Hastanenin arka tarafındaki küçük bankta oturuyordum. Gecenin soğuğu bile içimdeki yangını söndüremiyordu. Ellerimi başıma götürdüm, parmaklarım saçlarımın arasına gömüldü. Başımı eğdim. Kafamın içi uğultu doluydu. Sessizlik her şeyi bastırıyordu ama içimden bir türlü susturamadığım düşünceler vardı. “Çağla…” Gözümün önüne baygın hali geliyor. O an kucağımdayken başı ne kadar düşüktü, dudakları ne kadar solgundu… Kalbim hâlâ onun kokusunu taşıyordu. O anı içimden atamıyordum. Birden yanımda bir ses duydum. “İyi misin?” Erdinç. Başımı hafifçe kaldırdım. Ona bakmadım ama sesimi zorla çıkardım. “Ne kadar iyi olabilirimse… o kadar iyiyim işte.” Yanıma oturdu. Bir süre konuşmadı. Sonra sessizliği bozdu. “Polisler araştırıyor. En kısa sürede çıkar ortaya.” Omuzlarım düştü. Derin bir iç

