(İlk kez Furkan’dan) Hamide ile bahçede, çimenlerin üzerinde oturuyorduk. Hava sakindi ama içimde garip bir huzursuzluk vardı. Aklım sabahtan beri aynı soruya takılıp kalmıştı. “Zeynep’le Hande bugün neden okula gelmedi?” diye sordum. Hamide kısa bir an duraksadı. Sanki ne söyleyeceğini tartıyormuş gibi gözlerini yere indirdi. “Aradım,” dedi sonunda, “Zeynep rahatsızmış, o yüzden gelmemiş.” Başımı hafifçe salladım ama içimdeki şüphe geçmedi. “Peki Hande?” diye sordum bu kez. Omuzlarını silkti. “Ona ulaşamadım,” dedi. Cevabı basitti… fazla basit. İçimde bir şeylerin yerine oturmadığını hissediyordum. Gözlerimi ondan ayırmadan baktım. Ve o an fark ettim. Gözlerini kaçırıyordu. Tam o sırada okulun kapısında bir araba belirdi. Vedat’ın arabasıydı. Hamide’nin gözleri bir anda parla

