Yeterdi artık, toparlanması lazımdı. Yenilenmesi lazımdı. Zihin yorgunluğu Zöhre’yi mahvetmişti. Ellerini yüzüne götürüp sıvazladı, ellerini siyah saçlarına geçirdi, arkaya attı. Oturduğu yerden kalkıp pencereden dışarı baktı. Nereye gitmişti bu adam? İki gün demişti, iki haftadır yoktu. İçine düşen sızı artık Zöhre’yi yoruyordu. Acaba kadına mı gitmişti? Bir başkasının tenine mi dokunmuş muydu ki? Gözlerinin önünde başka bir tene dokunduğunu düşünmek içini kaynatıyordu. Bu duygu da neydi böyle? Arkasını dönüp çizdiği resme baktı. Bir çift siyah göz... İçini hem delecek hem de hapsedecek cinstendi. "Ah Tahir, ah... Huzuruna nasıl alıştırdın beni? Her gün göğsünde sarıp sarmalaması, içimde tarifsiz bir mutluluktu. Beni içine çekiyordu. Sonuçta anlamak lazımdı, o bir erkekti. Sonuçta sevgil

