SÜLEYMANDAN ; Yola çıkar çıkmaz şehre vardım. Kafamda hâlâ Behice’nin anasına söyledikleri dönüp duruyordu, yankısı kulaklarımda çınlıyor gibiydi. Ne demek, yüklü de olsam, elimde çocuğumla da gelsem, kabul eder misin? O düşüncelerle işlerimi halledip depoya uğradım; her şey yolunda mı diye kontrol ettim. Rutin koşturmaya daldım ama asıl mesele hâlâ önümdeydi. Telefonu elime alıp adamlarımdan birini aradım. “O evi satın,” dedim kısaca. karşı ne demek istediğimi anlayıp tamam ağam dıyerek telefonu kapattım. İçimde bir şey çözülmüş gibi oldu, boğazıma düğümlenen öfke biraz gevşedi. Bu gece için hazırlattığım dağ kulübesine, en güvendiğim adamımın eşiyle beraber gönderdim. Yüzümde piç bir sırıtış belirdi. Bu defa kaçamayacaksın. Kimse de gelip o kapıyı çalamayacak, diye geçirdim içimden.

