Arkasından bakakaldığım o birkaç saniye, hayatım boyunca tecrübe etmediğim cinsten tuhaf bir sessizlikle kaplandı. Kantinin o uğultulu gürültüsü, Yıldız’ın masaya çarptığı o son buz gibi kelimelerle birlikte tamamen silinmişti zihnimden. "Bu söylediklerinin hiçbiri asla ama asla olmayacak, Baybars." Dudaklarımın kenarındaki o alaycı tebessüm yavaşça dondu, ardından tamamen yok oldu. Gözlerimi, amfinin kapısından çıkıp giden o hırçın siluetinden bir an bile ayırmadım. Gitmişti. Beni o ucuz ahşap sandalyede, masanın üzerindeki kalın hukuk kitabımla baş başa bırakıp arkasına bile bakmadan çekip gitmişti. Bugüne kadar etrafımda pervane olan, tek bir bakışımla yatağıma girmek için can atan kadınların aksine; o benim fısıltılarıma öfkeyle, meydan okuyarak karşılık vermişti. Gözlerindeki o

