Olaylı Organizasyon!

1919 Words
Asya Nerde abidik gubidik iş var beni buluyor ya vallahi anama diyeceğim bana bir kurşun döktürsün. Bence ben nazara geliyorum. Boynuma da at nalı kadar nazar boncuğu takayım bakanın direkt kafasını yararım. İyi olur. Günlerdir götümü yırtıyorum haber yapacağım diye evin yolunu unuttum. Kâh trafik kazası haberi geliyor oraya gidiyorum kâh bir hırsızlık vakası oluyor başka yere ama yine de aynalı kemere kendimi beğendiremedim. Her habere bir bahanesi var osuruk kafanın. Ne muhabirliğimi beğeniyor ne köşe yazarlığımı. Evet gazetede aynı zamanda köşe yazarıyım. Haftada bir gün ben yazıyorum. 2 tane cillop gibi yazı yazdım. Gazetenin web sayfasında en çok okunanlardan biri oldu herif bu olaylara çok dalma başın ağrır diyor. Abi sen kasapta mı yaptım tahsilini. Lan nerde bizim acar gazetecilik, gözü karalık. Ben yapmayım sen yapma kim yapacak bu haberleri. 2 hafta üst üste birilerinin hoşlanmayacağı konuları işledim. Birinde çağın belası adrenochrome* ki bana göre sadece vahşet değil aynı zamanda bu bir dram! İnsanlık dramı.. Diğeri ise depremde kaybolan çocukların akıbetiyle ilgili haber. Ben yazmayım sen yazma kim yazacak.. Sinirlerim tavan yani anlayacağınız. Yine de kusura bakmasın ben bu konuların peşini bırakmam. Tatlı su gazeteciliği onların olsun. Yolsuzluk yapan siyasetçileri de yazacağım, çocuk işçileri de, çocuk gelinleri de.. Susturmanız için öldürmeniz lazım da laaan çok güzel karıyım ben öldürmezseniz fana olmaz. Azıcık gözümü korkutabilirsiniz ama ne bileyim topuğuma falan sıkabilirsiniz, ses etmem o kadarına artık. Racon biliriz bir yerde. "Nerden biliyorsun raconu Asya, izlediğin dizi filmlerden mi?" "Yok Cevriyeciğim aklımda seninle ilgili dolu dünya fantezi var, ordan biliyorum." "Hah.." Bu karıyı bir gün küt diye öldürüvereceğim o zaman görecek gününü. Neyse onu düşünmeden günlerdir hafta sonu yapılacak organizasyona hazırlık yapıyorum. Davete katılacak şişirilmiş iş adamlarının hepsiyle ilgili kıyıda köşede kalmış efendime söyleyim hasır altı edilmiş haberleri topladım. Kaçına soru sorma şansım olur bilmiyorum ama soru sorabileceklerimi azıcık kızdıracağım. Kelaynak da beni adam gibi haberlere yollasın napim. Benim suçum mu yani. Hiç işte. Ben bütün haftayı bu şekilde geçirdim tabi bu arada hafta içi bir gün de gülen bacının yerine gittim. Elbiseyi teslim etmek için ama elbise de na bu kadar yırtık var. Yine de şöyle sağlamından ciğerlerime bayram ettiren bir nefes aldım. "Merhaba." "Merhaba hoş geldiniz." "Hoş gördüm." "Elbiseyi mi getirdiniz?" "He ya. Çok güzel elbiseydi bayıldım gerçekten." Gülümseyerek elimden aldı. Elbiseyi çıkardı askıya astı, pür dikkat bakıyorum tepkisine. Sonra döndü bana. "Hmm sanırım ufak bir sorun var." "Yani sorun bile denmez mini minnacık bir kusur." "Yaklaşık 20 cm?" "Di mi di mi görünmez kaza işte." "Hanımefendi sizi dinliyorum." "Haa şey oldu ben davete gittim, Allah'ım nasıl güzelim, nasıl harika oldum dönen bir daha bakıyor öyle böyle değil böyle saç baş makyaj falan da of of bir içim suyum. Bir de boyum da uzun ya ımmm nefisim nefis.." Kadın kollarını bağladı göğsünde bir ayağıyla da yere ritim tutuyor ama beni de dinliyor sağ olsun. "Ama işte elbise kırmızıydı ya sen meğerse boğa güreşi varmış, abooo boğa matadordan kaçınca sırtına da oku yedi aman aman yürek dayanmaz nasıl kötü durumda, hah işte ben de böyle salına salına yürüyorum arabama doğru aa boğa sen beni gör böyle kıpkırmızı beni bir kovaladı aman yarabbi beni bir kovaladı o ara kütedenek diye yere düştüm o arada cağğnım elbise yırtıldı." "Boğa güreşi, İstanbul'da?" "Ya ya sormayın sormayın, İspanya neyinize yetmiyor değil mi..." "Asya sen sadece mal değil aynı zamanda salaksın." "Cevriye dinime imanıma seni boğalara yem ederim." "Salak!" Kadın derin bir nefes aldı. "Hanımefendi elbise zarar görmüş ve anlattığınız şey sanki pek inandırıcı değil gibi." Kibar kadın tabi, bu kadar mal bir hikayeyi bir sen götünde uydururdun demiyor. "İyi başladım aslında di mi?" dedim gülmeye başladı. "Dikiş yerinden açılmış sorun etmeyeceğim bu sebeple, ben elden geçirebilirim ama size bir tavsiye vereyim izninizle." "Tabi tabi" diyorum ama ayaklarım yere basmıyor uçuyorum mutluluktan. "Siz yalan söylemeyin olur mu?" Cevriye kahkaha atmaya başladı buna da zaten benim rezil oluşlarım lazım! "Iıı evet teşekkür ederim tavsiye için" dedim ayaklarım götüme vur vura çıktım butikten kadın fikrini değiştirir falan neme lazım.. Bu yalan işini de bir hakkıyla kıvırsam var ya tozunu dumana katarım bu alemin ama olacak olacak.. Elbise mevzusundan da yara alamadan kurtulunca şükür ki sadece organizasyona odaklanabildim. Bu arada da ayakkabı ve çantayı ikinci el sitesine koydum birkaç teklif geldi, hadi inşallah satılırsa o parayı da ezeyim bir güzel. Birkaç günü daha başımdaki dumanlarla atlattım ki nihayet kutlu gün geldi. Çektim kot pantolonumu üzerime boğazlı bir kazak kaşe bir de kaban giydim kapıda götüm donacak çünkü biliyorum. Gerçi Kelaynak şık ol diye belki yüz milyon kere söyledi ama gelsin de o olsun şık Şubat soğuğunda! Paşazadelerin dışarıda görüntülerini al birkaç soru sor cart curt en az 1 saat sonra girebileceğim içeri. Hazırlandım gelinciğe binip çıktım evden. Organizasyon Şişli'de çok güzel bir mekanda yapılacaktı ben de hemen geçtim oraya. Geleceklerin geçişine mani olmayacak şekilde bizler için ayrılan kısıma geçtim, benim gibi birçok muhabir ve kameraman vardı. Çok geçmeden de iş adamları ve iş kadınları gelmeye başladı. Hepsi bir bir salınıyor yanlarında cillop gibi partnerlerle. Gözümün tuttuklarına bir iki soru sordum ama özellikle beklediklerim var hele gelsinler de azıcık da ben eğleneyim.. Derken işte bir tanesi görünrü, içimdeki zilli bir kıkırdadı ama mani olamıyorum kendime. Bir iki muhabir soru sordu ben boyumun avantajınıda kullanarak hemen daldım mevzuya en arkada kalsam da görünüyorum çok şükür. "Servet Bey geçen ay hakkınızda çıkan kara para akladığınız ile ilgili konuda ne söylemek istersiniz?" Adam profesyonel durmaya çalışıyor ama benden kaçmaz bozuldu, oh da canıma değsin! "Burası bu konuların yeri değil zaten gerekli açıklama yapıldı." dedi ağız ucuyla ama Asya bu peşini bırakır mı hemen daldım tekrar. "Bir açıklama yapılmadı efendim, sadece bizim her şeyimiz kayıtlı ispatlı dediniz ama herhangi bir belge yayımlanmadı." Bir iki kem küm yaptı ama vallahi zevkten dört köşeyim. Sonra sanki ben soru sormamışım gibi herkese iyi akşamlar arkadaşlar diyerek girdi içeri ama o arada da yanındaki adamın kulağına bir şey söyledi. "Bu kadını susturun" gibi bir şey demediyse hiçbir şey bilmiyorum. Onun arkasından yine yollarını dört gözle beklediğim bir başkası geldi. Yine önden bir kendisini övmesine izin verdim sonra baaamm. "Rıza Bey geçtiğimiz hafta 16 yaşındaki bir ÇOCUĞU taciz ettiğiniz haberleri çıkmış ardından göz altına alınmıştınız. Süreç nasıl işledi efendim bugün davete katılabilmişsiniz." "Davete katılabildiğime göre aklanmışımdır değil mi?" "Yalnız o kız çocuğu çıkıp ağır tehdit altında olduğunu söyleyip reis lakaplı kişiden yardım istedi en son. Bu konuda ne diyeceksiniz." Adam şaşkınlıkla baktı bana, mal o kadar mı haberin yok? "İstedikleri kişilerden yardım isteyebilirler arkadaşlar ben masumum zaten bu da ispatlandı" dedi yine kaçar adım girdi içeri. Nah ispatlandı, o çocukla bizzat röportaj yapacağım görürsün sen kart zampara. Kıkırdıyorum ben ama diğerleri hayretle bakıyor bana. Ben de onlar gibi tembihliyim elbette, şunları sor bunları sorma diye ama o zaman bir farkım kalmaz sizden canlarım! Birkaç kişi daha geçti onlara ilişmedim, edebiyle çalışana laf ediyor muyum hiç Allah Allah. Ancak sonra bütün muhabirler hareketlendi, gecenin en ağır toplarından biri geldi. Esat Zemheri Yiğiter. Ben de hemen önlere geçtim, ona da sormam gerekenler var. Yalnız bir şey söyleyeceğim bu adamın kızdığım tarafları olsa da aşırı karizmatik. Herif 65 yaşında ama bu nasıl bir karizma. Of yani! Cevriye kendisine pek bir hayran. İndi arabasından her zamanki vakur tavrıyla yanında da karısı. Karı da karı ama ilik gibi valla. Maşallah. Çok güzel bir kadın ve şaşırtıcı bir şekilde çok mütevazı ve hayırsever.. Vardır onun da bir bit yeniği ama şimdilik bulamadım! Millet birkaç soru sordu adam kimseyle göz teması kurmuyor soru cevaplarken muhabirler de onu bırakmak istemez gibi sorunun biri bitmeden diğeri geliyor ama yeterse yeter deyip höykürdüm. "Zemheri Bey kızınız Gülçin Hanımın adı yeraltı dünyasında bir isimle yazıldı bununla alakalı bir yalanlama yapmadınız efendim. Söylenenler doğru mu?" Bana bir baktı Allah canımı alsa da küllerimi Nil Nehrine savursalar dedim ama çekmedim gözlerimi.. "Ne zaman çıktı böyle bir haber?" Hadi lan bilmiyor olamazsın! "2 gün önce." "Tamam ne söyleme gerekiyor?" "Doğru mu efendim?" "Bunun yılın iş adamları organizsasyonunda konuşulması kime ne fayda sağlar, siz magazin muhabirisiniz sanırım ve yanlış yerdesiniz.." "Ben özgür basınım efendim, kamuoyunu meşgul eden her konuda soru sormak hakkım." O bir şey söyleyecekken karısı konuştu. "Elbette hakkınız ama benim kızımın bir ilişkisi varsa bu kamuoyunu neden ilgilendirsin? Siz özgür basın olarak ülkemizin sorunları olan daha önemli konulara eğilirseniz eminim herkes daha memnun olur. Kızlarımın özel hayatları kimsenin ilgi alanı olmayacak kadar sıradan merak etmeyin." Lan kadın o kadar nazik ki size ana diyebilir miyim ühü ühü ühü yapacağım şimdi. Yalnız karısı konuşurken Zemheri Bey öyle aşka baktı ki karısına yemin ederim ben bile eridim. "Anladım Gülce Hanım teşekkür ederim" dedim o da gülümsedi. "Hepinize iyi akşamlar, dışarısı çok soğuk lütfen dikkat edin" dedi girdi içeri. "Ayyy ne kadar da tatlı bir kadın" "Cevriye kadın kibar kibar oydu az önce beni!" "Dibine kadar hak ettin çünkü." Gözlerimi kapatıp açtım yalnız kadın şık mat etti beni, hoş yendi, sağlam üttü!!! Bozuntuya vermedim tabi hâlâ birileri geliyor zıkkım olsunlar kesilmedi arkası, götüm dondu ama sonra ağır toplardan biri daha geldi. Ali Pars Yiğiter. Bu az evvel beni tuş eden çiftin psikiyatr oğlu aynı zamanda bir ilaç şirketi var. O geceye yalnız katıldı. Bir de Kenan Kurt Yiğiter var bunların diğer oğlu ama o yurt dışındaymış bu sebeple katılmayacakmış. O da geçti kameraların karşısına herkes bir iki soru sordu ben de tam hazırlandım soracakken yanıma 2 kişi geldi. "Hanımefendi bizimle gelir misiniz?" Baktım takım elbiseli 2 adam. "Siz kimsiniz?" "Şikayet var hakkınızda davet alanına girişiniz yasaklandı." "Sebep?" "Misafirlerimiz rahatsız oldular." "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar zaten." "Lütfen zorluk çıkarmayın" dedi koluma dokunmak gibi bir gaflette bulundu bir tanesi bir geçirdim bunun suratına. "Sen kim bana dokunmak kim yavşak?" dedim ama hırsımı alamadım buna üst üste vurdum diğeri ayırmaya çalışıyor o arada ortalık karıştı bizi çekiyor herkes. Haber oldum iyi mi, ben seri şekilde çalışırken bir ses geldi. "Hanımefendi bırakın adamı?" "Siktir git lan godoş" dedim ama kimseyi görmüyor gözüm. Birden biri beni belimden tuttuğu gibi kaldırdı döndüm Pars Bey. "Bırak lan sikerim belanı." "Sakin olun yardımcı olmaya çalışıyorum." "Yürü git yavşak" dedim ama o aşırı sakin. Kıl herif! "Buyurun içeri geçelim." "Pars Bey efendim hanımefeninin girişi yasaklandı." "Ben içeri buyur ediyorum, yasaklayabiliyorsanız buyurun yasaklayın" dedi vay taşaklarına beton yetmez. Adam bana bakınca buna el hareketi yaptım hani şu şak diye ses gelenlerden. Pars denen adam kısık sesli bir kahkaha attı ama karşıdaki adam bozuldu. İyi oldu sana moron. Ben onunla içeri girerken yanındaki bir adama söylediğini duydum. "Tartışma başladığı andan itibaren hiçbir haber kanalında ya da gazetede haber olmayacak." "Emredersiniz efendim" dedi diğeri. Yalnız o merdivenleri bir çıkıyorum değme assolistlere taş çıkartırım. Hemen role girerim valla çok güzel salon kadını olur benden.. İçeri girince beni bir odaya aldı bu Pars.. "İyi misiniz?" "İyiyim, eyvallah taşaklı adammışsın da ne demeye alıyon herifin üstünden beni daha feleğini şaşıracaktı o piç?" Yeniden güldü dediğim lafla, şuan şirazem kaydı birader küfürsüz konuşamam! "Bir kadın olarak fazla küfretmiyor musunuz?" "Hah bir küfür kaldıydı kadına hak görülmeyen o da oldu." "Hak görüyorum demeyelim ama kadınlar küfürle kirlenmeyecek kadar özel kişiler." "Yav he he sikmişim özeli. İnsanların mayası bunu götürüyor" dedim hâlâ çok sinirliyim sen kimsin de bana dokunuyon la. Tövbe töve.. "Stres anında sürekli küfür mü edersini?" "Evet stres anında, kavga anında mutlu anımda küfrederim beyefendi mahsuru mu var?" "Kaprolali* hastasısınız değil mi?" Gözlerim kocaman oldu, lan alnımda raporum mu yazıyor. Benim şok olmuş halime bakınca gülümsedi. "Mesleki deformasyon diyelim." "Her neyse, sağ olun yardım ettiğiniz için" dedim ama sesim götümden çıkıyor herif 2 dakikada röntgenimi çekti resmen. "Rica ederim" dedi başka bir şey söylemeden geçti içeri. Kesin bunun babası yolladı o herifleri benim başıma, ben de içeri girince onu köşeye sıkıştırmaz mıyım ama!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD