Aurora’nın bedeni, Viktor’un kolları arasında yavaşça yükseldi. Sanki yerçekimi artık onun için bir engel değildi; havada asılı kaldı, kızıl saçları rüzgârsız bir esintiyle dalgalanıyordu. Tenindeki renk değişimi artık tamamlanmıştı. Soluk pembelik tamamen kaybolmuş, yerini derin, canlı bir kırmızıya bırakmıştı. Bu kırmızı, kanın içinden süzülen lav gibi parlıyordu; her damarda, her gözenekte minik ateş damarları kıpırdanıyordu. Derisi artık sadece deri değildi. Yer yer ince, parlak pullar beliriyordu. Önce göğsünde, kalp atışlarının tam üzerinde başladılar. Her vuruşta bir pul daha sertleşiyor, kenarları keskinleşiyor, obsidiyen siyahı ile yakut kırmızısı arasında titreşen bir renk alıyordu. Pullar yavaş yavaş yayıldı; boynuna doğru tırmandı, omuzlarını kapladı, kollarından aşağı süzüldü.

