze gibi"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD