Lale
Gözlerimden silinmiyor, ne o an ne de o hali. Kendimi hazırladığımı düşünüyordum. Hazırsın Lale yaparsın diyordum ama banyoda gördüğüm görüntü iliklerime işledi.
Korku da değil utanç bu. Neyin içine düştüğümü, Neyi kabul ettiğimi yeni fark ediyordum. Üstümdeki elbiseyi cekistirerek bahçeyi temizleyen çalışanları izledim
Başlarında duran Çetin'e uzun uzun baktım. Kara prens onlara amca abla teyze dememi yasaklamisti. Aslında iyi de oldu, o geceden sonra hiç birisine o şekilde hitap etmek istemiyordum.
Sultan hanım prenses kızına yine kiyamamis ust katları temizlemeye kendisi çıkmıştı. Oysa hep beni yollardi. Hiç unutmuyorum, beyefendi rahmetli olmadan önce kurban kestirmisti.
Dolaba katın, yarın pay edip dağıtın demişti. Kizi hayvanın bir uzuvunu aldığında eline " Birak senin belin ağrır annem " deyip elimde arka bacağını zor taşımama rağmen on bacağını da bana tutuşturmus " Sakin düşürme bacaklarını kirarim" demişti
O zaman bile anlamamıştım kullanıldığımi aslında kalbim kırılmıştı ama sanki bana bunu yapmaya hakları vardı. Yediğim her lokmayı boğazıma dizmeye,beni bir yük olarak görmeye hakları vardı
" Akşama bir alıştırma daha yapalı mi?" yazan bir mesaj ile elim ayağım dolaşmış odayı toplayan Sultan hanımın gözü üstüme dikilmisti.
Ne demeli, düşündüm... Ne demeliyim? evet dersem diğer kadınlar gibi mi algılanırim. Serpil gözlemi beni buraya kadar getirmişti ama ilerisi...
Telefondan bir ilişki terapisti aradım. Online eğitim veren birisini buldum. Yazdım, tanımadığım adama ne var ne yok yazdım! İçimden kendime kızdım, nasıl güvenebilirsin Lale... defalarca tekrarladim
Sahi onca yaşadığından sonra nasıl güvenebilirsin. En yakınların en güvendiklerin seni kolayca harcamadi mi? ve yine içimde o ses yükseldi, çaresizliğimi haykıran ses.
Denemesi ne kaybettirir dedi... zaten kaybedeceğin her şeyi kaybetmedin mi?
Ozgecmisine koskoca aşk doktoru yazmış illaki yardım eder dedim kendi kendimi ikna ederek. Bekledim, gördü mesajları ama dönmedi.
Ne ücret isterseniz yollayacağım diye tekrar gönderdim beş kuruş cebimde para olmadan
Bir müddet sonra şöyle bir soru geldi " Sana tek bir soru soracağım, guzel misin değil misin dürüst ol, ona göre strateji belirleyecegiz"
Bu kabul ettim demek mi oluyor?
Koşarak ayna karşısına geçtim... guzel miyim. " bilmiyorum" dediğimde bir süre cevap gelmedi
"güzelsin demek ki" dedi
Nasıl anlamis olabilir ki, görmedi bile.
Her şeyi anlatıp ne yazmam gerektiğini sorduğumda " haftada 5 bin ödeyeceksin, ilk taktiği vereceğim eğer ise yararsa haftada beş bin ile istediğini alana dek sana destek verecegim"
Beş bin mi? beş liram bile yok ama ben büyük bir ego ile " Sorun değil sana ne kadar istersen öderim dedim" yazıp yolladım
Gerçekten aklimdan ne geçiyordu bilmiyorum. Ona ismini söylemeden kara prensi anlattım ve kendimi. Hakkımızda her şeyi bilmek istiyordu nasıl insanlarız.
Kara prensi dakikalarca anlatırken kendimi iki kelime ile anlattım. İki kelimelik bir insan olduğumu, hayatımı iki kelimeye sığdırdığımda anladim.
Attığı mesajı söylediğimde ise asıl şoku yaşadım " cevap verme"
Bu mu yani? Ben zaten endiseden korkudan cevap veremezdim ki!
" ama neden?" diye sordum
" Eğer bir cevap alırsa artık kafasında olumlu olumsuz netleşir durum ama alamazsa sürekli seni düşünür "
Vay canına, sanırım bu adam gerçekten işinde iyi.
" Peki geldiğinde neden cevap vermedin derse ne söyleyeceğim?"
Evet her şeye var bir cevabın buna da olsun bakalım
"Elinden tutup yataga götür..."
...
Gözlerim irilesmis şekilde okudum yazdıklarını
Bu dediklerini ben mi yapacağım, aklını mi kaçırmış bu adam! Tabi ona da söyledim o ise bana aci gerçeği hatırlattı. Başka şansımın olmadigini...
Elimde telefon eve dönmesini kuş gibi çırpınan kalbimle bekledim. Hem bir an önce gelsin ne olacaksa olsun bitsin isterken hem de ölümüne korkuyor asla gelmesini istemiyordum
Ve açılan garaj kapısı, evin çalışanlarının koşarak şemsiye tutuşu ile onun geldiğini anlamıştım
Sayısız mesaj atmış, aramıştı. Kafasını kaldırıp baktığında göz göze geldik. Karanlık olmasına rağmen öfkeli olduğunu gorebiliyordum
Ask doktoru da öyle söylemişti zaten, geldiğinde çok sinirli olacaktır sen sakin karşılayıp öfkesini sehvete dondurmelisin demişti
Tüm bedenim daha sert bir bakışı ile titrerken nasıl bunu yapacaktım ki. Adama da dürüst olmadım zaten, yaşımı sordu 20 dedim
Birkaç gün önce yalan konuşmayan günah işlemekten korkan kızdım ben,nasıl bu hale geldim?
Odada ayakta dikilmiş korkumu bastırmaya çalışarak bekliyordum. Kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Sanki kırmak istiyor gibiydi
Üstüme doğru yürürken öyle korkmuştum ki arka arkaya kaçtım bakışımı ondan çekmeden
Sakin ol Lale, ne yaparsan yap gözünü göz bebeginden çekme!
" Sen benimle oyun mu oynuyorsun? Neden cevap vermedin?"
Çenemi sıkan elleri, etime geçen parmakları canımı acıtirken zorlukla konuştum
" Ben...Ben... "
Elim öfke ile sertleşmiş yüzüne gitti ellerini bıraktırma çalışmayı sonlandirip
Yüzünü oksadigimda şaşkınlıkla yüzündeki öfke kırılmaya başladı. Yüzüme çarpan sert nefesi yumusamis kirli sakalinda gezinen parmak uçlarımla göz bebeğime diktiği gözleri dudaklarıma kaymisti
" Neden cevaplamadın?"
Çenemi sıkan eli yumusamisti, yüzündeki öfke silinmiş yerini meraka bırakmıştı. Yüzünü oksadigim parmak uçlarım dudağına gittiğinde gözünü kapattı küfür savurarak
" Hayal ettim...seni"
Kapattığı gözünü açıp kısarak bana baktı, dudağında gezinen parmağımı hızlı bir hamle ile ağzına alıp dişlerinin arasında emerken urpermistim anı hareketi ile
Parmak uçlarıma dişinin arasından sıkıştırıp emdi, çekmeme izin vermedi, bastırdığım büyük korkum ile devam ettim adamın söylediğini yapmaya
" Nasil hayal ettin?"
Tüm öfkesi silinmiş dudağının kenarında kendini beğenmiş bir gülümseme peydah olmuştu, ne yani sahiden bu kadar kolay mı?
Bu adam işini biliyor. Yutkunmasi ile bogazindaki adem elması inip kalkarken iyice yaklastirdim bedenimi
Çenemdeki eli inmiş bana alan tanıyordu ona yaklaşmak icin
" Dün... seni öyle görünce "
Yutkundum, nasil söyleyeceğim... utanıyorum, ne demişti utanman sorun değil hatta hoşuna bile gider
" Bana da mı öyle... öyle mi ?"
Şiddetlenmis nefesi ile belimden tutup kendine çekti. Bedenim bedenine yapışmış, karnımi sertliğini bastiriyordu
"Sana da mi öyle gömeceğim diye mi merak ediyorsun?"
Sesi öyle koyulasmisti ki... Cok farklı bakıyordu, çok derin. Ne dedi en uca getir ama asla sonuca erdirme!
Kafami salladım, Ne dedi erkekliğini öv...
" Çok büyük.... iri... " sesim utançtan kısılmış, titreyerek çıkıyordu
" eee ne olmuş öyleyse?"
Keyif alıyordu, sesinde tuhaf bir neşe vardı.
Bunu söylerken gözüne bak demişti... bakmam gerek ama nasıl gözlerine bakıp soyleyeceğim ki!
Göğsündeki ellerimin parmak uçlarını gömleğine batırıp cekerek kafami kaldırdım
Tüm bedenim kollarının arasında titriyordu
" Söyle güzelim... söyle "
Az evvel beni kolumdan tutup atmaya hazır öfke dolu adam bu mu? Nasıl da eridi hemen. Kadinligini kullan, önünde diz çöker! ben daha birkaç gün önce çocuktum, kadınlık nasıl kullanılır ki?
Hakli olabilir mi? Her ne olursa olsun asla ucuz bir peçete olmayacağım, benimle birlikte olup atmayacak... parmağındaki o yüzük çıkacak, benim olacak
Baktim, derin derin nefes alıp verip tüm cesaretimle " içime... içime girmez ki"
Yuzunde korkunç bir dalgalanma oldu bu sozumle, gözü defalarca dudağıma kayıp birkaç hamleyi zorla durdurdu sanki, belimi saran kolları daha da sıkı sarıp kendine çekti
Elinin birisi kalcama inip etimi sıkarak bastırdı kendine
" Bunun için mi endiselendin, o yüzden mi cevap vermedin? İçine alamayacağından korktuğun için mi?"
Sesinde gurur vardı, evet organı çok iriydi ama belki de değildi sonuçta ilk onunkini gördüm başka kimseninkini görmedim
Sorusunun ardından yutkunarak elleri bedenimde dolaştı
Gözlerimi kapatıp " Çok iri ama... istesem de ..."
Ve tüm bedenim bedenine yapıştı. Başımı göğsüne bastırmış oksuyordu sırtımı saçımı
Dudakları basimda geziyordu " alırsın merak etme, korkma tamam mı? "
Elim sırtına gitti... Sarıldım, Ve aşk doktorunun son hamle dediği şeyi yaptım
" bu gece odamda kalabilir miyim?"
Başımı dayadigi göğüsü körük gibi inip kalktı... derin derin soludu.
" Kalabilirsin ama istediğin zaman gelebileceğini unutma"