Asya'dan Meydan Dayağı!

1862 Words
Pars Aksiyon hayatımızın rutini olmuş gibi, insanların kendi canını bu denli sevmeyişlerini bir türlü anlamıyorum. Neden ölmek için bu kadar heveslisin, ölümsüzlük yok ki. Nasılsa öleceksin hayatın tadını çıkar! Ama yok o iş öyle değil der gibi her gün sıraya geçiyorlar adeta insanlar beni öldür diye.. Hali hazırda uğraştığım konuların dışında bir de Kenan Kurt'un ilgilendiği bir konu var. Bahsetmiştim bir genç kız abisinin bulaştığı adamlar tarafından kaçırılmıştı. Kurt'ta gecesini gündüzüne kattı bu iş için ama kızın adresini bulamamıştı ben de doğunun şahına adamın bilgilerini verdim 1 saat içinde konumuna kadar verdi bilgileri bana ben de Kurt'a vermiştim bu bilgileri ve günlerdir o kızı bulmak için herkes seferber oldu. Babam ve annem bile gitti hatta Los Angeles'a. Kızı almışlar ve aile dostumuz Berdan Amcanın oteline gitmişler. Şimdi de benim kardeşimin dahası benim annemin olduğu otele bir kendini bilmez baskın düzenlemiş. Ne delilik ama! Ben konu ailem olduğunda şirazesi kayan bir adamım söylemiştim, şahitte olursunuz ama asıl mevzu şu ki oteli basan kişi benim size daha önce anlattığım şahlarımdan biri. Güneyin şahı namı diğer Prens, Massimo Moretti. Asla kaybetmek istemeyeceğim, yerinin dolması zor olan çok kaliteli, çok prestij sahibi bir adam ama kardeşim için vazgeçmekten tek bir an bile geri durmayacağım biri aynı zamanda. O da Şimal'in peşindeymiş ve onu almak istiyormuş falan filan.. Birisini Yiğiterler himaye ediyorsa onu a-la-maz-sı-nız.. Çok basit bir mantık yani. Kurt halleder biliyorum, delilik onun karakteri. Lakabı kor, çok canını sıkarlarsa diri diri yakar çünkü! Gelişmeleri öğrenince hemen mesaj gönderdim. "15 dakika içinde hepsini gebertebilirim Kurt, ne olmasını istiyorsun?" Bu arada adamları organize etmeye bile başladım ama Kurt'un cevabı geri adım attırdı bana. "Canım gardaşım bu iş bende merak etme" yazmış. Sadece Peki yazdım. Ben onun bu işin altından kalkacağını zaten biliyorum da orada benim annem de var ve eğer Prens birine bile zarar verirse Özel odada çok özel bir şekilde ilgilenirim onunla. Kurt kontrolün onda olduğunu söylediği için de konuya müdahale etmedim. Bugün Orçun denen iti davet ettim. Dün gözaltına alınmıştı ama adım kadar eminim dışarıdadır. Yine de cevap vermedi. Kabul etsin ya da etmesin saat 12.00 de kliniğimde olacak o herif! Ben rutin planlamamı yaparken odama Betül Hanım geldi. Bir kadın bir erkeğe posta koyduğunda zevkten dört köşe oluyor, o erkek ben olsam bile! O gazeteci de bana laf soktuğundan beri Betül Hanımın favorisi oldu.. "Pars Bey, Dilruba Hanım ile ilgili bir mail gelmiş sabaha karşı." "Öyle mi bir sorun mu var?" "Hayır efendim Asya Hanım tedaviyi sizin üstlenmenizin onlar için de uygun olduğunu belirtmiş." Kahkaha atacak atamıyor, yanaklarını ısırmaktan bir hâl oldu. Ben o baş belasını tanıdıysam asla tedaviyi sizin üstenmeniz bizim için de uygundur gibi bir şey yazmaz.! "Betül Hanım maili bana da gönderir misiniz?" "Ah tabi hemen" dedi saniyesinde mail bana geldi. Maili hazırlamış gönder tuşuna basmayı bekliyor, bu kadar olabilir ancak! Maili okuyunca gülmeye başladım. Bir insanın başka insana hiç mi minneti olmaz, ne bileyim ricası, teşekkürü olmaz! Başka psikolog bulamayınca delirmiş mailden anladığım kadarıyla. "İlk siz yazdığınız için sizi seçtik" diyor. Olayı bilmesem bin tane yazan var da o aralarından seçmiş zannedeceğim. Bir de lafını sokmuş inşallah işinizde iyisinizdir demiş. Son olarak emrini de vermiş, adresi altta yazıyor ilgilenirsiniz!" Betül Hanıma baktım hala dudak ısırıyor. "Kahkaha atın da rahatlayın Betül Hanım Allah muhafaza daha başka sesler çıkacak yoksa" dedim. "Kusura bakmayın lütfen" dedi kahkaha atarak çıktı odadan. Bir iki dakika sonra yüzünü yıkamış halde geldi tekrar. "Ne emredersiniz efendim?" Ters ters baktım buna ama o kadar zevkten dört köşe ki şuan o baş belası eline balta alıp bana dalsa, bir de tuttum bacım gel uçur boynunu der. Öyle bir kadın dayanışması hali. "Dilruba Hanımı arayın bugün müsaitse saat 15.00 de adresinde kendisini ziyaret etmek istediğimi söyleyin." "Tabi efendim" deyip çıktı. Ben de bu arada gazeteci hakkında detaylı bilgi istemiştim, onun hâlâ gelmediğini öğrenince aradım bizim bu işlerle ilgilenen adamı. "Kemal bir dosya hazırlamanı istemiştim." "Hazır efendim, yoldayım ama küçük bir kaza oldu polisleri bekliyorum." "Senin bir şeyin var mı?" dedim ama arkada kıyamet kopuyor. Sesler, bağırışlar, küfüler... "Kemal karşı tarafta sorun büyük mü o sesler ne?" Of diye bir nefes verdi adam ama belli yılmış. "Hayır efendim çarptığım hanımefendi arabasının perte çıktığını kendisinin de kesin vücudunun birçok yerinde kırık olduğunu ama şuan hissetmediğini söylüyor. Doğmamış çocuğumdan rahmetli babama kadar sövmekle meşgul. Hâlbuki sadece arabasının arka sağ farı düştü!" Ben tesadüflere inanmam tamam. Bu kızın karşıma çıkmaları tesadüf değildi ona da tamam da adamımın karşısına çıkması peki. Çünkü bu sayılan kombinasyonda bahsi geçen kızın o gazeteci olmaması imkansız. E biraz uğraşmayalım mı? "Kemal hanımefendiye suçun kendisinde olduğunu söyle ve bir de senin arabanın masraflarını talep et." "Ama efendim suç bende." "Kemal dediğimi yap ve bana konum at yanına geldiğimde de ben sana ne yaparsam yapayım alttan almanı rica ediyorum." "Emredersiniz efendim." O Orçun iti gelene kadar birazcık eğlenmek benim de hakkım değil mi? Kemal'in attığı konuma gitmek üzere çıktım klinikten, çok geçmeden oradaydım zaten ve manzarayı söylüyorum. Bu gazeteci ve onu tutmaya çalışan iki polis. Benim gariban adamın da burnundan kan sızıyor. Hızlı bir şekilde gittim ama kaşlarım çatılı! "Merhaba memur bey." "Merhaba, siz?" "Aracın sahibiyim ben, beyefendi şoförüm. Sorun nedir?" "Hanımefendinin arabasına çarpmış ciddi bir şey yok aslında a.." "Memur bey abi nasıl ciddi bir şey yok ya. Bak bak benim güzeller güzeli gelinciğimin geldiği hale bak. Bu anasının amı yerine babasının götünden çıkmış pişmiş kelle suratlı it benim arabamın şaftını kaydırdı. Ayrıca vucutumun 98 yerinde kırık olduğunu düşünüyorum çünkü aşırının aşırısı sarsıldım." Polis de derince soludu onları da bıktırmış muhtemelen. Kadın benden tarafa asla bakmıyor bu arada. Profesyonel durmaya çalışıyorum kaşlarım hala çatılı. Polisler kollarını tutmuş ama ayağıyla hâlâ adama tekme atmaya çalışıyor. "Memur Bey ben Ali Pars Yiğiter, hanımefendinin masraflarını karşılayacağız. Sizi daha fazla yormayalım" dedim ama daha lafım bitmeden bu başladı. "Hoooooşt köpek. Sen kim oluyorsun da bana sadaka verir gibi masraf karşılıyorsun lan!" "Hanımefendi sakin olun." "Memur bey abi sen de bir bırak kolumu kurban olayım ya. O herif suçlu beni niye tutuyon?" "Adamın burnunu kırmışsınız hanımefendi." "O da suç sende araba kullanmayı bilmiyorsan git de baban akülü araba alsın evde binersin demeseydi." dedi Kemal'e baktım asla böyle bir laf edecek bir adam değil çünkü gözleri kocaman oldu. "Hanımefendi ben size öyle bir şey demedim." "Hanımefendi senin babandır gözleri yerine götüyle bakan kertenkele. Dedin işte sağır mıyım ben?" "Ben size birden fren yaptığınız için kaza oldu suçlu sadece ben değilim dedim." İçin için gülmekten Betül hanım gibi dudaklarımı ısırıyorum şuan, o lafı böyle anlamak bir tek bu kıza mahsus. "Tamam işte o dediğinin alt metninde bu yatıyor mal mıyım ben bilmiyor muyum?" Burada araya girmek zorunda kaldım. "İsim neydi?" dedim bana baktı kıstığı gözleriyle. "Mahmut!" dedi. Polisler gülüyor benim adamım bile dayanamadı gülmeye başladı ama ben bozuntuya vermiyorum. "Mahmut Hanım." "Ovvv" dedi bir an durdum. "Bir daha de bakayım." dedi ama vallahi kadının tepkilerine yetişemiyorum. "Mahmut Hanım?" "Vay dinime imanıma çok güzel oldu laaaaan. Evet evet adım Mahmut Hanım" dedi artık benim de daha fazla kendimi sıkamadığım nokta orası oldu zaten. Gülmeye başladım ama Allah'tan çabuk toparladım. "Iıı anladım. Mahmut Hanım arkadaşım için suçlu diyorsunuz masrafları karşılayalım diyorum bu defa da kabul etmiyorsunuz. Nasıl uzlaşabiliriz?" Beni es geçti sanki ben orada yokum gibi Kemal'in önüne gitti. "Amcaoğlu kusura bakma biraz sinirlendim de kafayı gömdüm normalde çok sakin kızım. Sen bana 3-5 bin ateşle. Ben hallederim." Aklınca karşıma çıkma dememin rövanşını alıyor, Kemal bana bakınca kafamı iki yana salladım. İstediği para sadece far parası aslında ustaya götürse daha fazla tutar araç eski model bir hayli parçası var mı ondan bile emin değilim. "Tutanak tutalım hanımefendi sigorta şirketi halleder. Araç Pars Beyin üzerine." Ellerini belinin yanına koydu, mavi bir kot pantolon giymiş üzerinde deri bir ceket var ayaklarında da postal benzeri bir bot. "Eyvallah dayıoğlu ben masrafları haram yoluyla tahsil etmeyi tercih ediyorum." "Haram yolu derken?" dedi ama adamı dediğine diyeceğine pişman etti. "He haram yolu. Haram zıkkım olsun. İnşallah bana yaptırdığın masraf kefen paran olsun, şurdan şuraya gideme de yalın ayak koşmak zorunda kal 2 metre karın içinde, südük yolların dursun, ciğerine ateş düşsün, evin barkın yıkılsın da sen içinden sağ çık. Doktor 3 aylık ömrün kaldı desin de malını mülkün sat sav ama 300 sene yaşa inşallah. Buruş buruş ol büllüğün sarksın da gün yüzü görme. Sikin kopsun inşallah" diye finali yaptı. Kemal'e baktım adam 2 metre, esmer ama suratı kıpkırmızı oldu, hayatı boyunca bu lafları duymadığına eminim ki adam Anadolu'dan bir de. Polislere baktım ağızlarını o şeklinde yapmış onlarda şokla bakıyor ben sanırım bağışıklık kazanmışım eskisi kadar şok olmuyorum! Kadın lafını saydı saydı sonra arabasına yöneldi ama dur bakalım sen.. Kemal'in yanına gittim, fısıltı şeklinde konuştum. "Yapacağım şey için kusura bakma Kemal." dedim anlamadı garibim halden hale giriyor tabi ama suratına bir yumruk attım, Kemal'in kafası yana düştü sonra yüksek sesle konuşmaya başladım. "Ne biçim bir adamsın ya, elin lafını sözünü bilmez kadınlarının önünde rezil ettin beni. Arabanın masrafını son maaşından kesiyorum. Ayrıca kovuldun." Kemal ellerini önünde birleştirdi sesini çıkarmıyor, kafası yerde. Gel gelelim beklediğim hamle arkamdan geldi. Üzerime yeniden bir cisim uçtu. "Senin cinsini cibilliyetini sikerim it." dedi yine teknede olduğu gibi. Suratıma bir yumruk attı sendeledim, bir yumruk daha attı müdahale etmiyorum. Kemal bir yandan almaya çalışıyor polisler bir yandan ama birden deli gücü yüklendi sanki. Ben yerdeyim o da üzerime oturdu hem vuruyor hem sövüyor. "Sana anan süt yerine kibir mi içirdi kodumun piçi. Baban çok mu dövdü çocukken de kendini bok gibi hissetmeye başladın. Sen nasıl senden daha güçsüz durumda diye birine vurursun, senin gelmişini geçmişini sikerim." Daha neler neler.. Bunlar algılayabildiklerim.. Bunu zorla aldılar üzerimden. Tam karşısına geçtim, evet evet bunu yapmaktan nefret ediyorum ama yapacağım. "Bir dahaki sefere tam kıymetlimin üzerine otur böyle boşalamadım" dedim gözleri kocaman oldu, ağzını kapatıp açtı. Bir şey söylesin diye bekliyorum ama yok gelmedi... Hep sen mi bana belden aşağı sayıp söveceksin, nasıl oluyormuş. Bu kadını susturmanın bir yolunu buldum sanırım. "Piç" dedi fısıltı şeklinde sonra Kemal'in önüne gitti. "Bir şeyin var mı gardaş?" "Hayır hanımefendi bir doktora götürelim mi sizi kafanıza darbe mi aldınız?" "Yok dayıoğlu benimki doğuştan, kendini kaf dağının tepesinde gören bok böceği görünce şalterlerim atıyor, üstüne basmadan rahat edemiyorum" dedi tabi bunların tümünü bana bakarak söyledi. Sonra arabasına bindiği gibi gitti. Arkasından sırıttım sadece, Kemal yanıma geldi. "Pars Bey biz az önce ne yaşadık?" "Son 2 haftamın özetini kardeşim.." dedim anlamadı tabi adam ama resmen son 2 haftadır böyle bir hayat yaşıyorum bu baş belası yüzünden. Kadının arabası gözden kaybolana kadar baktım arkasından, bu arada benim de burnum kanamış dudağımın kenarı da patlamış. Eli de ağır! Ben bu kadını neden öldürmüyorum hâlâ acaba! Oradaki işim bitince tekrar kliniğe döndüm saat 11:30 olmuştu. Betül Hanım halimi görünce fırladı hemen yerinden. "Noldu, kim yaptı bunu sana, noldu?" "Abla bir sakin ol ya bir şey yok. Senin o gurur duyduğun kadın yaptı. Meydan dayağı yedim." dedim o çatılı kaş düzeldi, ateş püsküren ağız kapandı sanki az evvel yerinden fırlayan o değil gibi usul adımlarla yeniden masasına döndü. "Benden istediğiniz bir şey var mı Pars Bey?" "Niye hâlâ sizi kovmuyorum bilmiyorum Betül Hanım." "Anladım, ben ilk yardım malzemelerini getiriyorum efendim." Kafamı iki yana sallayıp odama geçtim, bu kadın gerçekten bir gün başka bir kadına beni bile yem edebilir. Uzman görüşüm kadınlara karşı daima mesafeli olun!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD