Akgün’le mutfağa geçerken başımda binbir soru vardı. İçimdeki huzursuzluk, Mısra’nın gelişiyle birlikte başka bir boyuta taşınmıştı. Erdinç’in verdiği o tepki… Mısra’nın sessiz ama sert hali… İçimde bir yumru gibi oturmuştu her şey. Akgün’ün bana uzattığı sandalyeye oturdum. O ise tezgaha yaslandı, kollarını göğsünde birleştirmişti. Bakışları beni inceliyordu ama ben doğrudan sordum. “Ne oluyor Akgün? Mısra neden burada? Ve Erdinç neden bu kadar… afalladı?” Akgün dudaklarını ısırdı. Konuşmak istiyor gibiydi ama kelimeleri toparlayamıyor gibiydi aynı zamanda. Tam ağzını açacaktı ki, telefonum çalmaya başladı. Başımı çevirdim, ekrana baktım. Balım. Kalbim sıkıştı. Kaç gündür ona hiçbir şey söylememiştim. Telefona uzanıp açtım. “Balım…” dedim hemen. “Çağla!” dedi bir çırpıda. “Sen ner

