Veto 🌹

1521 Words
Velhasıl kelam... Geride kalan Funda'nın gururu kırılmış, umutları ise oturup kaldığı yerde üzerine cam kırıkları gibi serpiştirilmişti. Kendince sevmek, beğenmek ayıp mı diyordu? Yada sevmek bu muydu? Gerçekten yolu bu kadar zor muydu? Akın zoru oynamayı mı seviyordu? Funda en çok kendini sever diyenler halt etmişti. Kendini seven insan bu hali kendine reva görmezdi. Feyza, ikilinin yakınlaşma anlarını çok kısa bir an izleyip özele saygı göstermiyormuş gibi hissetmişti. Keşke devamını da izleseydi. Bir kez olsun yanlış bir şey yapsaydı. Ona yapılan yanlışlar sonrasında bu devede kulak kalırdı. Ne yazık ki kendince doğru olanı yapmıştı. Şüphe artık o saatten sonra en yakın düşmanıydı... Feyza ikisinin arasında nihayet bir şeyler olduğuna inanarak geceyi sonlandırdı. Akın'ın artık sıtkı sıyrılmıştı. Bir insan niye istenmediğini bildiği halde bu kadar zorlardı ki? Aynı hallere düşecekti aslında... Belki çok daha fena bir fırsatçılık yapacaktı... Ama bu kadar arsız olabilmesi pek mümkün değildi. Karma gelir illa ki bir şekilde asıl sahibini bulur derler ya... Doğruydu... Otele gelirken muhabbet dönen araba içinde, evlerine dönerlerken hepsi sus pus oldular. Sustukları her birinin içinde büyüdü büyüdü büyüdü... Gece sessiz sakin sonlansada içlerinde olabildiğince gürültü doluydu. 🌑🌑🌑🌑🌑🌑🌕🌕🌕🌕🌕🌕🌕 Çakma moral gecesinden sonra hafta başı gelip çattı. O gece hepsini düşünceleri yordu, huzursuz uykulara kucak açtılar. Yarınlar güzel gelsin duasıyla yürekler birazcık rahatlarken uykuya dalıverdiler. Uykunun en rahat kucağındayken evin zilinin çalmasıyla Şahan ailesi yeni bir sabaha telaşla uyandılar. Sonrası mı? "Ben buna binmem, abi!" Feyza canavar gibi görünen simsiyah motora öcü görmüş, küçük bir kız çocuğu gibi baktı. Çocukların örümcek, arı korkusu gibi Ferit Abi'sinin beline sımsıkı yapışmıştı. Kolunun altından kocaman motora çatık kaşlarla bakıyordu. "Asla binmem!" Ferit bıkkınca ofladı. Tam on dakikadır Feyza'ya ikna olması için dil döküyordu. "Kızım sınavım var dedin ya... Of! Hepimiz uyumuş kalmışız işte. Akın, zilimizi gitmiyor muyuz diye çalmasa kaçıncı pireyi kıçımızdan uçuruyorduk kim bilir?" Feyza'nın bir aylık mazeretli izni bir hafta önceden bugün itibariyle bitmek zorundaydı. Çok önemli bölüm dersinin sınavı maalesef bugündü. Biraz daha direnirse üniversiteye sabah trafiğinden dolayı geç kalmak üzereydi. "Bana ne binmeyeceğim! Kocaman baksana... Bir rüzgar üfürümünde, uçurtma misali bu beni gökyüzüne uçuruverir. Canavar gibi gözleri bile var! Olmaz! Otobüsle gideceğim." Sabahın yeni yeni çöken şafağında, motorun yanan farları gerçekten gözleriyle Feyza'yı yiyecekmiş gibi geldi. Kızın bu haline iki genç adam istemsizce kıkırdadılar. "Feyza, abim adamın aküsü bitmiş, arabası bakımda. Bir güncük biniver işte ne olacak? Sınava yetiştirir, üstelik daha çabuk varırsınız bir tekrar daha yapacak vaktin olur. Hem bu it, motor sürmede arabada olduğundan daha usta. Ulan bir dene! Hiç motora binmedim demezsin." Aslında Ferit kardeşinin genç yaşının insanı gibi tastamam yaşamasını istiyordu. Mesela motorda heyecan duygusunu ilk kez hissedecekti. İstemsizce korkusuyla da yüzleşmiş olacaktı. Her duyguyu tatsın istiyordu. Çocuk Akın'ı, Feyza ezbere biliyordu evet fakat büyümüş yerlere sağlam basan mert Akın'ı henüz tanımıyordu. Yeniden tanışsınlar istiyordu. "Asla asla binmem! Çok korkunç bakıyor baksana. Sıkıysa binde atıvereyim seni der gibi..." Motor korkusuna küçük kırkırtılarla gülen genç adamlara, Feyza gıcık oldu. Birisi Ferit Abi'siydi diğeri de onları uyandırdıktan sonra ev ahalisinin paldır küldür evden çıkışlarını motoruna yaslanarak sessizce izleyen Akın Abi'siydi. Abisinin arkasına saklanmayı bırakıp kolunun altından bakmayı bıraktı. Ve Feyza toplu taşımalara binbir övgü gevelerken abisinden birazcık sıyrılıp uzaklaştı. "Otobüste sıcacık gideceğim işte. Bunda donarım ben. Hem dört teker çok daha güvenli... Teyzelerin dedikoduları da güzel oluyor, sarıyor yani... Boş yerde buldum mu çok şükür derim ne güzel." Amacı ağır abilerinin dikkatini dağıtmaktı. Tırıs tırıs ikiliden uzaklaşan Feyza, ikna oldular diye rahat bir nefes almak istedi. Olmuştu galiba... Fakat Ferit elleri belinin iki yanında, Akın'a gözleriyle yavaştan ilerleyen Feyza'yı göstererek başını salladı. 'Sana daha yakın, durdur.' Der gibiydi. Akın, Ferit'e şaşkınca baktı. Göğsünde bağladığı kollarını çözerek elleriyle kendisini gösterdi. 'Ben mi durdurayım?' Ferit hala uykudan açılamamış gözlerindeki çapakları temizlerken mırıldandı. "Oğlum sen polis değil misin? Yakalasana kaçağı, Allah Allah!" Ferit, Akın'ı dövmek istiyordu. Sözünü ve imalarını ikilettikçe, verdiği sessiz destekten anında vazgeçesi geliyordu. Bıkmışçasına ofladı. Akın'ın bu inkar hali daha çok sürecek miydi acaba? Akın'da, Ferit'in gözlerindeki güvenemez bakışları fark etti, yediremedi. Motoruna yaslıyken aniden duruşunu dikleştirdi. Çocukluktan beri garip bir iletişim şekilleri vardı. İki büyük adımla hemen biraz ileride küçük küçük adımlarla yürüyen kıza ulaştı. Sessizce kaçmaya çalışan kızın, sırt çantasına uzanıp işaret parmağını çantanın kulbuna taktı. Feyza'nın ilerlemesine engel oldu. O çanta kulbuna kanca gibi sardığı tek parmağıyla, kızı geri geri önüne dek yürüttü. Bir yandan kısık bir sesle mırıldanmaktan geri kalamadı. "Yakaladım seni, kaçak komşu kızı..." Ses tonu niye böyleydi lan? Akın bazı tavırlara sözlere cidden engel olamıyordu, beyninin işletim sistemi kısa devre yapmış olmalıydı. Akın kendince flört mü etmeye çalışıyordu? Genç adam içinden dilinin kemiğine ve ses tonunun ağırlaşıp kısıklaşmasına bir sürü küfür sıraladı. Feyza o sıra çantasına takılı parmaktan kurtulmak için deli gibi çırpınıp etrafında dönüyordu. Kurtulamıyordu. "Kaçacağım bana ne! Binmem ben o motora be! Funda binsin. Hah geliyor işte... Abla şunlara bir şey söyle! Ben bu canavar kılıklı motora asla binmem! Bırakmıyorlar! Sınavım var gidemiyorum. Sen Akın Abi ile git, beni abim bıraksın. Yoksa gitmeyeceğim sınava falan işte!" Ayaklarını oğlaklar gibi yere vurdu. Çok sevimliydi. Ferit hemen yanında dikilip uyku sersemliğiyle neler oldugunu anlamaya çalışan Funda'nın omzuna, kolunu sıkıca dolayıp onu özlemle bağrına bastı. "Ne diyor bunlar, Ferit?" Diye sordu Funda. "Abi diyeceksin sarışınım. Sen boşver onları, işe geç kalıyorsun. Çok kıl bir patronun olduğunu duydum. Yaşlı tilki senin önerilerine kulak asmıyormuş bu gidişle iflas etmese bari diyormuşsun. Haydi hem konuşalım hem gidelim." Bir yandanda Funda'yı çekiştirdi. Funda henüz tam olarak uyanamamış olmanın gafletiyle bir kaç adım attı. "Öyle departmanlarda deli gibi bir harcama var. Bir şey olmaz diyor adam, başka da bir şey demiyor abi." Ferit Funda'nın dalgınlık abi diyerek cümlesini noktalamasına keyiflendi hatta çok mutlu oldu. Sarı başını kedi sever gibi okşarken gülümseyerek Funda'ya baktı. "Sen çözersin abim, ben sana inanıyorum. Yeni patronunu gördün mü? Belki o bu gidişata el atar, sana destek olur. " Dedikten sonra iki kardeşin aralarında bağlarını güçlendiren bir bakışma oldu. Funda ilk cümlelere kalbiyle sevinirken yeni patron kelimesiyle şaşkınlıkla soludu. O kadar Akın derdindeydi ki işindeki önemli bilgiyi kaçırmıştı. Hemen Ferit'in diğer yanında bitip koluna sarılan Feyza ile ikisi de durmak zorunda kaldılar. Feyza abisine çok sinirlendi, Funda duymasın diye abisinin kulağına doğru uzanıp çok kısık sesle sordu. "Hani sen beni çok kıskanıyordun abi? Ona sarılmak..." Ağzına taş parçaları doldurulmuş gibi küçücük bir an duraksadı. "Zorunda kalacağım, biliyorsun değil mi, abi? Niye bunu yapıyorsun?" Feyza geri çekilip abisinin gözlerine küskünce baktı. Ferit, Feyza'nın omzuna da diğer kolunu sarıp kulağına fısıldadı. "Hala çok kıskanıyorum abim. Fakat söyle, etrafımızda ondan daha güvenilir bir adam mı var? Sana hiç zararı dokundu mu? Zannetmiyorum. Çocukken onun yanından benim yanıma gelmezdin. Hep onu seçerdin. O güveni ne çabuk unuttun?" "Büyüdük abi..." "Bağ aynı kalır. Onu böyle yaparak üzüyorsun. Bekir konusunu hatırla. Adam hepimizden çok arkanda durdu. Ona böyle yabani davranmaya devam edersen sonra pişman olursun, o temiz vicdanın seni boğar. Haydi git varınca mesaj atarsın." Ferit son noktayı koyarak Feyza'nın saçlarını ufacık öpüp kolunu omzundan çekti. Hafifçe kolundan geriye Akın'a doğru itti. Feyza öylece Ferit ve Funda'nın arkasından bakakaldı. Olanlara gerçekten inanamıyor ve anlam veremiyordu. Neler oluyordu? Feyza'nın korkusu; o kocaman motora binmek falan değildi. Yabancı bir erkeğe uzun bir süre sarılmak zorunda kalacak olmaktı. İki kardeşin asıl konuştuğu mesele de buydu. Funda moral gecesinden sonra bitki gibi geziyordu. Aşırı beğendiği hayaller kurduğu Akın tarafından Çok sert bir şekilde geri püskürtülmüştü. Her hangi bir cıvık hamlesi daha ona asla bir şey kazandırmayacaktı. Bunun farkındalıyla sabah serinliğinde, abisinin sıcaklığına sokuldu. Ama içi biraz rahattı. Feyza onu istemiyordu. Akın gururlu bir adamdı. Küçücük bir çocuk gibi davranan kıza asla o gözle bakmazdı. Feyza böyle çocuklaştıkça, genç adam onu görmezdi. Özgüven abidesi adam çoluk çocukla uğraşacak değildi ya. Hatta kardeşi gibi gördüğüne neredeyse emindi. Neredeyse... Çok büyük yanılgıydı. Bilmiyordu. Ferit hissetmiş gibi Funda'nın alnının kenarını öptü. "Sarışınım iyi ki benim kardeşimsin biliyor musun? Sen hepimizden önce büyümek zorunda kaldın. Hep güçlü görünmek isterdin. Başardın farkında mısın? Benim kardeşim çok güçlenmiş. Sana imrendim." Aslında Ferit'in samimi gerçek düşünceleriydi evet ama bir yandan da onu içten içe işliyordu. Sırf çok daha fazla kırgınlık hissetmesin, sevmekten hiç vazgeçmesin diye uğraşıyordu. Sevmeyen bir adamla ömür geçmezdi. Funda'ya deli divane olacak onun baskın karakterini bastıracak güçlü bir adam diye Mevlam'a içinden dualar etti. Funda bu sözlere çok sevindi. Sevindi çünkü evin küçük kızına tam destek yek destek verilirken Funda kıyasta hep çürük seçilirdi. Sanki ihtiyacı olan bunları duymakmış gibi abisine sıkıca sarıldı. O an mesela dönüpte Akın ne yapıyor diye bakmak aklına hiç gelmedi. Aslında ihtiyacı olan sevgi şimdilik tam olarak buydu. Funda sevilmek istiyordu, ilgisizliğe dışa atılmaya tahammülü yoktu. İlgi delisi olduğunu kabullense asla bu durumlara düşmeyecekti ama insanız benciliz. Özellikle konu kendimizsek hepimiz acımasızca benciliz. Feyza sarmaş dolaş kardeşlerinin arabaya binişlerini izledi. İkisi de dönüp bir kez olsun arkalarına bakmamıştı. Hem abisi garip bir şekilde aceleci davranıyor hemen uzaklaşmaya çalışıyor gibiydi. Adımları uzun uzundu ve bütün ilgisini Funda'ya verip ona bir şeyler söyleyip duruyordu. Bindikleri Ferit'in eski tip arabası, hareket haline geçerek çoktan uzaklaşmıştı. Niye onu arkalarında bırakıyorlardı? Feyza'nın şiddetli itirazları verilen kararı veto etmesi işe yaramamış gibiydi. Reddediyordu. Onu kuvvetle geri itiyordu lakin yine aynı anın içine bir şekilde hatta kolay bir şekilde düşüp duruyorlardı. Sonunda olan hep Feyza'nın kendisine oluyordu. Pes etmeyecekti vetoya ve reddetmeye son gaz devam etmek niyetindeydi. İşe yaramasını ve sonuçta ağır yaralar almamayı-vermemeyi diliyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD