Zinar, Ağrı'dan ayrılalı tam altı yıl oldu. Delal'i son gördüğüm o an, taze bir yara gibi hâlâ kanıyor içimde. Reber'in onu belinden kavrayıp ata bindirdiği o sahne, zehirli bir sarmaşık gibi sarmıştı beynimi. Öyle ki, bir gece sayıklayarak uyandığımda, ellerimde tuttuğum Gule Delal çiçeği zincire vurulmuştu. Ağrı'nın karanlık zirvelerinde, kökü toprakta olduğu halde solup gidiyordu. Bıçağımı çektiğimde, ucunda kan damlaları parlıyordu. Nasıl bulaşmıştı oraya, hâlâ bilmiyorum. Çiçeği heybeme koyarken bile, kumaştan sızan kırmızı damlalar gözlerimi yakıyordu. Yataktan fırladığımda, ter içinde kalmıştım. İlk aklıma gelen, "Delal'in başı dertte mi?" sorusu oldu. Sonra Elmas'ın fısıldadıkları, Reber'le yaşananlar... Dişlerimi öyle sıktım ki, çenem ağrıdı. "Ne hali varsa görsün!" diye homurda

