"Sen Reşit oğlu Zinar, Süleyman kızı Delal'i eşin olarak kabul ediyor musun?" İmamın sesi, konağın loş ışığı ile aydınlanan odasında yankılandı. Üç defa sordu bu soruyu. Zinar her seferinde derin bir nefes alıyor, tıpkı Ağrı'nın dik yamaçlarını tırmanır gibi zorlanarak cevap veriyordu: "Evet." Tek bir kez bile yüzüme bakmadı. Başım önümde eğik, bu kayıtsızlığına içim isyan ederken, imam sözü bana çevirdi: "Sen Süleyman kızı Delal, Reşit oğlu Zinar'ı kocan olarak kabul ediyor musun?" Yutkundum. Başımı kaldırıp Zinar'a baktım. Başı hâlâ önünde eğik, gözleri imamın önündeki nikah defterine kilitlenmişti. Cevap vermek yerine, çatlak bir sesle: "Zinar, ne olur yüzüme bak..." dedim. Kirpikleri titremese, karşımda taştan bir heykel olduğunu sanacaktım. İmam sabırla sorus

