Şiraze 🌹

1429 Words
Feyza ise o anlarda ablasına bakıyordu ve bu dansı görürse uzun bir süre burnundan getireceğini iyi biliyordu. Ama şu an Feyza için önemli olan ablasının Akın Abi'sine olan ilgisini Ferit'in olabildiğince geç öğrenmesiydi. Çünkü Akın Abi'si hep uzak duruyordu. Onun tarafından ablasına henüz atılan bir adım olmadığı için Ferit Abi'si kesinlikle ortalığı birbirine katardı. Ve abisinin huyunu biliyordu. Sırf engel olmak için babalarına anlatır ve işleri arap saçına çevirirdi. Babalarının bu işe asla sıcak bakmayacağını biliyordu. Akın Abi'sini komşu oğlu olarak mahallenin bir genci olarak çok severdi. Ama damat olabilecek kadar 'olur alabileceğini' zannetmiyordu. Babası sözlü uyarmasa bile gözleriyle kızlarına düğünlerde, dualı mevlütlerde 'edepli olun' der gibi bakardı. Oradan biliyordu. Funda ve Akın Abi'sinin aralarında ki bağ kesinleşmeden Ferit'in öğrenip bu ikisinin birlikteliğini engellemesini istemiyordu. Feyza babasının Funda-Akın ikilisine verebileceği en kötü tepkileri zihninden geçiriyordu. Düşüncelere dalmışken yüzünün yan tarafını, yaz yeli gibi alazlı bir halde yalayıp geçen sıcak nefesle Feyza gerildi. Bebeksi tüylerinin hepsi diken diken oldu. Rahatsız edici olduğundan ürperdim diye düşündü. Hayır bedeni dikkatini çeken sıcacık bedenin etkisine tepki veriyordu. Kızcağız bilmiyordu. Genç adam kendisine çok yakındı. Gerildi. Feyza geride durmaya çalıştıkça, mesafe açmayı denedikçe her seferinde dip dibe düşmeye başlamışlardı. "Feyza kime bakıyorsun? Abine mi, ablana mı?" Kulağına dolan kelimelerle birlikte, tenine sirayet eden sıcacık nefesle soluğunu tuttu. Aşırı yabancı ve ürpertici gelen his tüylerini bir kez daha diken diken etti. Yüzüne yakın yerde cevap bekleyen yüzün ve Akın'ın şakağına yakın saçlarının kendi saçlarına karışmasıyla bariz bir şekilde irkildi. Abisi dışında hiçbir erkek ona bu kadar yaklaşmaya cesaret edemezdi. Neler oluyordu? Feyza neyi kaçırıyordu? "Abime bakıyordum, şey o..." "Funda'nın bana olan aşırı tavırlarının farkında söyledim, bilmesi gerekiyordu." Akın, neden bu gerçeği o an dile getirdi kendisi bile anlam veremedi. Bu kadar söylemişken Funda'ya karşı bir şey hissetmiyorum demeyi de eklemeliydi, o an kızın cezbedici temiz kokusunu solumaktan aklına bile gelmedi. Feyza'nın ağzı hayretle açılıp kapandı. Kesinlikle Akın'ın ikisi arasındaki ihtimal bir yakınlaşmayı önceden söyleyeceğini düşünmüyordu. Abisi ile arası açılır diye saklayacağına ihtimal veriyordu. Abisinden ikisinin arasındaki birliktelik için icazet almış olmalıydı. Bu yüzden içine rahat bir nefes çekti. Sahi genç adam küçüklükten beri Doğrucu Davut gibiydi. Feyza da doğrudan şaşmayayım derken kendi bildiğine inanmayı seçerken sorgulamadığı için hep kaybediyordu. Feyza, saçlarına karışan saçlarla yeniden Akın Abi'siyle arasındaki arsız yakınlığı fark ediverdi. Ellerini hızla Akın Abi'sinin üzerinden çekti. Kendisini birden geriye attı çünkü aslında bu normal olan yakınlık, abisi ve ablası için yanlış anlaşılmaya çok müsait bir duruştu. Kalbi korkuyla kasıldı, bu kısacık anın görülmemiş olması için dualar ederken Akın'ın gözlerinin içine bakıp kaşlarını çattı. Kendisini ne duruma düşürdüğünün haberi var mıydı acaba? Gözlerine iyice baktı çünkü artık ablasının sevdiği adamı ayartan kardeş konumunda olmak istemiyordu. Özellikle 'enişteci' kelimesinden nefret ediyordu. İnsanlar en çok korktuğuyla sınanırdı. Bilmiyordu. Mahallede zaten az bir kısımda olsa Feyza hakkında böyle konuşuyordu. Bunlar çok sinir bozucu olsalarda annelerinin dedikoducu kankileriydi. Akın, kız