Abim yanımda bitmişti anında, "Az biraz sakin olalım Boran hallederiz şimdi babam belli ki öfkesine yenik düşmüş değil mi baba?" Diye sorunca, "Ben hiçbir şeye yenik düşmem." Dedi bile bile Boran'ın damarına basmak isteyen babam. Ona gözlerimi belerterek baktım dursun diye ama hissetsede bakmadı bana.
Dişlerini birbirine öyle bir geçirdi ki Boran çenesiyle birlikte kıracak sandım. "Bana bak Kalender Ağa." Dedi bastıra bastıra. "Aha burada sık kafama öldür zerre umurumda olmaz ama... Ama kimse benim karımı benden alamaz bugüne kadar sırf o istedi diye bıraktım burada ama bundan böyle yüzünü bile göstermem sana. Bu son hamleyi yapmayacaktın bana!" İki adımda yanımda bittiği gibi kolumu tutarak yanına çekti. O kadar şaşkın ve korkuyordum ki ne yapacağımı bilmiyordum ve şansa bak ki elim ayağımın yavaş yavaş boşaldığını başımın da dönmeye başladığını farkettim.
Klişe dizi sahnelerinde ki gibi bayılmalara falan gelemezdim kesinlikle benim kocam bebek haberini böyle öğrenemezdi bizzat benden duymaya hakkı vardı. Ancak gözüm kararınca zaten bedenine yaslı durduğum adamın koluna sarıldım. Tabi o bu sarılmayı onu durdurmak için yaptığımı falan sanıyorsa yanılıyordu.
Neyseki toparladım kendimi biraz olsun.
"Boran lütfen sakin ol birbirimizle zıtlaşarak bir yere varamayız oturup konuşalım insan gibi." Pare'nin boğuk sesi yavaşça düzelince kendime gelmiştim iyice. Boran'ın kolu ellerimden kurtulup karnıma dolanınca beni göğsüne çektiğini farkettim, sert göğsünü sırtımda hissediyordum ve sıcaklığına kafa yoracaktım ki Boran'ın gür sesi girdi araya.
"İnsanlığı mı kaldı bu işin Pare!" Diye bağırınca, "Bağırma ulan karıma yükseltme o sesini bir daha yoksa dikerim görürsün!" Ufak bir sansür uygalaması gözümden kaçmadı, Pare hemen abimin koluna girip onu uyarmıştı ve abim ona döner dönmezde anında yumuşamış gevşemişti.
"Senin karınsa benimde kardeşim lan hayırdır!"
Abim anında yine öfkelenerek, "Bende bağırayım mı karına?!" Diyince Boran beni daha da sıkıp, "Denede gör bak ebeni tersinden!" Dedi.
Jiyan amcamın Leyla yengemin omzuna kolunu atarak kendine çekmesi ve, "Bırak o hint dizilerini de bunları izle başka yerde bulamazsın gülüm bunlar gibisini." Diyişini hayretle izlerken sinirle bu sefer ben dayanamayarak çıktım hemen Boran'ın kollarından.
"Hepiniz bir durur musunuz!" Diye bağırdım.
"Kursuma geç kalacağım rica etsem şu sahneleri biraz hızlandırabilir miyiz hayır kaçırmakta istemiyorum sizi." Diyen Fisun'a şokla baktım. Yahu bir kişi bile mi akıllı çıkmazdı.
"Merak etme geç kalmazsın ben bırakırım seni." Bu seste hiç beklemrdiğim birinden gelince ona döndük. Adar üzerindeki üniformayla konağa giriş yapıyordu. Adar, Kubar amcamı görünce pot kırmış gibi boğazını temizledi öksürerek. "Yani babanda izin verirse ben bırakırım yolumun üstü zaten kursun." Fisun'u belkide ilk defa böyle utançtan kıpkırmızı görmüştüm. Demek Fisun'da da ar, edep, utanma duygusu vardı ha. Vay be.
"Sen kızımın kursunu nereden biliyorsun evlat, hayırdır." Diye birden bomba gibi bir soruyu soran Kubar amcam oldu.
Koskoca komutan eliyle ne yapacağını bilmez gibi ensesini kaşıyınca gözleri beni bulmuştu yardım et dercesine. Hah! Tüm dertlerimi hallettim de sen kaldın zaten. "Benimde kursum orada ya amca beni bırakmıştı bir kere oradan biliyor." Dedim sabırla.
"Başlayacağım şimdi kursunuza!" Diyerek girdi öfkeyle Boran araya. Bileğimi kavradı sıkıca. "Yürü gidiyoruz hemen."
"Gece hiçbir yere gitmeyecek Boran Ağa!" Diyerek engel oldu babam yine bu sefer ben sinirle baktım ona.
"Konuşmuştuk ama baba?" Diye sorarken vazgeçtim demesinden ölesiye korktum. Ancak o ağzını açacakken bu defa ilk katın balkonunda bastonuyla duran babaannem girdi lafa, annemde hemen yanındaydı ve ilk defa onu bu şekilde derbeder görmüştüm.
"Yeter Kalender sustum sustum ancak fazla oldu bu kadarı!" Diye bağırınca herkes suspus oldu çıt dahi çıkmadı kimseden. "Gece'nin bizde hakkı çoktur ne yapsak ödeyemeyiz bu işte suçlular bedelini bu dünyada ödedi kalanları öteki tarafta ya da burada Allah halleder ancak daha fazla torunumun bir damla olsun üzülmesini istemem artık! O bu iş bitsin diyorsa biter gelip kendim hesap soracağım derse sorar, o ne derse o olur sende artık otur yerine. Biz mutlu olamadık ama bırakalım gayrı gençler mutlu olsun." İşte ne yaparsa yapsın rahatlıkla affedeceğim tek insanda babaannem oluyordu. Anne babamı bile affetmezken onu afetmemem imkansızdı çünkü o ne yaptıysa yapmış olsun işin sonunda bana göre hareket ederdi, şu üç günde de babam hıncını alıp durulsun diye uzak durmuştu. Şimdi de beni yine karşısına almaktansa yanımda durmayı tercih etmişti.
Annem bize daha doğrusu bana uzun uzun bakıp sonra ruhsuzca geri dönüp odasına gidince içim acımadı değil.
"Hadi onlara benimle gelmek istediğini söyle." Boran'ın çocuk gibi çıkan sesiyle ilk bir saniye ona bakıp tekrar babama döndüm. "Ana bende zaten bu savaşı kızımın hatrına bitirmiştim aha bu damat konağa dingonun ahırına girer gibi girmeden önce!" Diye bağırdı yukarıdaki kadına doğru, siniri annemin halineydi yüksek ihtimalle çünkü morelinin düşüşünü görmüştüm.
Boran'ın şaşırdığını bunları beklemediğini çok iyi hissediyordum. "Ancak bir baba olarakta kızım için en iyisi neyse o olsun diyorum!" Derken bir şeylerin geldiğini hissettim. "Benim kızım her şeyin en iyisine layık bu adamda gidecek ve gelip benim kızımı hakettiği gibi usulüne uygun en baştan isteyecek benden, sonrasında da düğününü edecek hemen hemde en iyisinden!" Diye bağırınca bedenim şokla sarsıldı. Boran'da saşkınlıktan ne tepki vereceğini bilemeyerek kaskatı kesilişini hissettim.
"Nasıl yani Gece'yi mi isteyeceğim zaten karım olan kadınla mı evleneceğim ben?" Başımı çevirerek baktım anında Boran'a. "Başka kadınla mı evlenmek istersin?"
"Yoo." Derken hâlâ kendine gelmediğinin farkındaydım.
"İyi o zaman babam beni sana vermek için yeniden evlenmemizi şart koşuyor işte anlasana?!" Omzundan sarsınca kehribarlarını kırpıştırdı inanamayarak.
"Sizin istediğiniz düğün olsun en iyisini yaparım lan ben!" Diye bağırdı heyecanla birden. Düğüne böyle sevinen bebeği olacağını bilse ne ederdi acaba şimdi patlatsa mıydım bombayı zira Leyla yengem al olup mora çaldı dememek için karşımda. "Zaten tuzlu kahve hiç içemedim içimde ukte kalmıştı." Cidden mi Boran sırf kahve için mi kabul ettin benimle evlenmeyi.
Ciddi anlamda evlenecek miydim yani ben şimdi? Tamam aşırı heyecan verirciydi kabul ama bu doğru olur muydu ki? Kesinlikle hâlâ atamamıştım şoku üzerimden ki Boran bana sıkıca sarılınca bile tepki verememiştim.
"Ben daha birincisi bile yapamadım gece hanım ikinciyi yapıyor." Fisun'un sitemkar mırıldanışına bile tepki veremedim.
"Bebeğim, seni öyle bir alacağım ki aklın hayalin şaşacak yer yerinden oynayacak düğün nasıl yapılır göstereceğim herkese!" Boran'ın sesi biraz olsun beni kendime getirmişti. Kollarına tutundum belkide söylemenin tam zamanıydı öyle afilli hediyelere ya da zaman, mekana ihtiyaç yoktu sevmezdim de zaten bebeğimin haberi tek başına bir sürprizdi.
"Boran." Dedim heyecandan çenem titrerken. Gözlerimin içine parıl parıl parlayan gözlerini dikmişti. "Sana çok güzel bir haberim var aklını başından alacak kadar hemde."
"Daha fazla ne olabilir ki yavrum baban barış imzalıyor, karımla tekrar hayal ettiğim gibi evleneceğim daha ne gibi bir haber verebilirsin beni mutlu edecek?" Gülümsemem manidarca genişleyince gözlerini kıstı.
"Ben ha-"
"HEVDEM!!" diye avazı çıktığı kadar bağıran Merih'le sıçradım. Ayakta bile zor duracak şekilde girmişti konağa. Tam düşecekken Cahit tuttu onu kolundan. Hevdem babamın hemen yanındaydı ve tir tir titriyordu korkudan. "SEVİYORUM ULAN AŞIĞIM SANA AŞIK!" Allah kahretsin işte bugün benim günüm olacaktı ama ya! "HERKES SEVDİĞİNİ ALDI Bİ' BEN KALDIM GEBERTTİNİZ LAN BENİ GEBERTTİNİZ!" Hali çok fena görünüyordu ciddi anlamda dağılmış ve acı içindeydi. "Vicdansızsın Hevdem vicdansız, her defasında beni yakacak kadar vicdansızsın." Hevdem'in gözlerinden akan yaşlar içimi yakmıştı dahası babam her an patlayacak derecede sıkıyordu kendini. Öğrenmeyen kimse kalmamıştı artık ve dahası babam bu ilişkiyi onaylaması yüzde bir ihtimal bile değildi. Barışı bile zor sağlamışken hemde.
••••••Bölüm Sonu••••••