(Hande) Dudaklarımız ayrıldığında nefesim hâlâ toparlanmamıştı. Gözlerimi ondan kaçırdım, bakmaya cesaret edemiyordum. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sanki o da duyacak gibiydi. Ellerim dizlerimin üzerinde birbirine kenetlendi. Ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Aramızda kısa bir sessizlik oldu. Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi… sadece yeniydi, alışılmamıştı. “İyi misin?” diye sordu Ali. Sesi eskisinden daha yumuşaktı. Başımı hafifçe salladım. “İyiyim…” dedim ama sesim beni ele verdi. Gülümsedi. O gülümseme biraz çekingen, biraz da kendinden emindi. “Biraz fazla mı oldu?” diye sordu. Gözlerim anında ona kaydı. “Hayır!” dedim, beklediğimden daha hızlı. Sonra utandım. Bakışlarımı tekrar kaçırdım. Ali hafifçe güldü. O gülüş ortamı biraz rahatlattı. “Tamam…” d