kendini çekmiş olsada ince belindeki ellerinin parmaklarını birbirine kenetleyerek onu bırakmadı. Kolları arasında uzak durmaya çalışarak kaskatı kesilen kızın, gözlerine ilk kez dik dik bakmasını tuhaf buldu. Feyza kendisine lise bittiğinden beri uzak duruyordu, haklıydı. Büyümüşlerdi ve dedikodu kazanı gibi fokur fokur kaynayan bir mahallede, kız kendisini çirkin laflardan korumaya çalışıyordu. İçten içe onunla gurur duyuyordu. Kendisini korumaya çalışmasını taktir ediyordu. Fakat Akın yine de farklı bir soğukluk seziyordu, Feyza ile çocukken çok yakınlardı. Birden bire buz kesen bu davranışların altında başka bir şey olmalıydı. Ki Akın cevabı zaten biliyordu. Funda! Feyza, ablası için Akın'dan kaçıyor ve soğuk duruyordu. Akın yaşadığı aydınlanma ile bir deneme yapmaya karar verdi. Yanlış zaman, yanlış mekan... Özellikle Feyza bütün olanları yanlış yorumlayacağı bir anda değildi. Akın bu iki yanlışın, olumsuz getirilerini uzun bir süre çekecekti. Kızın belinde emanet duran kolunu sıkılaştırıp aniden kendisine çekerek narin bedeni göğsüne yapıştırdı. Gözlerini Feyza'nın tam arkasına odakladı. Feyza birden bire beline uygulanan güç ile kendisini Akın Abi'sinin sıcacık güçlü göğsüne ikinci kez yaslanmış buldu. Genç adamın ısısını fark edecek kadar olan kısacık bir zaman diliminde telaşla omuzlarda olan ellerini biraz aşağı çekip Akın Abi'sini nafile bir çabayla itti. Kız ittikçe Akın çekiliyordu sanki. Ne ironiydi. Feyza kaşlarını olabildiğince çatıp genç adamın yüzüne 'ne yapıyorsun' der gibi bakıyordu. Bir taraftan da yine gözleri ablasını arıyordu. Belini saran güçlü kollar bir türlü beline sıkıca dolanmayı bırakmıyordu. Feyza'nın kalbi Ferit yada Funda görür diye telaştan küt küt atıyordu. Ela gözleri alevler saçarak genç adamın gözlerini bulduğunda, onun kaşlarını çatarak arkasına baktığını gördü. Akın ise Feyza'dan gözlerini ayırmadan bakan genç bir oğlanın, kızın dans anında savrulan upuzun saçlara hayranca baktığını fark etmişti, rahatsız oldu. 'Bitmiyordu kodumun çocuklarının kökü bir türlü kurumuyor aksine ayrık otu gibi türeyip duruyorlardı.' Akın'ın iç sesi bugün otomatiğe bağlamış gibi konuşup duruyordu. Neler olduğunu anlamaya çalışan Feyza'yı, çok zor duruma düşürdüğünün farkında olan Akın, bunu o an düşünmeyi eş geçti. Çünkü teyit etmesi gereken bir gerçek vardı. Üst bedenleri bitişik olsa da başını geriye atmış kızı kendine yeniden çekmek için diğer elini başının arkasına atan Akın, bu sefer teklifsizce kızın kulağına sıcak dudaklarını yasladı. "Dansı bitirelim artık abicim..." Hala kendisini itip uzaklaşmaya çalışıp korkarak çevresine bakan kızı aniden serbest bıraktı. Evet artık cevap belliydi. Feyza ablası için bu derece korkak ve kaçaktı. Aslında Akın hiçbir zaman aralarında ki mesafeye ihanet etmemişti. Bekir'e koyması gereken mesafeyi kendisine düşman gibi koyması Akın'ı nedense çok üzdü. Farkında olmadan iki kardeşe, mavi boncuk verdi de kendisinin mi haberi yoktu? Ruhu daraldı. Feyza'nın afallamış haline aldırmadan buz gibi bir bakışla baktı. Akın, Feyza'ya içinden küstü. Feyza'nın gözlerinde 'abicim' kelimesinden sonra bir değişim bir sönüş maalesef yakalayamadı! Denediği şeyde tam olarak buydu. Feyza ona karşı hiçbir şey hissetmiyordu. Gevşekçe kolundan tutup kalabalıktan sıyrılmayı başardığı an elini Feyza'nın kolundan hızla çekti. Bu kadar dağılmamalıydı. Hani gözünde ufacıktı bu kız, niye şimdi ona sebebi belirsiz kızgınlık, kırgınlık hissediyordu? Küçükken her şey daha kolaydı diye düşündü. Büyüyünce neden işler yolundan çıkıyordu? Niye çocuklukta ki güzel bazı şeyleri sonsuza dek kaybediyorduk? Akın bir daha Feyza'ya bakmadı. İçecek dağıtılan bir tepsi üzerinden bir bardağı kaptı. Buz gibi içeceğin içinde alev alev yanmaya başlayan şeyleri söndürmesini umdu. İki koca yudum alırken Feyza'yı masanın yanına bırakırken ardından hemen yanına yarım bardağı öylece bıraktı. Diğerleri sohbet halindeydi fark edilmemişliği anında kullandı. Funda ile uğraşamazdı. Nefesini boğan kalabalıktan iyice sıyrılmak istiyordu öyle de yaptı. Bahçenin tenha yerlerine yürürken neden bu kadar hayal kırıklığına uğradığını ve kafasına tam olarak neyi taktığını sorguluyordu. Cevap bulamayacaktı. Ama maalesef belasını bulacaktı! Feyza masalarının biraz ilerisinde ablasının çevresini saran arkadaşlarıyla, mutluca konuştuğunu görünce rahat bir nefes aldı. Hiçbir şey görmemişti! Feyza'nın yanına geldiğini fark eden Funda, abisi ve Akın'ın nerede olduğunu merak edip sordu. "Neredeler?" Feyza hala biraz önce gerçekleşen tuhaf anın etkisini hiçe saymak istedi. Olmuyordu çok gerilmişti. Akın (abisi) gibiydi işte. İlk kez şahsına, Akın tarafından kullanılan *abicim* kelimesi niye boğazına sivri iğne batırılmış gibi hissettiriyordu? İnce boynunu ovaladı. Bir şeyler oluyordu. Feyza'nın kalp vezini tartısının hafifçe şirazesi kayıyordu. Oluyordu ama Feyza anlamakta eksik kalıyordu. Tutukça piste bakarken kendisine bakıyor olan abisini gördü ve Ferit ona gülümseyerek göz kırptı. Feyza ancak o an abisinin kendisiyle Akın Abi'sini o kadar yakın görmediğine de emin olup içine rahat bir soluk çekebildi. Fakat Ferit, hin gözleriyle olup biten her şeyi görmüştü. Çok kıskansa da Funda ile Akın olmazdı işte. Uymuyorlardı. Huyları uymuyordu, düşünceleri uymuyordu, olgunlukları bile uymuyordu. Ama göz nuru Feyza'yı ancak Akın gibi birisi koruyup kollar ve iyi bakardı. Bir an hüzünlendi. Galiba Feyza erikler kadar birini daha sevecekti ve bu şanslı kişi sanırım en yakın dostu olacaktı. Feyza abilerini soran ablasına, eliyle Ferit'i göstererek "Abim bir arkadaşıyla dans ediyor." Dedi. İçine rahat bir nefes çekmek istiyor ama olmuyordu. Son zamanlarda yaşanan küçücük anlarda çok büyük şeyler kaçırıyormuş gibi hissetmekten kendisini alıkoyamıyordu. Feyza yuvarlak uzun masada kimin olduğunu umursamadığı kolayı eline aldı. "Peki Akın nerede?" Ablasının sorduğu soruyla birlikte düşünmeden kimin olduğunu bilmediği kolayı dudaklarına götürdü. Zaman kazanmak için dudaklarını o bardakta uzun bir süre tuttu. Kocaman bir yudum alırken stresten kaynayan karnına, serinlik vermesini umdu. Neden Akın Abi'yi kendisine soruyorlardı ki? Bekçisi miydi? Ablasına bakarak omuzlarını silkti. Nerede olduğunu gerçekten de bilmiyordu. Akın'ın kolasını aynı yerdeki dudak izinden içtiğini bilmiyordu. Kulplu kocaman bardağın tam kulbun yanından değil tam karşısından içmişti Akın. Toplulukta herkesin içtiği kısımlardan içmemeye özen gösterirdi. Feyza da öyle yapmıştı. Benziyorlardı. Bardağın sahibi hala onun tepkilerini izleyip çıkarımda bulunup minicik bir tepki beklerken görmüştü ama... Ve o kişi aynı bardağı paylaştıklarına şahit olduğu an, küçük küslüğünü saniyesinde bitirdi. Umut hissi saydam bir şekilde kendisini belli ediyordu. Akın o minik umuda tutunmakta hiçbir kusur görmedi. Feyza yüzü düşen ablasına kızdı. Hayatının merkezine bir erkeği oturtacak kadar sevmek nasıl bir his diye merak etti. Ama ablası gibi cıvık görünecekse, bunu hiç ama hiç istemiyordu. O eski filmlerdeki gibi aşklardan istiyordu. Çabuk tükenmeyen ömürlük bir aşk diliyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD