Mabeyn 🌹

1476 Words
Feyza kendine gelmek ister gibi ufakça yutkundu. 'Toka diyor' diye düşünüp sağ bileğine geçirdiği tokayı kıyafetini sıyırarak gösterdi. "Hayır hala korkuyorum." Diye mırıldanırken toka sayesinde gözlerini artık kaçırabildiğine şükrediyordu. Evde aceleyle odasından çıkmadan bileğine geçirdiği tokayı hala aralarında tutuyordu. Lakin kendi eliyle bileğinden çıkarmak bir türlü aklına gelmiyordu. Ortalarına doğru yukarıda tuttuğu bileğiyle 'bak tokamı unutmadım, aldım' der gibi övgü bekliyordu sanki farkında değildi. Akın kızı çekip bağrına basmak hatta kaburgalarının arasına saklamak istiyordu. Feyza'nın ilk kez yüzüne bu kadar uzun bakmasının sevincini yaşarken gerçekten çok ama çok mutluydu. Hatta Feyza'nın aklını karıştırmış olduğunun farkındalığıyla, onunla daha çok ilgilenip aklını karıştırabilirdi. Yapmadı çünkü kızı artık yetiştirmesi gereken bir sınav vardı. Hız yaparak kızın canını tehlikeye atmak istemiyordu. Hala aralarında bekleyen ince bileğe dolanan tokaya işaret parmağını takıp yavaşça sıyırarak çıkardı. Feyza'nın aklını bu kadar karıştırıyor olmak erkeklik gururunun başını okşadı. Feyza özüne dönmeye ve kafasını toparlamaya çalıştığı sıra Akın parmak uçlarıyla içi giderek sevdiği uzun saçlara baktı. Küçük omuzlarından geriye attığı o güzelim saçlara yeniden şefkatle dokunmak istiyordu. Feyza'nın alması için aralarına tuttuğu tokayı, Akın'ın elinden kız almayınca genç adamın nefesi tekledi. Dalgın mıydı? Akın toplasın mı istiyordu? Ne yapmalıydı? Elbette yakaladığı bu minik fırsatları elinin tersiyle savurup atmayacak ve değerlendirecekti. Esneyip gözlerini ovuşturan kızın omuzlarının üzerinden kollarını uzattı. Boynunun bir tarafına bilerek nefeslerini bırakırken elinin içinde topladığı saçlara, tokayı geçirdi. Beceriksiz halde titreyen ellerle tokayı saça bir şekilde, canını hiç yakmadan özenle doladı. "Oldu galiba sanki. Hiç kimsenin saçını toplamamıştım. Annemin saçını örerdim bir ara seviyor diye öğrenmiştim. Hoş tokayı, örgü ucuna annem kendisi sarardı. Bu arada ceket almayı unutmuşsun sanırım. Haydi gel, seni sınavına yetiştirelim." Feyza'nın narin boynuna sıcak nefeslerini ve sözlerini bilinçli bir şekilde salarak konuştu. Feyza tarafından kumaşı sıyrılan bileğin, tenine değmemeye özen göstererek iki parmak ucuyla kumaşı ince bileğin sonuna dek çekti. Ve dirseğindeki kıyafetinin ucunu iki parmak arasıyla tutup onu motorun yanına çekti. Feyza yeniden duvarlar örmeden ve mesafe için kendine gelemeden çok sevdiği motoruna bu kızla mutlaka binecekti. Teniyle, temas etmekle işi yoktu. Şimdilik! "Akın Abi... Olmaz." İçinden 'hay abine' diyorken keyfi kaçmak üzereydi. Bu olmaz kelimesi neyeydi? Akın anladı ama anlamak istemedi. Ellerini saçlarına atarak alnındaki saçları genç adam geriye taradı. İnatçı tutumlar geri yerlerine tekrar döndüler. Bugün saçlarını özenle şekillendirmediğine anlık pişman oldu ama yapacak bir şey yoktu. Havaya öylesine bakarken gözlerinde ki o ışıltılar olmaz kelimesinin ağırlığıyla yavaşça söndü. İkilemi çok kısa sürdü. Donuk hareketlerle motorun oturma kısmını kilitle açtı. Eski kaskı ve sürekli yedekte tuttuğu kalın polar kapişonlu ceketini çıkardı. "Giy." İtiraz istemez bir baskınlıkla çıkan ses tonuyla, polar ceketi, inatçı küçük keçinin giymesi için havada tuttu. Kollarını sıkıca kendisine bağlayan kendinden büyük kaskla küsmüş gibi duran Feyza'ya, Akın kaşlarını çatarak baktı. "Öyle olsun." Dedi. 'Olmaz' kelimesine atıftı. İnatlaşmasına göndermeydi. Sorun değildi. Akın her şeyin üstesinden gelirdi. Gelecekti. Olduracaktı. Yapması gerekene odaklandı. Kızın yetişmesi gereken bir sınavı vardı. İstemli istemsiz dışa saldığı enerjiyi sıfırladı. Flört modunu kapattı. Feyza'nın ince bileğine parmaklarını sarıp sırt çantasını omuzlarından çıkardı. Kızın sırt çantasını motorun üzerine koydu. Ceketin bir koluna küçücük elini sıcacık kavrayarak kattı. Gücüyle biraz da emrivakiyle o polar ceketi, Feyza'ya çocuk giydirir gibi inatla köprü başındaki iki keçiler gibi hafif itişerek giydirdi. Dışarıdan bakan bir göz için çok tatlılardı. Önünde eğilip fermuarı boynuna kadar çekti. Motorun üzerinden Feyza'nın sırt çantasını alarak omuzlarına tekrar giydirdi. Kendi kaskını kafasına seri hareketlerle saniyeler içinde taktı. Klipsi el alışkanlığıyla tek saniyede yerine oturttu. Feyza onun bu kadar kolay geçirdiği klipsten sonra genç adama şaşkınlıkla baktı. Bana taktığı kaskın bağları bozulmuş olmalı diye düşünüp diken üstü eden hisleri, zihninin içindeki halının altına süpürdü. Dirseğinden yakalanıp motorun dibine Akın tarafından savrularak tekrar çekildi. Daha buna tepki veremeden Akın'ın bir eli, beline dolanıp havaya kaldırıldı. Ayak bileğine dolanan parmaklar bacaklarını açmasını sağlayarak motorun sürücü kısmına, Akın'ın hemen önüne oturtulduğunu nefes nefese fark etti. "Ben mi süreceğim! Bu delilik! Hatta intihar olur!" Diye ardı ardına panikle çemkirdi. Neden önüne bindirmişti ki? Arkasına bindirmesi gerekmez miydi? "Sakin ol... Arkamda daha çok korkacaksın." Akın güven verici bir sesle, kaskın boğduğu kelimelerle, kızı yatıştırmaya çalıştı. Motorun benzin katılan yerine, Feyza'nın eğilerek yaslanmasını, kürek kemiklerinin ortasından bastırdığı eliyle sağladı. "İyice yaslan... Buralara sıkıca tutun. Hemen arkanda olacağım, düşmene izin vermem. Küçücük bir şey olduğun için motoru sürmekte zorlanmayacağım hiç korkma. Hem sırtındaki çantadan dolayı aramızda temas olmayacak. Bana sarılmak zorunda da kalmayacaksın." Akın'ın insanları kitap okur gibi okuma laneti, Feyza konusunda mucizeye dönüşüyordu. Başından beri kızı rahatsız edenin kendisi ile yakın olmak zorunda kalması olduğunu biliyordu. Feyza'nın motora, Akın'la bineceğini öğrendiğinden beri kendisine düşman gibi baktığının farkındaydı. Ona sarılmak istemiyordu, bu Akın'ı üzse bile gerçek buydu. Şoförlüğüne güvenmese Feyza'yı asla önüne bindirmez ne pahasına olursa olsun kızın canını tehlikeye atmazdı. Motoru çalıştırdı. Direksiyonu Feyza'nın üzerinden ona dokunmadan kavradı. Yere sağlamca ziplenen motorun ayaklarını öne kas gücüyle meyl vererek yerine kaldırdı. Tek ayağıyla motorun yerden destek alan ayaklarını yerine oturttu. Yerden güç alan ayaklarını kaldırıp motoru yavaşça sürmeye başlarken sıcacık kaslı bacaklarıyla, Feyza'nın ince bacaklarını çevrelemek zorunda kaldı. Feyza'nın kaskına yaklaşarak konuştu. "Ama bacakların temasına bir çözüm bulamadım komşu kızı. Bu kadarını da idare edersin artık hım?" Kızdan elbette yanıt alamadı. Mahallede millet yavaş yavaş ayaklanmıştı ve yollara düşenler vardı. Akın biri aniden önüne çıkar diye ve Feyza biraz alışsın diye mahalleden çıkana dek motoru yavaş sürdü. Ara yollardan, Çınar'ın pek işlek olmayan arka yolundan ilerledi. Arada Feyza'yı kontrol etti, sıkıca tutunan ince parmaklarına sırıtarak baktı. Üşümesin diye bacaklarını kızın bacaklarına iyice yasladı. Geri çeker falan sandı ama Feyza heykel misali bıraktığı gibi duruyordu. Canavar dediği motora can simidiymiş gibi koala misali sarılıyordu. Bu haline de sırıttı. Çatalçeşme yolundan, Kıbrısşehitler caddesinden hızla geçtiler. Sınavına erkenden yetişmesini istiyordu. Şehir içi hatlar yolu, ana baba günü gibi olmalıydı. Bu sebeple kestirme üst yolları kullanıyordu. Kızın sırt çantasına güvence verir gibi göğsünü yaslayarak biraz daha hız aldı. Kaskları ve kolları dışında her yerleri maalesef temas halindeydi. Fakat Akın yola odaklanmış olduğundan önce can sağlıklarını koruma derdindeydi. İncilipınar'ı, Çamlığ'a bağlayan geniş yollarda hızını kesmedi. Az kalmıştı. Feyza ne durumda diye baktığında, tutunan ince parmakların gevşediğini fark etti. Kaşları çatıldı. Kalan beş dakikalık yolda kızı riske atamazdı. Tek kolunu, Feyza'nın karnının altından geçirip sarılarak motoru tek eliyle daha normal bir hızda sürmeye devam etti. Üniversitenin hemen yanındaki kafenin önünde durdu. Kolunu Feyza'nın karnının altından çekerken bile bir kıpırdama yada hareket göremedi. Kalbi panikle çarptı, korkudan bayılmış falan olmasındı sakın! Kızcağızı omuzlarından sıkıca kavrayarak üst bedenine yasladı. Kaskları bu hamleyle hafifçe çarpıştı. Ve nihayet elleri hareket eden kızla rahat bir soluk aldı. O an düşünemedi, bir an önce neden böyle heykel kesildiğini öğrenmek istedi. Feyza'nın kaskının klipsini görmeden ezbere omzunun üzerinden uzanarak tek seferde ve saniyesinde açtı. Kaskı canını yakmadan yavaşça çıkarıp sol elinde tuttu. Sağ eliyle çenesini sıkıca kavradığı kızın, başını omzunun üzerine doğru çevirerek ve üzerine iyice eğilerek yüzünü görmek istedi. "İnanamıyorum yirmi dakikalık yolda uyuyup kaldın mı sen? Hem de motorun üzerinde?" Akın gözlerini ovuşturup ana dönmeye çalışan Feyza'ya içi giderek bakarken içten bir şekilde gülümsedi. Gerçekten sımsıkı sarıp sarmalamak istiyordu ama olmazdı. Elinde kask olan koluyla beline dolanmaya engel olamadı ama... Feyza çok masumdu, ufacık tefecik bir şeydi. Kıyılması çok zordu. Bu kıza uyanan ve hallenen nefsinden sırf bu yüzden çok utandı. Olmaması gereken şeylerin önüne geçemiyordu. "Ne var ya? İçim geçmiş işte. Sınav stresinden gece pek uyuyamadım. Doğru ya sınavım var benim." Akın'ın yüzüne omzunun üzerinden bakan mahmurlaşmış Feyza, gözlerini irileştirdi. "Daha yirmi beş dakikan daha var, yetişirsin ama önce sana kahve alacağım. Uyumasana kızım artık ya..." Çenesinden tuttuğu kızı hafifçe kendisine gelsin diye sarstı. Buz gibi olan bedeni, yüzü kendi sıcaklığıyla ısınmıştı, bu Akın'ı bir hoş etti. "Tamam ya... Of çok uykum var." Akın, Feyza'yı koynunda sıcacık uyutmak isterdi. Hayaller sıcacık gerçekler bumbuzdu. Zordu çok zordu. Lakin moralini bozmadı Akın. Her ayrıntısına dek izlediği yüzü serbest bıraktı. Hala uyuklayan Feyza'nın başı usulca önüne düşüp biraz eğildi. Akın motordan atik bir şekilde inince aynı sıcaklığı paylaştıkları anlar bozuldu. Feyza'nın, Akın motordan iner inmez ürpererek titrediğini genç adam fark etti. Onu hep böyle kendi ısısıyla, ılıtmak isterdi. İçinden 'gam yok' dedi Akın, aralarındaki 'sarı çalıyı' söküp atarsa her şeyin bir şekilde yoluna gireceğine dair olan umudu tamdı. Feyza'yı elinde hala kask olmasına rağmen kucaklayıp motorundan oyuncak bebek gibi indirip bedeninin yanına doğru yasladı. Ayakta durabilecek gibi görünmüyordu. "İyi misin? Uyandın mı?" Motorun arkasındaki bölmeyi anahtarla açarken cevap olarak Feyza'dan bir "Hıı... hım." Aldı. Elindeki eski kaskı oraya tek eliyle yerleştirdi. Diğer eli Feyza'nın ince beline emanet şekilde dolanıktı. İki gençte ayırdında değillerdi ama aralarında garip bir anlaşma şekli vardı. Mesela Feyza hiçbir erkekle bu kadar yakın olup kendisini bu kadar güvende hissetmezdi. Hatta bu kadar yaklaşmalarına bile müsade etmezdi. Sonuna dek direnirdi. Akın ise hiçbir kıza bu kadar ilgili şevketli yaklaşmazdı. İçinden gelmezdi. Annesiyle babasının aşkına, bağına özenirdi. Üstelik Akın bu kadar sakin ve güvence verir şekilde yaklaşmasa, Feyza kesinlikle uzak durması için sonuna dek direnirdi. Aralarında mabeyn oluşmuştu farkında değillerdi. İki kişinin arasındaki şey bugün onlara aitti. Çocuklukta atılan bağ gözle görülmez olmuşken bugün o bağ saydamca belli belirsiz görünür gibiydi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD