Tam o an… Kapı tıklatıldı. Akgün dönüp sertçe, “Gel!” dedi. Alev’in bir adım daha atmasıyla içimdeki panik yeniden baş gösterdi. Bir an bakıştık. Sessiz ama çok şey anlatan bir andı bu. Üzerime devrilen o bakışı hâlâ iliklerimde hissediyordum. Elleri belinde duran Alev, göz ucuyla bana bakarken bir şey söylemeden içeriye süzüldü. Ben de hemen toparlanıp, “Neyse… ben aşağı ineyim,” dedim, sesim sanki odanın içinde yankılandı. Akgün, gözlerini benden ayırmadan, “Bekle Çağla,” dedi ama ben çoktan birkaç adım geri çekilmiştim. “İyi olur… inmem,” dedim ve arkamı dönüp hızlı adımlarla kapıya yürüdüm. Elim kapının koluna uzandığında hâlâ kalbim karnımda çarpıyordu. O an Alev’in sesi tekrar duyuldu. “Biz de seninle şu şey hakkında konuşalım,” dedi Akgün’e, sesi oldukça sakin ama belirgin bi

