13.Bölüm

1426 Words
Zeynep ile Ali, o gün kafede oturmuş, Elif'in evliliğini düşünerek sessizce çaylarını yudumluyorlardı. Ali'nin yüzünde düşüncelerin hâkim olduğu bir ifade vardı. Zeynep, onun düşüncelere dalmış olduğunu görünce, içten bir gülümsemeyle Ali'ye yöneldi. "Ali," dedi Zeynep, "Elif için hâlâ bir şeyler hissediyorsun, değil mi? Onu düşünüyorsun." Ali, gözlerini Zeynep'e çevirdi. "Evet, Zeynep. Onun zorla Cem ile evlendiğini bilmek beni çok üzüyor. Onu seviyorum ama şimdi evli birinin peşinden gitmek… bu doğru olmaz." Zeynep, Ali'nin içsel çatışmasını görünce kalbi burkuldu. Hem onu rahatlatmak istiyordu hem de içindeki kıskançlık duygusuyla yüzleşmek zorundaydı. Şu an itibarıyla Elif’in yaralarına merhem olmanın bir yolunu bulması gerektiğini düşündü. "Ne dersin, Ali? Elif'i ziyaret edip durumunu öğrenebilirim. Belki ona destek olabilirim. Belki de senin için daha iyi bir yol bulabiliriz," dedi Zeynep temkinli bir sesle. Ali, gözlerinde umut belirmişcesine Zeynep'e baktı. "Doğru mu duydum? Elif gibi biri zor bir dönemden geçiyor... Ama Cem ona çok baskın birisi, Zeynep. Belki de babasının eliyle kontrol altına alınıyor." Zeynep, Ali'ye yakınlaşarak elini onun üzerine koydu. "Senin için her şeyin en iyisini istiyorum. Elif'i ziyaret etmelisin. Onu bir süre yalnız bırakma, belki içinde yaşadığı baskıyı paylaşmasına yardımcı olabilirsin. Ama seni de ihmal etmemeliyim." İçindeki kıskançlığa rağmen Zeynep, Ali’nin mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koymaya hazır hissediyordu. Ancak bu, onun için çok zorlayıcı bir durumdu. Zeynep, iki arkadaşının duyguları arasında ince bir denge kurmayı başarması gerektiğini biliyordu. Ali'yi kaybetmek istemiyordu; ama Elif’in yanında da olmanın ona olan hislerini kıskandırdığını ve bununla yüzleşmesi gerektiğini biliyordu. Gözlerini pencereye dikip dışarıyı izleyen Zeynep, kafasında planlarını yapmaya başladı. "Hadi, birlikte gidelim," dedi Zeynep. "Elif’i yalnız bırakmayalım. Seninle beraber gittiğimizde daha güçlü bir destek sunmuş oluruz." Ali, Zeynep’in bu kararlılığını gördüğünde, içinde bir umut ışığı belirdi. "Tamam, gidelim. Ama Zeynep, her şeyin yolunda gideceğinden emin olamıyorum." Zeynep, Ali’ye gülümseyerek, "Bu yolda senin yanındayım. Sonuçta dostluk her şeyin üstünde, değil mi?" diyerek cevap verdi. İki arkadaş, kahvelerini içtikten sonra Elif’in evinin yolunu tutmak üzere kalktılar. Her adımda, Zeynep içindeki karmaşık duygular ile yüzleşiyor, ama Ali’nin yanında olmanın ona güç verdiğini hissediyordu. Kafeden çıktıklarında, Zeynep ve Ali havanın serinliğini hissettiler. Şehir, günün yavaş yavaş sona erdiği bir akşam üstü sakinliği içinde uykuya dalmaya hazır görünüyordu. Gökyüzü turuncu ve mor tonlarında süzülürken, ışıklar bir bir yanmaya başladı. Zeynep, içindeki karışık duygularla Elif’in evine doğru yürümeye başladı. Kalbindeki kıskançlık, dostluk ve sevgi; hepsi iç içe geçmiş durumdaydı. “Ali,” dedi Zeynep, bir anda durarak, “Elif’e gitmeden önce biraz daha konuşmalıyız. Onu nasıl bulacağız? Cem orada olacak mı? Duygularımızı nasıl ifade edeceğiz?” sözleriyle zihnindeki düşünceleri dile getirdi. Ali derin bir nefes aldı. “Cem’in durumu daha da zorlayıcı hale getiriyor. Ama Elif’in bu durumu bitirmesi için onunla yapmamız gereken bir konuşma var. Her şeyden önce, ona destek olmalıyız,” dedi. Ali’nin sesi, bir kararlılık ve cesaretle doluydu. Kısa bir sessizlik sonrası, Zeynep, Ali’nin amacını daha iyi anlamaya uğraşarak, “Evet, onu yalnız bırakmamalıyız. Elif’i biliyorsun, içinde çok şey biriktiriyor. Belki de Cem ona kıskançlıkla baskı yapıyordur ve bu yüzden seninle konuşmaktan çekiniyordur.” Ali’ye içten bir bakış uzatarak ekledi, “Umarım biz ona cesaret verebiliriz.” Yolda ilerlerken, ikisi de düşüncelerinin yoğunlaşması için mola verdiler. Şehir sokağının hareketliliği, etraftaki gürültü ve motorların sesi, Zeynep’in zihinindeki karmaşık duyguları yavaşça örtmeye çalışıyordu. Zeynep, Ali'nin yanında yürürken, onun omuzunun yanında olan güveni bir nebze olsun artmıştı. Elif’in apartmanına yaklaştıklarında, Zeynep kalbindeki endişenin artmaya başladığını hissetti. Ali, ona cesaret vermek istercesine mütebessim bir ifadeyle ona baktı. “Zeynep, birlikte olmamız bu durumda önemli. Benim her koşulda yanımda olduğun için teşekkür ederim. İyi ki varsın zeynep.” dedi. Zeynep, Ali’nin başarısızlığı korkusunu yendiğini görmekten memnun kaldı. “Sadece ona olan duyguları değil, yaşadığı durumu da anlamamıza ihtiyacı var. Doğru bir şekilde ifade etmeyi başaracaksak, bu hisleri ona kolayca iletebiliriz,” dedi. Kapıyı çaldıklarında içleri heyecanla doluydu. Kalp atışlarının sesini birbirlerine hissettikleri an Ali, Elif’in kapıdan geçmesini bekliyordu. Kapı açıldığında Elif’in şaşkın bakışları onları selamladı. Yüzündeki ifade, mutluluğun yanı sıra bir kaygı da taşıyordu. “Zeynep! Ali! Hoş geldiniz, hangi dağda kurt öldü diye sorarak onları içeri davet etti. Gözleri parladı ama Elif’in yönetimindeki dikkat, hissedilen gerginliği kapatıyordu. Zeynep, gülümsemeye çalışarak, “Biz seni düşünmeden edemedik Elif. Yorucu bir gün geçirmiş olmalısın,” dedi. Ali de başını sallayarak ekledi, “Evet, senin için buradayız. Bizimle konuşmak istemediğini düşündük, ama işte buradayız.” Elif, bir an derin bir nefes aldı ve “Siz beni düşündüğünüz için teşekkür ederim. Ama işlerim çok zor zamanlar dedi” dedi. Kalabalığın akıp gittiği bir gün olmuş ve Elif’in içsel yükü gün geçtikçe artarak, dostlarını yakın hissetmesine engel olmuştu. Zeynep, Elif’in sert tavrını fark etti ve hemen onun yanına yaklaşarak yumuşak bir şekilde, “Biz burada senin yanındayız. Bu yük biraz ağır görünse de, paylaşmak için buradayız. Cem ne durumda?” sorusunu sordu. Elif, kısa bir an sessiz kaldı ve sonra gözleri dolarak konuşmaya başladı. “Cem, çok kıskanç ve kontrolcü; özellikle benim işimle ilgili her şeyi kontrol etmek istiyor. Ama sizi düşündüm, Zeynep. Sizin hayatınıza bağlı kalmayı seçmek zorundaymışım gibi hissediyorum,” dedi. Sesinde biraz korku ve çaresizlik vardı. Ali, sessizce Elif’i izleyerek yalnız hissettiğini anlayarak, elini Elif’in omzuna koydu. “Tek başına bu yükü taşımana izin vermemelisin, Elif.” diye konuştu. “Zeynep ve ben burada senin yanındayız. Yaşadıklarının üstesinden birlikte gelmeyi denemeliyiz; biz buradayız…” Zeynep, Elif’e destek olurken, içindeki kıskançlık yine bir kıvılcım gibi ateşlenmeye başladı. Hislerinin onu nasıl etkilediğini bilse de, Elif’in kaygılarının ışığında birbirlerinin yanında olmak ilişkinin gerçek anlamını bir kez daha hatırlatıyordu. Böylelikle, Zeynep, Ali ve Elif’in hayatı karmaşık ilişkilerle dolu bir döngü içinde gelişmeye başlamıştı, ama en önemlisi, bu yolculukta birbirlerine destek olmanın değeriydi. Elif, içindeki gerginliği atmaya çalışırken gözleri kapıya kaydı. O sırada kapı açıldığında Cem eve girdi. Girişteki ışık, onun gölgesini aydınlatarak karanlıktan çıkışını pekiştirdi. Elif, Cem’in gülümsemeyle içeri giren bakışlarıyla yüzyüze geldi, ama kısa bir anlık bakış altında derin bir korku yer etmişti. Gözleri, Cem’in tavırlarına aldırış etmeden ona bakıyor gibiydi, ama içinde kıyasıya bir savaş halindeydi. Cem’in yüzü, Zeynep ve Ali’yi görünce anında değişti; mimiklerinde belirgin bir sertlik belirdi. “Siz burada ne yapıyorsunuz?” dedi. Sesindeki sert ton, sıradan bir konuşmadan çok, bir tehdit altındaymış gibi sarkıyordu. Zeynep ve Ali hemen gerildiler ama Zeynep, Elif’in yanında durarak bir nevi cesaret bulmaya çalıştı. Elif korku dolu gözlerle Cem’e baktı, “Cem, bu… bu sadece bir ziyaret...” dedi. Ama Cem’in bakışındaki kıskançlık ve kontrol isteği, onun başını eğmesine neden oldu. Zeynep, Elif’in içinde yaşadığı korkuyu ve çaresizliği görünce, cesaretini toplamayı amaçlayan bir tavırla Cem’e döndü. “Cem, biraz otur lütfen. Bu konu hakkında konuşmalıyız,” dedi Zeynep yumuşak bir sesle ama sözlerindeki kararlılık belliydi. Ali de Zeynep’in yanına katılarak destek vermeye hazır olduğunu hissetti. Ancak Cem’in böylesi bir daveti herhangi bir kayıptan ziyade, daha da sinirlenmesine sebep olmuştu. “Sevgi, insanı kısıtlamak değildir,” dedi Zeynep. Sözleri, keskin bir rüzgar gibi odayı kapladığında Ali de ona destek olmak adına başını salladı. “Elif’e böyle davranman doğru değil. Onun hislerini baskılamak, ilişkiyi sağlıklı kılmaz.” Cem’in yüzündeki gerginlik artarken, onun kararlılığı, köşeye sıkışmış bir hayvani gözleri gibi parlıyordu. Elif, Zeynep’in yanındaki tutumunun aslında ona bir kalkan sunduğunu hissediyordu ama bu durum yine de Cem’in öfkesine kapılmasından endişe etmesine neden oldu. Zeynep, onun bu içsel savaşını fark etti. “Beni dinle, Cem,” dedi Zeynep, sesinde bir anne şefkati ve otoritesi vardı. “Sen, Elif’in üzerinde bir hak iddia edemezsin. Bu anlaşılabilir değil ve olmamalı. Onun kendi hayatı var, kendi duyguları ve istekleri var. İlişkiler dayanışmaya dayalıdır, iktidara değil.” Cem, gözlerini darlaştırarak Elif’e döndü. Sözlerinin altında yatan baskıyı sezinleyebildi. “Elif,” dedi, “Senin için burada ne yapmam gerektiğini biliyor musun? ” Sesindeki temellere dayalı güven, icat edilmiş bir kalabalığın ardında kaybolması gibiydi. Elif, gerçekten korkmaya başladı. Kalbi hızla çarpıyor ve göğsünden hücre hücre yayılırken, neden korktuğunu biliyordu. Cem’in peşinden gelen baskısı arasında sıkışmış hissediyordu. Ama Zeynep’in varlığı ona bir nebze olsun fazla bir cesaret verdi. “Hayır, Cem!” dedi Elif, sesi kısılarak. “Ben korku içinde yaşamak istemiyorum. Sevdiğim bir adamla bir hayatım olsun istiyorum ama bu şüphe ve kıskançlıkla dolup taşmasını istemiyorum.” İfade etmek istediği tüm korkularını dile getirmenin rahatlığı içindeydi ama yine de onunla yüzleşmenin endişesi vardı. Kavga, aralarındaki enerjisine doğru hızlı bir geçiş yaptı. Zeynep, Cem’in kalbine gidecek şekilde sözlerini keskinleştirdi. “Sevgi, insanların birbiri üzerindeki haklarını güç ile değil, güvenle inşa edebileceği bir deneyimdir. Eğer bunu anlayamazsan, Elif’i kaybetmek zorunda kalabilirsin.” Cem’in kararlılığı Çevirirken, Zeynep ve Ali’nin seslendirmekte olduğu korku ve cesaretle kaybolmuş bir hedef gibi hissediyordu. Uzaklaştıkça ardında büyük bir soru bıraktı: Gerçekten bu zorbalık tarzı bir sevgi olabilir miydi? Her karakterin içindeki çelişkiler derinleşiyordu. Sevgi hakim olduğu anda, kaçışlar başlar mıydı, yoksa başka bir şey mi yaşanacaktı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD