Alpay, yerde elini yanağına koymuş gözlerini iri iri açmış olan kıza bakıyordu. Kız sanki bir tür şok yaşıyor gibiydi.
Hüseyin komutanın tekrar kıza doğru hamle yaptığını fark edince önüne geçip onu durdurdu.
"Durun komutanım daha fazlasına ihtiyaç olduğunu sanmıyorum artık itiraz etmeyecektir."
Hüseyin komutan Alpay'ın ikazına karşı çıkmadı.
" Alpay'a dua et. Söylediklerimi yapacaksın. Kızımın mutluluğuna engel olmana izin vermem."
Amcasının ağzından çıkan son sözlerden sonra Esme gözlerindeki yaşları daha fazla tutamadı yanağından birer İnci Misali dökülmeye başlamışlardı.
Alpay kızın yanaklarından süzülen yaşlara içi acıyarak baktı.
Kız Hüseyin Komutan'ın söylediği gibi hiç içten pazarlıklı görünmüyordu.
Evet Hüseyin komutan ona Aynen böyle söylemişti. Ona bir can borçluydu bu yüzden onunla evlenmesini söylediğinde itiraz etmemişti.
O çatışmada Hüseyin komutan onun önüne geçmemiş olsa Alpay şuan yaşamıyor olacaktı. Kızının mutluluğuna engel olan kızı buradan alıp götürürse belki can borcunu bir nebze ödemiş olurdu.
Kızın yerdeki çaresiz görüntüsü içinde bir yerlere işledi. Tıpkı bir kuş gibi titriyor. Bir serçe gibi diye düşündü. Kız tıpkı bir SERÇE yi andırıyordu.
"Düğün bittikten sonra seni Alpayla Nevşehire yollayacağım. Sakın o zamana kadar evden çıkma."
Hüseyin komutan kızı tekrar ikaz ettiğinde kendisine döndü. "Gidelim.!"
İkisi kapıya doğru yönelirken yaşlı kadının yerdeki kızın yanına çöktüğünü gördü. Birşeyler yanlıştı. Bunu hissediyordu Alpay.
~~~
Oturduğu yerde küçücük kalan kız Babannesinin yardımıyla ayağa kalktı. Amcası gittikten sonra yarım saat boyunca yerde babaannesine sokularak ağlamıştı.
Yaşlı kadının yardımıyla divana oturdu. Az önce adamın oturduğu yere. Alpay demişti adına. Dışarıda görse hayallerini süsleyecek olan adamı düşününce tüyleri diken diken oldu.
O da amcası gibi kötüydü işte. Yoksa onu istemediği bir evliliğe göz göre göre neden zorlasındı ki.
"Ne yapacağım ben Ayşe Sultan? Tanımadığım bilmediğim bir hayata sürgün ediyor amcam beni."
Yaşlı kadının yüreği sızladı.
"Güzel kızım benim. Ben amcanla konuşurum yarın. Üzme canını. Neden sinirlendi sana böyle anlamadım ki."
Babannesi bir yandan konuşuyor bir yandan da kızın saçlarını okşuyordu.
Gözlerini kaçırdı Esme. Olanları anlattığında ya nenesi de ona inanmazsa. O zaman nasıl yaşardı.
Çatallaşmış sesiyle " Uyumak istiyorum. " dedi.
Nenesinin yardımıyla divana yattı ve üzerine verdiği battaniyeye sıkı sıkı tutundu.
Gözlerini kapattığında gözlerinin önünde beliren ela gözleri düşünmemeye çalıştı. Uyku onu kolları arasına almıştı çoktan...
~~
Gün doğmadan uyandı Esme. Odanın sıcaklığı yerini serin hatta üşüten bir havaya bırakmıştı.
Nenesi hala uyuyor olmalıydı.
Yataktan kalkıp sobayı yakmalıydı. Oda çok soğumuştu.
Üzerineki battaniyeye ek bir de yorgan örtmüştü babaannesi.
Çaprazındaki divana baktı. Pamuk babaannesi hala uyuyordu. Yorgan yüzünü kapatıyordu. Üşümüş olmalı diye düşündü. Sobayı yakmak için usulca kalktı yataktan. Ses yapmamaya özen göstererek sobanın içini doldurdu ve odunları tutuşturdu.
Başı ağrıyordu ağlamaktan. Karnından gelen gurultuyla dün akşam yemek yemediğini anımsadı.
Kahvaltılık birşeyler hazırlayıp Babannesini uyandıracaktı. Herşey hazır olduğunda babaannesine seslendi.
"Pamuğum hadi uyan. Kahvaltı hazırladım."
Odanın ısısı yavaş yavaş artmıştı.
Çaydanlığı sobanın üzerine bırakıp seslendiği halde uyanmayan babannesinin yanına geldi. Yorganın kapattığı omzuna dokundu.
"Ayşe Sultan. Kahvaltı hazır. Hadi uyan."
Ancak babannesi hala ses vermemişti. İçine bir korku yerleşti kızın. Daha hızlı sarstı elinin altındaki bedeni.
"Ba-babannem uyan hadi korkutma beni."
Sesi titremişti. Uyanmadı yaşlı kadın. Esme yorganı titreyen elleriyle babannesinin üzerinden çekti.
Gözleri uyur gibi kapalıydı. Usulca dokundu yüzüne. Buz gibiydi..
Dudaklarının arasından bir hıçkırık firar etti kızın.
" Üşümüşsün pamuğum. Yaktım sobayı ısınırsın şimdi. Uyan hadi."
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı Esmenin. Babannesi hala uyanmıyordu.
"Uyan.. Ne olur uyan pamuğum. Bırakma beni."
Çaydanlığın içinden dökülen su sobanın üzerine düşüyor cızırtılar eşliğinde buharlaşıyordu.
Esmenin yalvaran sesi odanın duvarlarında yankılanıp boşlukta kayboluyordu.
Nenesi ne ona cevap verdi ne de gözlerini açtı. İşte şimdi hem Yetim hem öksüz kalmıştı Esme.