Tam “Boşanmak istiyorum,” dedikten sonra bir anda gözüm kaldırıma takıldı. Bir çift göz. Beni izliyordu. Donakaldım. Yutkundum. Abimdi. Oradaydı. Bana bakıyordu. Direkt… Bana. Nefesi içime çekerken elim istemsizce titredi. Ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilemedim. Akgün hâlâ yanımdaydı. Gözüm, onun eline kaydı. O da fark etmişti. Elini yavaşça, temkinli ama korumacı bir tavırla elime koydu. “Bir şey mi oldu?” diye sordu. Sesi alışık olduğum o yumuşaklıkta değildi. Sertti. Tedirgindi. Korkuyla karışık bir gerginlik… Başımı kaldırdım, gözlerim onun yüzüne takıldı. Ama o… o bana değil, hâlâ abime bakıyordu. Bir saniye bile ayırmadı bakışlarını. Yüzündeki ifade… nefret, buz gibi bir öfke, sanki az sonra kıyamet kopacakmış gibi bir soğukluk. Tüm vücudu gerildi. Fısıltıyla seslendim

