Kabül mü?

1852 Words
Züleyha Aksoy Aynadan kendi aksime bir müddet baktım. Uzun ve gür kahverengi saçlarımı açık bırakmıştım. Yine kurutmadığım için ıslaktı. Sade buz mavisi bir kot pantolon ve beyaz gömlek giymiştim. Özenecek bir durum yoktu. Dün akşam ki mesaj yüzünden doğru düzgün uyuyamamıştım ve gözlerim biraz kızarıktı. Cevap vermediğim için ayrı bir gerginlik vardı. Onunla görüşmek mi? Aklımı kaçırmış olmam lazımdı bunu yapmam için. Hiçbir şey olmamış gibi staja gidecek ve oradan da eve gelecektim. Evet..en iyisi buydu. Çantamı aldım, yanıma da hastene de giyeceklerimi. Hazırdım. Odadan çıkarken etrafta koşturan hizmetlileri gördüm. Günün gerginliği onlarada yansımıştı sanırım. Merdivenlerden avluya inerken arkadan Dayenin “Nereye Züleyha?” diye bağırması yüzünden adımlarımı duraksattım ve umursamaz bir tavırla ona döndüm. Sim siyah giyinmişti bugün. Siyah şalı ve elbisesi ile tam bir hanım ağa gibiydi. Derin bir nefes aldım “Hastaneye gidiyorum” diye tek düze bir cevap verdim. Cevap vermeden bir süre baktı bana. Ardından pekte şaşırmayacağım bir şey söyledi “Otur oturduğun yerde. Zaten artık nişanlı kızsın. O Kıraçlı namussuzu sana göz koymuştur zaten” Yav he he dememek için zor tuttum kendimi. Öyle bir adamın bana göz koymuş olması imkansızdı. Sadece anlamadığım Dayemin neden onlara bu kadar kızgın olduğuydu. Tamam kız kaçtı ama sonuçta abimde kaçırmıştı. “Dediğin gibi Daye...ben nişanlı bir kızım. Eğer beni bir şekilde rahatsız ederse kim olursa olsun meclis ona cezasını verir” dedim. ilk defa bu kadar diktim karşısında. Ağzını açıp bir şey diyecekti ki abim arkadan gelip yanına durdu “İstediğin yere git abicim” deyince koşar adım çıktım konaktan. Gerisi onların problemiydi. Tahsin amca bugün izinliydi. O yüzden genç korumlardan biri beni bırakacaktı. Arabaya sakince yerleştim. Telefonu açıp dünden beri gerginlikten bakmadığım mesajlara göz gezdirdim. Sude yine bir sürü söylenmişti. Gülümsedim ve hastanede ona anlatmam gereken şeyler olduğunu yazdım. Hastane yolundan başka bir yola saptığımızı fark edince tedirgince şoföre doğru eğildim “Burası hastane yolu değil!” dediğimde dikiz aynasından kısa bir bakış attı “Bilirim Züleyha hanım” “Nereye gidiyoruz o zaman?” nefesim hızlanmıştı. Nereye götürüyordu beni? “Jehat Ağam sizinle konuşacakmış” dediği an kalbim deli gibi çarpmaya başladı. gözlerim ise şaşkınlıkla kocaman oldu “S-sen..” dedim kesik kesik ama kelimeler dilimde düğümlenip kalmıştı sanki. Ani frenle çok fazla binanın olmadığı, tenha sayılabilecek bir yerde durunca içimde ki korku büyüdü “Merak etmeyin ben buradayım” deyince sinirlerime hakim olamadım “Sen salak mısın? Utanmadan gelip beni düşmanımız sayılabilecek bir adamın emriyle buraya getiriyorsun bir de ben buradayım mı diyorsun?” Boş boş baktı gözüme. Önümüzde ki arabaya baktım. Siyah büyük jip. Dün ki arabaydı. Elimi şoföre uzattım “İn sen arabadan. Gideceğim ben. Ben sürerim arabayı” “Lütfen zorluk çıkarmayın Züleyha Hanım.” “Bana bak seni...” kapım bir anda açılınca kafamı oraya çevirdim. Yemyeşil gözleri, çatık kaşları ve yine her şeyi gölgesi altına alan bir beden ile karşılaşınca istemsizce geri çekildim. Bana değmedi bakışları. Genç korumaya çevirdi başını “Çık dışarı” dedi sadece. Çıktı hemen. Zaten anlamıştım ama şimdi her şey daha netti. O adam Kıraçlılara çalışıyordu. Birden cüssesine göre nazik olan eli bana doğru kalktı. Açıp kapattı “Gel” dedi sadece. Şaşkınlıkla göz kırpıştırdım. Dalga mı geçiyordu benimle? “Sadece konuşacağız Züleyha” dişlerimi dudağıma geçirdim, güvenip güvenmemek arasında gidip geliyordum. Derken bıkkın nefesi doldurdu bütün arabayı “İyi gelme” deyip sertçe kapattı kapıyı. Hayır hayır ben bunu demek istemedim. Telaşla indim arabadan ve umursamazca arkasını dönüp giden adama bağırdım. “Heeey. Tamam bekle” durdu hemen. Omuzlarının üzerinden baktı “Gel” dedi ve bindi arabasına. Ellerimi birbirine geçirdim. Telaş, korku ve heyecan duyguları arasında sıkışmıştı kalbim. Kararsız adımlarla ilerledim arabaya. Adam öldürürüz dedi Züleyha. Ön kapıyı açıp koltuğa yerleştim ama sanki yok olmak ister gibiydi bu halim. İstemiyordum onun yanında durmak. Ferah bir kokusu vardı ama sigara karışıyordu o kokuya. Ona rağmen kötü değildi lakin. Hala buradan değilmiş gibiydi. Torpidoya uzanıp sigara paketini aldı. Altın rengi çakmağını açıp yaktı. Derin bir nefes çekişini izledim bir süre. Sonra o nefesi bırakışını. Sevmezdim sigara kokusu. Hemen öksürdüm. Ama ses etmedim. Ne konuşacak merak ediyordum. Ama incelemekten kendimi alamıyordum. Siyah saçları, yeşil gözlerini perdeleyen haddinden uzun kirpikleri vardı. Çenesinde ki ben...yutkundum oraya bakarken, gamzesi ile birleşince yüzüne çok yakışmıştı. Mavi bir gömlek giymişti, bej renkte bir pantolon. Gümüş ve oldukça şık bir zincir bileklik ile kolyesi vardı. Kolyesine bakarken fark ettim göğsünde bir dövme vardı. Ne olduğunu anlamadım. “Bitti mi?” diye sordu aniden. “Hı?” diye karşılık vermemde şaşkınlığımdandı. “Beni incelemen bitti mi?” yanaklarıma doğru kanların aktığını hissettim. Yanmaya başlamıştı. “B-Ben...özür dilerim” dedim ellerimi dizimin üstünde birleştirerek ‘Aferim sana Züleyha, rezil oldun adama. Hakkımızda ne düşünecek kim bilir” “Sorun yok” dedi düze bir sesle. Hala sigara içiyordu “Bunu dışarda içsen” dediğim anda ilk defa bakışları bana döndü. Tek kaşını havaya kaldırarak baktı. Anlamadığını düşündüğümden “Rahatsız edici” dedim gözlerim ile sigarayı göstererek. Tam ağzına tekrar götürüyordu ki durdu. Camını açtı ve dışarı attı. Camda açık kaldı. Bu hareketi ile kaskatı kesildim ama haifif bir gülümsememe de engel olamadım. Sonrasında neden burada olduğumuzu hatırlatmak ister gibi “Ne konuşacaksın benimle?” diye sordum. Sıkıntılı bir nefes verdi “Serhatla nişanı atacaksın!” “Ne?” diye bağırdım. Gözlerim yuvalarından çıkacaktı neredeyse “Ne si yok” derken oldukça rahattı. Her hareketi ile beni şaşırtmaya devam ediyordu. “Serhat Aksel ile evlenmeyeceksin. Berdeli kabul edeceksin. Kardeşim hamile kaldıktan sonra ise seninle yurt dışına gideceğiz. Sonra orada boşanacağız. Bunların hepsi bir sene içinde olacak. Sadece birkaç ay burada ki konakta kalacağız. Sen de ben de eski hayatlarımıza devam edeceğiz. Okula gelince....” “Bir dakika bir dakika” diye araya girdim bu sefer. Adam kafasında her şeyi kurmuş gelmiş bana ne diyordu? “Ne anlatıyorsun sen? Nişanımı neden atayım? Manyak mısın sen?” bana ters bir bakış attı. Biraz kokrmadım desem yalan olur ama belli etmedim “Bak Züleyha hanım. Buraya seni insan gibi ne yapacağımızı konuşmak için çağırdım. Berdelmiş, bilmem neymiş uğraşamam...ha bir bedel ödenecek ki onu da abin yerine sen ödeyeceksin. Bir bok yedi nişanlı kardeşimi kaçırdı. Şimdi ya sen benimle evleneceksin ya da ölümlerini seyredeceksin” “Benim abim ölecekse senin de kardeşin ölecek” dedim. umursamadı “Benim artık öyle bir kardeşim yok” deyip indi arabadan. dolanıp benim kapımı açtı “İnebilirsin” dedi ama ben inemedim. Gözlerim dolmaya başlamıştı. “O-Onlar demekki birbirini sevmiş” genzimin yanıyor olmasını, dudaklarımın titremesini görmezden geldi. Elini kapının üstüne sabitledi. Diğer eli de benim başımın üzerinde ki yere sabitleyip eğildi bana doğru. Biraz geri çekilmek istedim ama yüz ifadesi o kadar ifadesizdi ki belki bir umut bir şey anlarım diye bakmaktan kendimi alı koyamadım. “Seviyorlarsa seni de düşünmeleri gerekirdi. Ben diyeceğimi dedim. Ya berdel...Ya berdel” bu nokta da geri çekildi ve benim inmem için alan açtı. İndim. Bacaklarım titriyordu, sağ gözümden bir yaş süzüldü “Berdel” dedi. Gözlerim kapandı. Bu...bu kadar acımasız olmazdı. “Kabul mü?” diye sordu ben gitmek için adım atınca “Etmezsen ettirmenin bir yolunu bulurum Aksoy!” deyip adama yine bir baş işareti yaptı. O da hemen yanıma geldi ve koluma girmek istedi “Sakın” diyen sesi yükseldi “Kendi yürüyebilir” demesine takılmadan arabaya ilerledim. İşte buydu. Bu topraklarda yaşıyorsan sevmeyecektin. Seversen seninle birlikte herkesi yakıyordun. Abim ve Mevanın arasında tam olarak ne vardı, ne zaman başladı? bilmiyorum ama bu uğurda benim başımın yandığı ayan bayan ortadaydı. Sessizce arabaya bindim ve hastaneye gitmesine müsade ettim.Konağa geri dönsem, Jehat benimle konuştu desem...başımı iki yana salladım olmazdı. Daye...beni mahvederdi. Üstelik Serhat meselesi de vardı. Bir de akşam görürsün demişti. Neyi görecektim? “Ne zamandan beri onlara çalışıyorsun?” diye sordum yanaklarımda ki ıslaklığı silerken. Sustu, şaşırmadım. Yine de sormak istemiştim. Elinin bu kadar uzun olabileceğini düşünmemiştim. Hastanenin önüne geldiğimde hızla indim arabadan. koşarak girdim acil girişinden. Sude buralarda olmalıydış ona anlatmak istiyordum. Hastaların olduğu bölüme ilerledim. Evet, oradaydı. Damar yolu açıyordu. İşinin bitmesini bekledim biraz. “Ay gelemeyeceksin sandım Züleyha” diyerek gedli hemen yanıma. Koluna girdim ve giyinme odasına ilerledim “Kız noluyor?” diye sordu ama es geçtim. Odaya girdiğimizde kapıyı kapattım “Sude sana anlatacaklarım var” dememle beklenti ve tedirginlikle baktı. Koltuğa oturup ona dün akşamdan beri olan biten her şeyi anlattım. Jehatı, sabah dediklerini ve tehditlerini...her şeyi anlattım. Bittiğinde “Ne yapacağım ben?” diye sordum. Dışardan bakan bir insan daha iyi bilirdi. Elini saçlarına atıp biraz karıştırdı “Züleyha şimdi senin anlattıklarında biraz çelişkiler var kuzum” “Ne gibi?” diye sorduğumda sıkıntılı bir nefes verdi “Mesela, madem abin ona bu kadar soğuk davranıyor. Neden kızı sevdiğini söylemedi? İkincisi ki bu daha tuhaf o Jehat dediğin adam sana anladığım kadarı ile anlaşmalı bir evlilik teklif etmişç bunu neden yaptı?” “Anlaşmalı mı?” diye sordum alık alık. Bana anlaşma demedi ki “Alık mısın kız sen?” diye sordu. Ciddi ciddi kafamı aşağı yukarı salladım. Gözelerini devirip kafama yalandan vurdu bir tane “Kızım adam demiş ya ‘kız kardeşim hamile kalana kadar buaradayız, sonra gidip boşanacağız’ diye. Tabi sen korkudan tam anlamadın kesin” ee yani der gibi baktım “Bence sen tekrar konuşmak is..” “Hayır olmaz!” diye bağırarak kalktım ordan. Olmazdı. Onunla tekrar yan yana gelmek istemiyordum. Boş boş göz kırpıştırdı Sude. “O adam sana bir şey mi yaptı?” “Hayır...şaşırtıcı bir şekilde sadece konuştu. Ama onunla...onunla tekrar bir araya gelmek istemiyorum” “Sebep?” diye çok mantıklı ve yerinde bir soru sordu. Ne biliyim sebebini ben Sude. Böyle demek yerine omuz silktim sadece. Gözlerini şüpheyle kıstı. Bir şey demek istedim ancak odanın kapısı aniden açılınca hemen toparlandık. Kıdemli hemşire pis pis bakıyordu “Hadi kızlar yaylanmayın bir sürü hasta var” deyip çıkınca el mecbur sohbeti kestik. Üzerimi değiştirip acile girdim. En sevdiğim şey damar yolu açmakken onu bile görecek halim yoktu. Her zaman ki gibiufak şeylerden başlayıp yardım ettim. İğne vururken ilk defa acıtmış olmama bile şaşıramadım. Bugünde böyle devam edecekti anlaşılan. ** İkindin işimiz bitince çıktık hastaneden Sude’nin otobüs saati gecikeceğinden fazla kalamadı ama telefonda konuşmak için sözleştik. Bende arabaya bindim. Tahsin amca erken dönmüştü. Sevinmiştim buna. Konağa geldiğimizde kafamı geriye attım. Ağrı girmişti. Üst üste gelen şeyler yüzündendi kesin. Hiç inmek istemesem de indim ve odama hızla çıktım. Herkes salonda olmalıydı. Üzerimi değiştririp şort ve askılı pjama takımı giydim. Yatağa uzanmak kapım tıklandı. Hemen toparlandım, annemdi gelen “Züleyha...” diye fısıldadı. “Efendim anne” “Serhat geldi. Dedi ki nişan artık olmazmış” “Ne?” dedim kalbimin çarpma sesine kulak vermemeye çalışarak. Gözlerinden bir yaş süzüldü “Yarın meclis var Züleyha. Berdel kararı konuşulacak. Serhat ile nişan bozulursa yapacak bir şeyimiz kalmaz” “Ama...” ne diyeceğimi şaşırdığımdan ses edemedim. Annem göz yaşları içinde saçlarımı okşayıp öptü. Yatağıma attım kendimi. Kaçınılmaz olan şey berdeldi ve bozulacaksa ne yapacaktık? Telefonumdan gelen bildirim sesi ile elime aldım. Dün ki numara olduğunu görünce nefesim yine hızlandı. Numaramı nasıl bulduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Yutkunarak mesaj kutusuna fgirdim ve numaraya tıkladım. 054*********: Artık bir nişanlın da yok Züleyha Aksoy! Sana demiştim. Ya berdel...ya berdel! Ben mesajı okuyup ne demek istediğini anlamaya çalışırken bir anda kulaklarımı bile çınlatacak olan çığlıkla dina kaldım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD