4. BÖLÜM - GÖZLERİN ARDINDAKİLER

1536 Words
(Hande) Herkes hâlâ gülüyor, konuşuyor, müzikle birlikte eğleniyordu. Ama ben… ben sanki o kalabalığın içinde yalnız kalmış gibiydim. Az önceki telefon konuşması aklımdan çıkmıyordu. Ezgi… Kimdi? Neden Ali o kadar yumuşak konuşmuştu? Zeynep bir anda koluma girip beni kendine çekti. “Hayırdır, sustun sen?” dedi gözlerini kısarak. “Bir şey yok,” dedim hızlıca. Ama Zeynep bana öyle bir baktı ki… “Ali yüzünden mi?” diye fısıldadı. Cevap vermedim. Zaten vermeme gerek de yoktu. Tam o sırada kapı açıldı. İçeri birkaç kişi daha girdi. Gözlerim istemsizce o tarafa kaydı… ve onu gördüm. Ali. Ama yalnız değildi. Yanında bir kız vardı. Esmer, Uzun saçlıydı. Kiremit rengi mini bir elbise giymişti. Ayağında en az on santimlik nude platform topuklular vardı. Özgüvenli yürüyordu. Sanki bulunduğu her yer zaten ona aitmiş gibi rahattı. Bir an gözlerimi kısıp daha dikkatli baktım. Sonra bir şey fark ettim. Bu kızı daha önce görmüştüm. Kalbim bir an duracak gibi oldu. Nerede gördüğümü hatırlamam uzun sürmedi. Okulda. O lüks arabayla gelen kız. Zeynep hemen bana doğru eğildi. “Bu kız… okulda gördüğümüz kız değil mi?” dedi fısıldayarak. Bir an duraksadım. Okulda çok dikkat etmemiştim ama… Zeynep tekrar konuştu: “Hatırlasana, fırının orada Ali’nin yanındaki kız… aynı kız bu!” O an zihnimde bir şey yerine oturdu.
Evet… oydu. Kalbim bir anda sıkıştı. Gözlerim istemsizce tekrar onlara kaydı. Kız Ali’ye yakın durmuş, rahat tavırlarla konuşuyordu. Ali de onu dinlerken hafifçe gülümsüyordu. Tam o sırada kapı tekrar açıldı. İçeri o esmer adam girdi. Ali’ye doğru ilerleyip bir şeyler söyledi. Ama asıl dikkatimi çeken şey… yanında Hakan’ın da olmasıydı. Kaşlarım hafifçe çatıldı.
Bunlar birbirlerini nereden tanıyor? Gözlerim istemsizce Ali’ye, sonra yanındaki ki kıza, ardından da yeni gelen adama ve Hakana kaydı. Hepsi sanki aynı dünyanın insanıymış gibi rahat, tanıdık ve iç içeydi. İçimdeki huzursuzluk biraz daha büyüdü. Ve en önemlisi… Bunların bu partide ne işi vardı? Zeynep koluma hafifçe dokundu. “Ne oldu?” diye fısıldadı. Başımı hafifçe iki yana salladım bir şey yok dercesine ama gözlerimi onlardan alamıyordum. Sanki bilmediğim bir şeyler vardı. Ve ben… o şeylerin tam ortasına düşmek üzereydim. Zeynep’i kolundan tuttuğum gibi onların yanına doğru yürüdüm. Kalbim hızla atıyordu ama bunu belli etmemeye çalışıyordum. Karşılarına geçip durdum. “Sizin burada ne işiniz var?” diye sordum. Sesim düşündüğümden daha sert çıkmıştı. Ali bir an şaşırdı, kaşlarını hafifçe kaldırdı. Hakan dudak kenarıyla gülümserken, yanındaki esmer adam meraklı gözlerle bizi süzüyordu. Yanındaki kız ise beni baştan aşağı süzdü, sonra hafif bir gülümsemeyle Ali’ye döndü.
“Kim bu?” diye sordu. Ali kısa bir an durdu, sonra sakin bir sesle,
“Hande,” dedi. “Hakan’ın kardeşi. Vedat’la da aynı okuldaymışlar.” Kız anladım dercesine başını salladı. Ama garip olan şuydu…
Sanki oradaki herkes birbirini zaten tanıyormuş gibiydi. Ali sakin bir sesle, “Vedat, Ezgi ve Erdem’in kuzeni,” dedi. Bir an duraksadım. “Kuzeni mi?” diye içimden geçirdim. Demek bu kadar rahat olmalarının sebebi buydu… Ama bu durum içimdeki huzursuzluğu azaltmak yerine daha da artırmıştı. Ezgi hafifçe gülümseyip bana doğru bir adım attı. “Demek Hande sensin,” dedi, sanki beni zaten tanıyormuş gibi. Kaşlarım hafifçe çatıldı. “Evet,” dedim kısa bir şekilde. Ama ben sizi tanımıyorum dedim. Ezgi kaşlarını hafifçe kaldırıp bana baktı. Gözlerinde merakla karışık hafif bir üstünlük ifadesi vardı. “Öyle mi…” dedi, dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümsemeyle. Ben de gözlerimi ondan kaçırmadan, “Evet,” dedim kısa ve net bir şekilde. Zeynep yanımda hafifçe dikleşti; ortamın gerildiğini o da hissetmişti. Ali bakışlarını bir bana, bir Ezgi’ye çevirdi. Sanki aradaki havayı yumuşatmak istiyordu ama ne söyleyeceğini kestiremiyordu. Ezgi saçını omzunun arkasına atıp Ali’ye biraz daha yaklaştı. “Yanındaki kim?” diye sordu Ezgi, bakışlarını Zeynep’e çevirerek. Zeynep hiç beklemeden atıldı: “Ben Zeynep, Hande’nin en yakın arkadaşıyım. Ali ve Hakan’la da aynı mahalleden komşuyuz.” Bunu söylerken hafifçe gülümsedi ama ses tonunda ince bir sahiplenme vardı. Ezgi başını hafifçe salladı, gözleri bir an Zeynep’te kaldı, sonra tekrar bana döndü. “Anladım,” dedi kısa bir şekilde. Ama o bakış… sanki hâlâ bir şeyleri ölçüp tartıyormuş gibiydi. Ben kollarımı hafifçe birbirine doladım, kendimi daha dik tutmaya çalıştım. Zeynep’in yanımda olması içimi biraz rahatlatsa da, ortamın gerildiği çok açıktı. Zeynep bana dönüp, “Hadi Hande, dans edelim,” dedi. Ama ben onu tam duyamadım bile. Gözüm istemsizce o esmer adama takılmıştı. Hakan’la biraz ileride durmuş, hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Sesleri bize kadar gelmiyordu ama yüz ifadeleri… hiç de normal bir sohbet gibi değildi. Kaşlarım hafifçe çatıldı. Bu neyin konuşması böyle? Zeynep kolumu çekiştirdi. “Hande, gelsene!” “Sen git, ben birazdan gelirim,” dedim gözlerimi onlardan ayırmadan. İçimde garip bir huzursuzluk oluşmuştu. Bir yanda Ali ve Ezgi… diğer yanda Hakan ve o esmer adam. “Neler oluyor?” diye Ali’ye döndüm. Sesimi olabildiğince normal tutmaya çalıştım ama içimdeki merak ve huzursuzluk gizlenmiyordu. Ali bir an bana baktı, sonra gözleri kısa bir süreliğine Hakan ve o esmer adama kaydı. Çenesini hafifçe sıktığını fark ettim. “Bir şey yok,” dedi sakin görünmeye çalışarak. Ama o “bir şey yok” hiç de inandırıcı değildi. Kaşlarımı çattım. “Ali, bayağı hararetli görünüyorlar,” dedim bu sefer biraz daha net bir sesle. Ali derin bir nefes aldı, sanki söylemekle söylememek arasında kalmış gibiydi. Tam o sırada Ezgi araya girdi. “Hande, bence bu geceyi sorgulamak yerine eğlenmeye odaklansan daha iyi olur,” dedi hafif bir gülümsemeyle. Sesi nazikti ama altındaki anlam fazlasıyla açıktı. Gözlerimi Ezgi’ye çevirdim. Bu kız… sadece ortamda bulunmuyordu. Aynı zamanda kontrolü de elinde tutmak istiyordu. Ali aramızda kalmış gibi bir an durdu. Ben ise bakışlarımı ondan ayırmadan, “Ben sadece ne olduğunu sordum,” dedim. “Ali, önemli bir şey değil,” dedi ve beni geçiştirdi. Bir an yüzüne baktım. Gözlerim cevap arıyordu ama onun bakışlarında sadece kaçış vardı. İçimdeki huzursuzluk iyice büyüdü. “Tamam,” dedim kısa bir şekilde. Ama tamam değildi. Hiçbir şey tamam değildi. Gözlerimi ondan çekip tekrar Hakan ve o esmer adama çevirdim. Hâlâ konuşuyorlardı. Aynı sert ifadeler, aynı gerginlik… İçimde iki farklı duygu birbirine karışmıştı. Bir yanda Ali’nin benden bir şey saklıyor olması… Diğer yanda Ezgi’nin o rahat tavırları… Ezgi bir anda Erdem ve Hakan’a dönüp, “Bitmedi mi konuşmanız?” diye sordu. Sesi sakin görünüyordu ama içinde ince bir sabırsızlık vardı. Hakan başını kaldırıp kısa bir an Ezgi’ye baktı, sonra yanındaki Erdem’e döndü. İkisi de konuşmayı kesmişti ama yüzlerindeki gerginlik hâlâ duruyordu. Erdem derin bir nefes alıp, “Sonra konuşuruz,” dedi kısa bir şekilde. Ezgi başını hafifçe salladı, sanki istediği şey olmuş gibi. Ali’nin bakışları bir an bana kaydı. Ama bu sefer… o bakışta bir şey vardı. Sanki söylemek isteyip de söyleyemediği bir şey. İçimdeki merak artık iyice büyümüştü. Ezgi’nin sözünden sonra ortamda oluşan gerginlik yavaş yavaş dağılmaya başladı. Hakan ve Erdem yanımıza doğru yürürken dayanamadım.
“Peki buraya geleceğinizi biz neden bilmiyoruz?” dedim. “Bizi siz getirdiniz.” Ali cevap verecek gibi oldu ama cevap ondan önce Hakan’dan geldi.
“Çünkü biz burada takılmayacaktık,” dedi omuz silkerek. “Ezgi’nin ısrarı üzerine geldik.” Bu cevap içimdeki soruları pek azaltmamıştı. Tam o sırada müziğin sesi yeniden yükseldi. İnsanların kahkahaları ve konuşmaları ortama tekrar yayıldı. Az önceki gerginlik sanki kalabalığın içinde yavaş yavaş kayboluyordu. Zeynep koluma girip beni çekti. “Yeter ya, drama queen gibi dikildin burada. Hadi dans ediyoruz,” dedi gülerek. İtiraz edecek gibi oldum ama sonra vazgeçtim. “Tamam,” dedim, hafifçe gülümseyerek. Dans pistine doğru yürüdük. Müzik ritmik bir şekilde çalıyor, herkes eğleniyordu. Zeynep çoktan kendini ritme kaptırmıştı bile. Ben de yavaş yavaş ona uyum sağlamaya başladım. Bir an… gerçekten eğleniyormuşum gibi hissettim. Ama yine de… Gözlerim arada bir kalabalığın içinde Ali’yi arıyordu. Ve ne zaman bulsam… yanında Ezgi’yi de görüyordum. Gece ilerledikçe müzik biraz daha yavaşladı, kalabalık yavaş yavaş azalmaya başladı. Zeynep’le birlikte masaya geri döndük. Herkes yorgun ama keyifli görünüyordu. Vedat yanımıza gelip tek tek teşekkür etti. “İyi ki geldiniz,” dedi gülümseyerek. “İyi ki doğdun,” dedim ben de, hediyesini uzatarak. İçimden geçen onca şeye rağmen gülümsemeye çalıştım. Artık gitme vakti gelmişti. Herkes yavaş yavaş toparlanırken ben de çantamı aldım. Gözlerim istemsizce kalabalığın içinde Ali’yi aradı. Biraz ilerideydi. Ezgi’yle konuşuyordu. Bir şey anlatıyor, o da dikkatle dinliyordu. Arada Ezgi’ye gülümseyince içimde yine o tanıdık his kıpırdadı. Bakışlarımı onlardan ayırmak istedim ama başaramadım. Sanki gözlerim kendi kendine onu buluyordu. İçimde garip bir huzursuzluk vardı. Nedenini tam açıklayamıyordum ama o an orada durmak bile zor gelmeye başlamıştı. Zeynep yanımda belirip koluma dokundu. “Hadi çıkıyoruz,” dedi. Başımı salladım ama gözlerim hâlâ Ali’deydi. Tam o sırada Ali başını kaldırdı. Göz göze geldik. Kalbim bir an duracak gibi oldu. Sanki bir şey söyleyecek gibiydi… ya da ben öyle olmasını istiyordum. Ezgi’ye bir şeyler söyleyip yanından ayrıldı ve bize doğru yürümeye başladı. Kalbim istemsizce hızlandı. Yanımıza geldiğinde kısa bir an gözlerime baktı, sonra sakin bir sesle, “Nasıl hep beraber geldiysek, yine öyle gideceğiz,” dedi. Başımı hafifçe salladım. Hep birlikte dışarı çıktık. Gece serinliği yüzüme çarptığında içimdeki karışıklık daha da belirginleşti. Arabaya doğru yürürken kimse konuşmuyordu. Az önceki kalabalık ve gürültü yerini tuhaf bir sessizliğe bırakmıştı. Ali arabayı açtı. Bu sefer hiç düşünmeden arka koltuğa geçtim. Zeynep yanımda oturdu, Hakan yine öne geçti. Ali direksiyona geçtiğinde aynadan bir an göz göze geldik. Hemen bakışlarımı kaçırdım. Araba hareket etti. Yol boyunca kimse bir şey söylemedi. Sadece müzik çalıyordu… ve benim içimde de susturamadığım düşünceler.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD