Her duvarın arasında sırlar, her sınırın ardında suskunluk vardı. Süleyman’ın gözlerinin önünde, "sevdalım" dediği kız, köylerine gelen mühendisle ne kadar ileri gitti, anlayamadı. Ortada bir ölü vardı. On yedi yıldır pusuda bekleyen bir sapık… Herkesi, her şeyi boşlamıştı artık. Sadece karısını istiyordu. Bugün kalbini yokladı. Zöhre gerçekten güzeldi. Saçları, dik burnu, yüzünün masumluğu… Gülünce gözleri ışıldıyordu. Süleyman, onun mühendisle el ele tutuştuğunu gördüğünde içinde bir şeyler kırılmıştı. Neydi şimdi bu? Hani sevdan nerede, Süleyman Ağa? Kendini yokladı. Aklında hâlâ Behice’nin gamzeleri dolaşıyordu. Kalbinde ise bomboş bir çukur vardı. Sanki zehirli bir yılan kalbinin etrafında dolanıyor, sinsice süzülürken içinden çıkmış gibi garip bir ferahlık hissediyordu. Başını elle

