“Ne oldu canım neden daldın ?
“Yok bir şey Selim olanları düşünüyordum.
Bu yaşadıklarımı. Yaşadıklarımızı. Ama en büyük mükâfatım Elif Delal oldu . "
Beş yıl önce
(Okuduğunuz bölümler geçmişten kestlerle gelicek . Arada günümüzü yazıcam )
Yazardan
Serkan günlerce Berfin 'in peşinden koşmuş nihayet Berfin bir şans vermişti. Serkan arada iş çıkışı gelip onunla yarım saatlik yolu yürüyor Bir kaç kelime konuşuyorlardı. Berfin o kadar temkinli davranıyor Serkan 'a hep mesafeli davranıyordu. Yakışıklıydı Serkan . Esmer kahve gözlü Seksen boyunda vücudu yapılı bir gençti. Kumral teni ve heybetli duruşu bir çok kızı etkileyecek cinstendi. Berfin onun zıttı ince belli bir atmış beş boyunda sapsarı saçlı mavi gözlü bembeyaz tenli vücuduna tezat dolgun bir yüzü vardı .
Serkan başta pek takmasada daha sonra Bu bilye gözlü kıza aşık olmuştu.
Gece gündüz yüzü gözünün önünden gitmiyor heryerde sanki o vardı. Çok güzeldi .Hele sapsarı uzun saçları ince beli çipil çipil gözleri deli oluyordu . Çok çekingendi Berfin çok kırılgandı. Serkan altı ay uğraşmış hatta ilk konuşmasında evlilik teklif etmişti. Serkan bile ne olduğunu anlamıştı. Evlilik ona uzaktı. Tabiki ailesi istiyordu . Evlilik onun aklının ucundan bile geçmezken bu kızı istiyordu. Eşi olsun ömrü onunla geçsin istiyordu. Berfin bugün ise erken gidecek ve ilk defa ikisi dışarıda yemek yiyecekti.Nihayet iş bitmiş Serkan Berfin'in işten çıkarken görünce elini sallaması ile Berfin onu farketti .
“Selam !"
“Selam "
“E nereye gidiyoruz ?Bak çok geç kalmak istemiyorum .Biliyorsun yurt ."
Serkan artık Berfin'i tanımış neyden hoşlanıp neyden nefret ettiğini biliyordu .
Ürkek bir ceylan gibi kimseye yaklaşmıyor hep mesafeli okuyordu . Gülmezdi mesela Berfin hiç görmemişti güldüğünü. Sakin bir yapısı vardı. Ve fazla gururluydu . Yeri geldiğinde nasıl bir pantere dönüştüğünü gözleri ile görmüştü Serkan . Berfin'i kafede biri rahatsız etmiş Berfin sessiz kalmayıp adamın kasığına sert bir darbe indirmişti. Ogün anladı Serkan
ürkek ceylanın aslında damarına basıldığında nasıl vahşi bir pantere dönüştüğünü.
Serkan
Yolda yürürken elini tutmak istiyordum .Ama buna izin vermez benden uzaklaşır diye korkuyordum . Evet ben herkesin Serkan olarak tanıdığı aslında gerçek adı Sevkan Ömer Derveş. Derveş aşiretinin en güçlü varisi ve ailenin ortanca oğlu . Urfa'da Aşiretlerin kızları benim için kavga ederken hele burda yine aynı şekildeyken ben yetim kimsesiz ürkek bir ceylana vurulmuştum. Elini tutmaya çekiniyordum. Oysa daha önce çok kez sevgilim olmuş birşeyler yaşamıştım. Bakir değildim .Ama evleneceğim kadını ailem bakire el değmemiş gül goncası isterdi. Nasibimde gerçekten el değmemiş bir gonca vardı . Berfin Eda . Benimdi ama buna alışması gerekiyordu .Çok güzeldi. İnsanı kendisine hayran bırakacak kadar güzel deli edecek kadar çekiciydi. Ne yazıkki o bunun farkında değildi .Gerçi belki umrunda bile değildi .
Birlikte lüks bir restorantın önüne geldiğimizde her zaman gittigimiz yerdi.
Tanıdığım bir abimin mekanıydı.Berfin restorantı görünce girmek istemediğini burda yemek yemek istemediğini söyledi .Ne yaptıysam ikna edemedim .Bana “ kardeşleri ile gittiği bir köfteci olduğunu oraya gidelim" deyince kabul ettim .
Bilmiyordu benim ile ilgili tek birşey bile bilmiyordu. Ona Erzincan'lı olduğumu söylemiştim. halbuki ben Urfa 'lıydım. Beş kardeşim olduğunu söylemiştim. Beni gariban bir çiftçi babanın oğlu burada savcılığı bitirmek için kaldığımı zannediyordu. Buradaki tek doğru savcı olmak için okuyor oluşum. Aslında bana kalsaydı yüksek ceza hakimi olurdum.
Babam zar zor bu bölüme izin vermişti . Hukuk okuyordum . ve daha üç yılım vardı .Berfin kabul etmiş olursa onunla önce imam nikahı kıyar daha sonra okul bittiğinde ise memlekette anlı şanlı bir düğün kurardık. Aziz Derveş görse bu halimi gülmekten konuşmazdı. Abim olur kendileri . Ben bir kız için kırk takla atıyordum. Bu halimi biri söylese “hadi ordan”deyip başından savardı.
Sonra yürüye yürüye onun söylediği köfteci ye geldik. Küçük bir büfenin önünde bir kaç tabure seyyar bir köfteciydi. Köfteci bizi görür görmez yüzü güldü . Elli elli beş yaşlarında uzun kilolu bir adamdı. Seyyar olmasına rağmen çok kalabalıktı.
“Yusuf amca !”
“Berfin kızım ! Hoş geldin. Nerelerdesin ? Epeydir yoksunuz . Selim, Yeliz neredeler ?”
“Onlar yoklar Yusuf amca. Biliyorsun ! Yeliz üniversitesiyi Eskişehir’de Selim ‘de geçen yıldan beri Istanbul ‘da.”
“Anladım kızım ! Sen geç bir yere ben geliyorum . Şu müşterilerin siparişini veriyim. ”
Onu ilkkez tebessüm ederken görüyordum.
“Bir insana gülmek bu kadar mı yakışır? Berfin'e çok yakışıyordu.”
Ben konuşmazsam o Konuşmazdı. Boğazımı temizleyip sesini duymak istedim.
“Buraya hep mi gelirsin ? Semih kimdi bilmiyorum ama aşırı merak ediyorum .”
Sorduğum soruya şaşırsada gülerek cevap verdi .
“Kardeşim ! Yani yurtta Yeliz ile birlikte büyüdük . Zaten yeliz'i tanıyorsun. ”
Başımı evet anlamında salladım.
Tanıyordum. Onun anlattıklarından biliyorum .Ve iki ay önce görmüştüm.
“Buraya çok gelirdik. Lisede üçümüz ucuz ve güzel diye burda soluğu alırdık. ”
“Anladım. Eğer müsaden varsa birşey sorucam.”
“Tabi buyur ! Cevabını biliyorsam sualini cevaplarım.
“Daha önce hiç sevgilin oldumu . Yani tabiki olabilir geçmişin beni ilgilendirmez. ”
Bu dediğime sinirlendimi anlam veremedim. Sonra cevap verme gereği duyup .
“Öncelikle ne geçmişim ne geleceğim seni veya bir başkasını ilgilendirmez . Ve çok merak ettiğin için söylüyorum bugüne kadar hayatımda kimse olmadı .Olmasını istemiyorum . "
“İstemiyorsun ? "Başını evet anlamında salladı.
“Peki ! Şuan benimle olman senin için ne ifade ediyor? Şunu söylüyorum benim için şuan sevgilimsin."
Gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Sonra bir hışım kalktı. Ben ne olduğunu anlamadan yanımdan hızla ayrıldı.
Olayı yeni yeni idrak eden kafam peşinden koştum .Mübarek ayaklar sanki koşuya çıkmış gibi peşinden koşmama rağmen yetişemiyordum.
“Berfin ! Berfin ! Kime diyorum . Nereye gidiyorsun? Ne dedim ki ben şimdi ? Kızım! Bir dursana."
Nefes nefese yetiştim .Kolundan çektiğim gibi kendime döndürdüm. Yüzüme bakmıyordu. Nedenini bilmiyordum . Yalnız içimden birşey hiç de iyi değil diyordu . Bir elimi çenesine attım .Başını kaldırmam ile gözündeki hüznü yaşı görmek içimden birşeyler kopardı.
“Neden ağlıyorsun? Neden ben sana on adım geliyorum sen bir adım bile kıpırdanmıyorsun ? Biliyorum bana karşı boş değilsin . Ne olur bana bir cevap ver ?"
Ağlamaları hıçkırıklara dönüştü. Onu göğsüme çektim .Hiç itiraz etmedi ilk defa bu kadar yakındım. Başına korka korka bir öpücük kondurdum. Kokusunu içime çektim .Çok güzeldi. Çok güzel kokuyordu .Sonra başını kaldırıp benden biraz uzaklaştı. Sonra bana bakıp konuşmaya başladı.
“Korkuyorum! Anlamıyormusun ? Bugüne kadar kimse sevmedi beni .Kardeşlerim hariç . Beni ailem bile istememiş . Gecenin bir yarısı soğukta beni yetimhanenin kapısına bırakıp gitmişler. Beni ailem bile istemedi. Sen birden çıkıp benimle evlen diyorsun . Kim olduğunu bile bilmiyorum.Ne malum yarın bırakıp gitmeyeceğin. Sana kapılırsam ölürüm anladın mı ?
“ Düşersem ayağa kaldıranım yok . Ben inanmıyorum senin gibi bir genç gelip benim gibi birine aşık olucak . Ben sevmeye güvenmeye bağlanmaya korkuyorum . Anladın mı şimdi. Bırak git yol yakınken bizden olmaz . Benim gibi biri seninle olmaz.... "