HASTANE

3208 Words

ÖMÜR Kuzey dizlerinin üzerine çökmüş, mırıldanır gibi bir şeyler söylüyordu, ama ne dediğini duymam imkansızdı. Kalbim göğsümde deli gibi çarpıyordu, korkudan aklımı kaçırmak üzereydim. Onu o halde, dizlerinin üstünde acıyla kıvrandığını görmek ve hiçbir şey yapamamak içimi parçalıyordu. Adını defalarca haykırarak kapıyı yumrukladım, tüm gücümle itip zorladım, ama lanet olası kapı bir milim bile kımıldamıyordu. Tek düşündüğüm, bir an önce dışarı çıkıp Kuzey’in yanına ulaşmaktı. Ellerimi cama vuruyor, hıçkıra hıçkıra ağlarken bir yandan da çevreye bakınıyordum. Birileri, herhangi biri, yardım edemez miydi? Ama etrafta kimsecikler yoktu. Kışın bu soğuk, kasvetli akşamında, sokakta bir Allah’ın kulu olmaz mıydı? Parkın karşı tarafındaki bakkalın neon ışıkları yanıp sönüyordu, ama dükkânın ön

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD