Bir çocukluk aşkı...
-------
"O yapmadı, ben yaptım." şaşkın gözlerimi Fısıltı'ya çevirdim. Şimdi benim yüzümden dayak yiyecekti.
Sesimi çıkaramadım. Eğer 'hayır ben yaptım.' deseydim, ikimizide döverlerdi. Fısıltı buna çok kızardı.
"Seni küçük şeytan! O defter nerede?" Sezgi, Fısıltı'yı azarlarken; susmaktan başka çarem yoktu. "Yandı." diye sessizce konuştu Fısıltı. Sezgi öfkeyle Fısıltı'ya sert bir tokat attı. O tokatın acısını çok iyi bilirdim.
"Hayır yapma!" çaresizce çıkan sesimle Sezgi bana döndü. "Konuştun," dedi şaşkınlıkla. "Gece, çocukların yanına git. Bunu konuşacağız." saçımı okşarken ben Fısıltı'ya bakıyordum. "Ya da dur bunu fırsata çevirelim." Sezgi'ye dönüp baktığımda devam etti.
"Birkez daha konuşursan, Fısıltı'ya ceza vermeyeceğim." Sezgi'nin gözlerine baktım. "Y-ya.." gözlerim dolmuş konuşmak için çabalıyordum. "Hadi Gece, sen konuşuyorsun." elimi tuttu Sezgi.
"Y-ya.. Yap... Ya-yapm-ma." Fısıltı şaşkın gözlerle bana bakarken, Sezgi'ye dönmüş konuşmaya çalışıyordum. "Fısıltı diğerlerinin yanına git." Gözlerinin içi parlayan Sezgi bana bakıp durdu. Konuşmadı.
Elimle 'bende gidebilir miyim' anlamında işaret dili kullandım. Fısıltı konuştuğum için çok kızacaktı.
Diğer çocukların yanına geldiğimde etrafa bakındım. Fısıltı yoktu, arka bahçeye çıkıp; orman yoluna gittim. Birkaç dakika sonra ileride ki kulübeyi görünce içeriye girdim.
"Fısıltı burada mısın?" Külübenin kapısını araladığımda, bana bakan Fısıltı'yı gördüm. "Onunla neden konuştun Gece?"
(◍•ᴗ•◍)
Sessiz Gece'nin, Fısıtı'sı?