Bu sahil kenarının anıları o kadar neşeli, mutlu ve güzeldi ki; aklıma gelince bile mutlu olmama sebep oluyordu. Eskiden buraya geldiğimizde; Fısıltı'yla, deniz olduğumuzu hayal ederdik. Fısıltı denizleri çok severdi. Ama şimdi her buraya geldiğimde aklıma Fısıltı geliyordu. Yanımda olmayan, beni bırakan Fısıltı...
Boynumdaki Ay şeklindeki kolyeyi çıkardım. Avcumda ki Ay'a baktım. Fısıltı'nın hediyesi...
'Ay geceyi temsil eder. Bu yüzden bu kolyede seni temsil ediyor Gece.'
Aklıma gelen sözlerle gülümsedim. Ne kadar ince düşünmüştü. Saat gecenin üçü, geceleri her yer sessizdir. Tek ses, rüzgarın fısıltıları olur. Belki de bu yüzden ben 'sessiz Gece'ydim' geceler sessiz olduğu için.
Sesimin çıkmaması benim suçum değildi. Veya konuşmak istememek. Ben sadece Fısıltı'yla konuşurum. Çünkü o beni anlayan, gerçekten dinleyen tek insandı.
Kimse anlamadı beni, neden konuşmadığımı. Ama o dilimden cümleler dökülmesede beni duydu. Gözlerimi okudu, gözlerimle anladı ne demek istediğimi. O beni doktor doktor gezdirmedi anlamak için, o benim doktorum olmaya çalıştı.
Başarmıştı da...
Ama vazgeçti demek ki, bıraktı gitti beni. Bugün tam on yıl oldu. Fısıltı'nın en çok sevdiği yere dönerek haykırdım.
"Bugün sensizliğimin onuncu yılı Fısıltı. Sen bugünde yoksun." Dolan gözlerimle, dalgaları kıyıya çarpan denize baktım. "Hani söz vermiştin ya?" Denize sırtımı dönerek bağırmaya başladım. "Yar ellerin nerde?"
Tekrar denize döndüm. "Hani en sevdiğin şarkıydı ya Fısıltı." Ayaklarımın altında ki kumlara vurup diz çöktüm. Ellerimi iki yana açıp, gökyüzüne bakarak tekrar tekrar haykırdım.
"Bugün gidişinin onuncu yıl dönümü. Ben yine gizli yerimizdeyim. Ben yine buradayım Fısıltı." Sağ elimi kalbimin üzerine koyarak vurmaya başladım. Sol elim hâlâ ağaçlara doğru uzanıyordu. "Ama üzülmüyorum biliyor musun Fısıltı. Çünkü," elimi daha da sert vurmaya başladım. "Çünkü sen buradasın Fısıltı."
Ellerimi dizlerimin üstüne koyup, bağıra bağıra ağlamaya başladım.
'Sana söz veriyorum Gece, olurda bir gün ayrılırsak. Birbirimizi hep burada bekleyelim. Ölmediğimiz sürece buraya gelmeye çalışalım.'
Tekrardan başımı uçsuz bucaksız göğe kaldırdım. "Ben buradayım Fısıltı, sen neredesin? Göremiyorum, yoksun!" Bağıra bağıra ağladım orada. Her yıl olduğu gibi.
Ben Sessiz Gece; Fısıltısı'nı da kaybetmiş. tamamen sessizliğe, karanlığa gömülmüş; Sessiz Gece...