Ön okuma

683 Words
Hızlı adımlarla soğuktan kaçarcasına, görünen ışığa doğru ilerliyordu. Etrafta görünen evin ışığından başka ışık yoktu. Bir de dolunayın ışığı aydınlatıyordu yürüdüğü yolu. Son birkaç adım kala koşup dış kapıya kadar geldi. Sanki arkasından birisi geliyor gibi tedirgin olmuştu. Evin eski tahta iç kapısına hızlı hızlı vurdu. Çok geçmeden açılmıştı kapı. Rahatlayıp bir nefes aldı. Odanın sıcak havası kucakladı kızı. Esme çam odununun yanarken yaydığı kokuyu içine çekti. Kapıyı açan Ayşe nenesinin tombul yanaklarından sulu bir öpücük alıp kıkırdayarak odaya girdi. "İyi akşamlar Ayşe sultan" diyerek içeriye giriyordu ki, Sobanın başında gördüğü adamla gülücüğü kırmızı dudaklarında asılı kaldı. Amcasının evinde görmüştü bu adamı, hatırlıyordu. O zaman da ulaşılmaz görüntüsünden etkilenmişti. Evin içinde olmasına rağmen oldukça heybetli ve ulaşılmaz görünüyordu sanki. Siyah ceketi kol kaslarını saklayamamıştı. Kara gözlerini adamın üzerinde fazlaca beklettiğini farkedince yanakları al al oldu,kaçırdı gözlerini. Yanakları dışarının soğuğunda üşüyen bedenine inat yanıyordu. Hoşgeldiniz demeye bile çekinir mi insan. Adamın ela gözlerine bakıp söylemeye bile dili varmamıştı. Onu gördüğü an geldi aklına. Ela gözleri onu içine çekmişti sanki. Sadece adamın gözleri kalmıştı bir de kızın kara gözleri. "Alpay oğlum amcanın misafiri kızım. Düğünümüze gelmiş." Nenesinin sesini işittinde nihayet sesini bulup "Hoşgeldiniz" diyebilmişti. Titreyen elleriyle eteklerini tutup mutfağa doğru adımlıyordu ki amcası Hüseyin de içeriye girdi. Esme amcasının elini öpüp başına koydu. Amcası ne ara buraya gelmişti ki. Az önce düğün evindeydi halbuki. Adam amcası içeriye girince ayağa kalkmıştı. "Komutanım.." dedi emrini bekleyen asker gibi. Amcası topallayarak salonun ortasına kadar ilerledi. Eliyle divanı gösterip "Otur Alpay', dedi. Adı Alpaydı demek. Kendisi de çaprazındaki divana oturmuştu bu sırada. Amcası emekli albaydı. Gazi olmuştu. Çok sevilen ve saygı duyulan bir adamdı. Amcasının kendisini çağırdığını farketti Esme." Gel kızım" dedi. "Sizinle konuşacaklarım var". Eliyle yanındaki boşluğu göstermişti. Şaşırdı Esme. Kına için mumları götürmesi gerekiyordu. Herkes kendisini bekliyordu. Amcası bu yabancıyla ortak ne konuşabilirdi ki kendisiyle. Kulağının arkasından kurtulan bir bukle yüzüne doğru düştü. Alpayın gözü usulca salınan buklede kalmıştı. Kız bunu farkeder etmez tekrar kulak arkasına sıkıştırırken dudağını dişledi tedirgin bir şekilde. Usulca soluk çekti ciğerlerine ve amcasının gösterdiği yere oturdu. Birşey vardı ve ciddiydi sanki. Amcasının yüzündeki ifadeden bunu anlamıştı. Ama ne olabilirdi ki. Gözünün ucuyla çaprazında oturan adama baktı. O ise amcasına bakıyordu. Ve sanki ne söyleyeceğini biliyor gibiydi. Amcası küçük bir öksürüğün ardından konuşmaya başladı. "Alpayla biz beraberdik o çatışmada' dedi amcası, aksayan ayağına bakıyordu. 'Askerdi o zamanlar. Yiğit adamdır. Dürüsttür. Ona gözüm kapalı güvenirim. " Esme gözlerini kırpıştırdı. Karşısındaki adam amcası onu överken karşı duvara bakıyor öylece duruyordu. Amcası neden bunları ona anlatıyordu ki. Anlamamıştı. Cesaretini toplayıp soracağı sırada amcası konuşmasına devam etti." Alpayla seni uygun buldum Esme. Sen bana abimin emanetisin. Alpay sana çok iyi eş olacak." Kulağı uğuldadı. Algılayamadı Esme. Neler oluyordu böyle. Amcası ona sormayacak mıydı bile. Birden bire ortaya çıkıp Esmeyle evlenecek olan bu adam da kimdi. Tanımıyordu ki onu. Peki ona ne demeliydi. Adam verilen emri yerine getiren asker gibi öylece duruyor. Mimiği bile kıpırdamıyordı. "Amca neler diyorsun?" Nihayet sesini bulmuştu Esme. Amcası "Ben öyle uygun gördüm Esme!" dedi. İtiraz kabul etmediği açıktı. Öfkelendi kız. Sanki itiraz etmezse hayatı ellerinden kayıp gidecekmiş gibi hissetti. Divandan gürültülü bir şekilde kalkıp "İstemiyorum!!" deme cüretinde bulundu. "Tanımadığım bir adamla evlenmeyeceğim amca" dedi kendinden emin bir şekilde. Amcası ayağa kalktı. Kızın tepesine dikilip yukarıdan baktı. Küçücük hissetti Esme. Halbuki severdi amcasını. Niye onu böylesine incitiyordu ki şimdi. Yanağında güçlü bir tokat hissettiğinde şok oldu kız. Dudağından bir 'hıhh' sesi çıkabildi yalnızca. Babaannesi yanlarına koşmuştu. Gördükleriyle kırışmış ellerini ağzına kapattı yaşlı kadın." Hüseyin!! "diye nida döküldü dudaklarından. Gözleri doldu kızın. Ama akmıyordu yaşlar gözünden bir türlü. Yalnız yanağı değil kalbi de yanıyordu. Kükredi amcası. "Alpayla evlenip buradan gideceksin. Sevde ve Mertten uzakta kendine yeni bir hayat kuracaksın. Unutacaksın buraları. Duydun mu Esme. Duydun mu dedim?" Duyuyordu Esme. Ama kulaklarına inanmak istemiyordu. Bu onun sevgili amcası olamazdı. Şimdi anlamıştı herşeyi. Ona inanmışlardı. Mert denen o pisliğe inanmış Esmeyi harcamışlardı. Gözleri delicesine yanıyordu ama gözlerinden yaş akmıyordu. Amcasının elinin değdiği yerler alev almış yanıyordu. Bir de kalbi yanıyordu. Yetim olmanın verdiği acı iliklerine kadar yakıyordu bütün bedenini. 'Emanetine böyle mi sahip çıkıyorsun Hüseyin Bey'diye bağırmak istiyordu. Ama ne sesi çıkıyor ne de gözlerinden yaş akıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD