Her Şey Yolunda Mı?
"Melike? Hey!..."
Arkadaşından yanıt alamayan Buse, onun dikkatini çekmek için son çare kolunu çimdiklemeye başvurdu.
"Ahh! Ne yapıyorsun Buse bunun izi kalacak kesin!" Serzenişine rağmen arkadaşına gerçek manada kızmamıştı.
"Burnunun dibinde olduğum halde beni duymadığını düşünürsek az bile yaptım bence. "Melike arkadaşına gözlerini devirdi ancak onun haklı olduğunun da farkındaydı.
"Neyin var senin böyle. Normalde tilki gibi dikkatlisin ama bu aralar hep bir dalgınsın."
Bu doğruydu. Genç kadın her zaman dikkatliydi ama metroya bindiğinden beri kendisine baktığını düşündüğü adamı bu ara neredeyse her yerde görüyor gibiydi. Kendi kuruntusu olduğunu düşünecekti, ancak gördüğü adam kolay kolay başkasıyla karıştırılacak kumaştan değildi. Boyu posu, rahatlıkla diğer insanlardan ayırt edilebilecek kadar yer kaplayan cinstendi. Üstelik gözlerini dikmiş doğruca Melike'ye bakıyordu.
Genç kadın bu durumu arkadaşına açmaya karar verdi, kuruntuysa bile birine bahsetmenin içini bir nebze olsun rahatlatacağını düşünüyordu. Gerginliğini azaltmak için derin bir nefes alıp Buse'ye daha da yaklaştı, koluna girip sessizce konuşmaya başladı.
"Hemen bakma ama şu sol çaprazda oturan adam var ya, beni takip ediyor sanırım."
Buse önce gözlerini kısarak Melike'ye baktı, ardından da Melike'nin gösterdiği yerde oturan adamı görmek için yavaşça saçlarını düzelterek o yöne doğru baktı. Gizemli adamı gördükten sonra kocaman olmuş gözlerle Melike'ye döndü.
"Kızım bu ne böyle!!" Sesinde açıkça beğenme ve şaşırma tınıları vardı.
"Bu seni mi takip ediyor? Keşke beni takip etse. Hatta ben bunu takip edebilirim iznin olursa."
Melike anlamayan bir ifadeyle arkadaşının suratına baktı. "İznim olursa mı?"
Buse keyifli bir kıkırtı çıkardı. "Ah benim şaşkın arkadaşım. Adam gerçekten sana bakıyor, hatta sanırım seni yiyor ki benim ona baktığımı anlamadı bile. Galiba sana kafayı takmış. Şanslısın çünkü muazzam bir parçaya benziyor."
Buse işi alaya vurup yumuşak gösterse de, arkadaşının da bu yabancı adamın Melike'ye baktığını onaylaması içine bir korku düşürmüştü.
"Bence onu sen alabilirsin Buseciğim, zira ben ilgilenmiyorum. Hem bu durum bir miktar canımı sıkıyor çünkü dediğim gibi bence beni takip ediyor."
Buse şüpheyle kaşlarını kaldırıp daha ciddi bir ifadeyle konuşmaya başladı.
"Seni takip ettiği fikrine nasıl kapıldın?" Bir polis olduğu için mesleki alışkanlığı olarak sorgu havasına geçmişti.
Melike gözlerini kısarak bütün hafta boyunca, bu tuhaf adamla nasıl karşılaştığını hatırlamaya çalıştı. Bu esnada metro durup yolcular indiği için bir hareketlilik yaşandı. Gelecek istasyonun adı anons edildikten sonra ikili konuşmaya devam etti.
"İlk önce geçtiğimiz cuma günü okuldan çıkarken gördüm. Yağmur çiselediği için okul çıkışı normalden daha hareketliydi, ben de telaşla okulun önündeki durağa yetişmeye çalışıyordum ama bir öğrenci sertçe bana çarpıp dengemi kaybetmeme neden oldu, tam düşerken biri kolumdan tutup çekti ve bil bakalım kimdi?"
Buse yabancının olduğu yöne göz ucuyla bakınca Melike de onaylarcasına kafasını salladı.
"Ben düşme tehlikesinden kurtulduğum için sevinerek teşekkür etmek için mahçup bir gülümsemeyle başımı kaldırdım ama o tuğla gibi bir suratla bakıyordu. Neyse ben bozuntuya vermeden teşekkür ettim, elimi çekip gidecektim ki o elimi bırakmadı, hatta eğlenen bir surat ifadesi takınarak yüzüme baktı. Biraz kuvvetle elimi çekip kurtardım ve yoluma devam ettim ama geri dönüp baktığımda o hala öylece yağmurun altında dikilmiş bana bakıyordu."
Buse'nin kaşları iyice çatılmış haldeyken Melike'nin anlatmaya devam etmesi için sessizliğini korudu.
"İkinci karşılaşmamız da geçtiğimiz pazar günü oldu. Okumak istediğim kitapların listesini yapıp Millet Kütüphanesi'ne gitmiştim. aradığım son kitabı da buldum tam uzanıp alacaktım ama biliyorsun benim mabadım yere yakın olduğu için yetişemedim."
Muhabbetin bu kısmında durup gülmesi için Buse'ye zaman tanıdı. Söz konusu Melike'nin boyu olunca Buse gülme fırsatını asla kaçırmazdı. Melike yetimhaneye girdiği ilk günden beri arkadaş olan ikili herzaman noktayla virgül gibiydi, Buse kadınlara göre oldukça uzun sayılırken Melike ortalamayı bile karşılayamıyordu. Buse'nin kıkırdamasından sonra Melike konuşmasına devam etti.
"Ben yardım isteyebileceğim biri var mı diye sağa sola bakınırken yine onu gördüm, tesadüf diyecektim ama yine doğrudan bana bakıyordu. Artık rahatsız olunca kitabı bırakıp uzaklaşmak istedim ama ben aramıza kitap raflarını sokup hızla sıvışmaya çalışırken bir yandan da arkamı kontrol ediyordum ve pat... Duvar gibi bir şeye çarpmamla az kalsın yere düşüyordum ve bil bakalım duvar kim? Evet oydu. Kolumu tutup ikinci kez düşmeme engel oldu ama ben iyiden iyiye korktuğum için hızla kolumu çekip uzaklaşmaya çalıştım ama o bırakmadı, bunun yerine kolumu tutmaya devam ederken diğer elinde tuttuğu kitabı bana uzattı. Az önce almaya çalıştığım kitaptı. Kalbim ağzımda atıyordu resmen ve kitabı aldıktan sonra hızla kolumu çekip oradan uzaklaştım."
Melike yaşadığı olayı anlatılırken sanki şuan bu olay olmuş gibi gerginleşmiş ve arkadaşının bu huzursuzluğunu fark eden Buse de onun için iyiden iyiye rahatsız olmaya başlamıştı. Bu arada iki istasyon daha ilerlemelerine rağmen adam oturduğu yerden kımıldamamış ve öylece Melike'ye bakmaya devam etmişti. Bu durum Buse'yi iyiden iyiye çileden çıkardı ve Melike'nin koluna girip sonraki istasyonda birlikte inmek için harekete geçti.
Metro sonraki istasyona geldiğinde ikili inmeyecekmiş gibi yapıp, ardından kapılar kapanmadan ikisi de hızla indiler. Arkalarını dönüp adamın olduğu koltuğa bakarlarken adamın da onlar bakıp güldüğünü görünce ikisi de daha da gergin bir ruh haline büründü. Adamın Melike'yi özellikle takip ettiği ve bunu saklamaya dahi tenezzül etmediği gün gibi ortadaydı.
"Buse şimdi ne yapacağım bu manyak benden ne istiyor olabilir ki?"
Buse Melike'ye baktı, ardından güven veren ve kendinden emin bir gülümsemeyle yüzü aydınlanarak konuşmaya başladı.
"Ne demek ne yapacağım? Ben ne güne duruyorum kızım burada, senin gibi bir buçukluğu bile koruyamayacaksam polis olmamın ne anlamı var? Şimdi seni yakışıklı sevgilin Tarık'ın yanına ben bırakacağım, ardından merkeze geçeceğim, sizin görüşmeden sonra da seni okula Tarık bırakır. Böylece yalnız kalmazsın, bu arada da o ateşli yabancıyı görürsen hemen beni arayacaksın ve ben de gelip tepesine bineceğim. kimliğini sorgulatır neyin nesi olduğunu anlarız. Tamam mı sevgili buçukluğum? "
Melike, içi bir nebze olsun rahatlamış bir şekilde arkadaşına bakarak onaylar şekilde kafasını salladı. Belki bu kadar korkmasını gerektirecek bir şey yoktur diye düşünmeyi tercih etti.
"Belki de sadece meczubun biridir. Benim çevremde aklı başında insan olmuyor biliyorsun, misal siz Buse hanım, siz baş meczupsunuz."
Buse tek kaşını kaldırıp sahte bir öfkeyle melikeyi süzdükten sonra onun gülüşlerine eşlik etmeye başladı.
"Haksız sayılmazsın, ama bir yere dikkat çekeyim sevgili buçukluğum, bir meczup mıknatısı olmanın nedeni senin baş meczup olman."
İkisi de bir yandan yürüyüp, bir yandan da gülüşürken Melike kendini daha iyi hissediyordu ama hala o izlenilme hissi ve içindeki ürperti geçmemişti. Gerçekten de hissiyatında haklıydı.
İkisi birlikte metrodan çıkıp kalabalık meydanda ilerlerken Melike'ye kilitlenmiş bir avcıyı andıran iki adet mavi göz uzunca bir süre onu izledikten sonra bundan sonra olacakları düşünerek tehlikeli bir gülümsemeyle kalabalığa karıştı.