MİRAÇ;
2 gün sonra. O günün ardında kos kocaman iki gün geçmişti, bu olaydan artık geri dönüşü olmadığını anladım. aklımda ve yüreğimde başka biri varken, ben nasıl başka biriyle evlenirim.
Bugün yine alışverişe çıkacaktık ve yarın nişan olacaktı. o kız adının Elif olduğunu öğrendiğimde içeriye girdi, genç güzel muhtemelen ondokuz yaşında olmalı.
onu ilk gördüğümde çok farklı bir duygu oldu içimde hissettim, acıma mı desem ne desem bilemedim, emin değilim ama var bu kızda bir şey. isteme gününde bir saniyeliğine bile olsa göz göze geldik ya nefret dolu gözlerimi ona diktim, ama o başını çevirip sohbeti dinledi.
"oğlum haydi gidelim" dedi annem arabaya binerken "anne şebnem nerede. niye gelmiyor" dedim. Annem biraz düşündükten sonra "aaahh hatırladım. arkadaşlarıyla ders çalışacaklar, perşembe günü sınavı mı var ne var" dedi.
Yarım saat sonra çarşıya indik, annemi Melek teyzelerin yanına bırakıp camiye gittim, öğle namazını kılmak için namazımı kılıp bir eski usul kahfeci de oturup annemin aramasını bekledim.
Üç saatin ardından annem beni aradı alışverişleri bitmişti. annemi bıraktığım yerden almaya giderken, bu sefer Melek teyze onlarda ordalardı arabadan inip "nasılsın Melek teyze" diyerek elini öpüp başıma koydum "iyiyim Allah'a şükürler olsun oğlum. sen nasılsın" "iyiyim elhamdulillah teyze"
Melek teyzeyle biraz daha sohbet ettikten sonra arabaya geçtik, onlarıda kendi şoförleri aldı. Fark ettim de Elif ne bana baktı nede sohbetimize dahil oldu.
Eve vardığımızda akşam 19:37 yi gösteriyordu, yemek saati olduğu için odama geçip duş aldım. aldıktan sonra
Yemek odasına geçtiğimde babam ordaydı "biraz daha geç kalsaydın aç kalırdın" ne kadar sakin konuşsada ciddi olduğunu biliyordum.
Yemekten sonra odama gittiğimde telefonuma bildirim sesi geldi. yatağın üzerinden telefonumu alıp mesajın buseden geldiğini görmemle birlikte dünyam başıma yıkıldı.
Telefonu açıp mesajda "miraç nasılsın. seni arayacaktım ama müsait değilsindir diye aramadım" şimdi ben bu kıza ne diyecem, ben başka biriyle nişanlanacağımı nasıl söylerim.
Allahım bana yardım et "Allah razı olsun idare eder. aslında müsait değilim" yazdım "yatsı namazımı kılıp kuran'ı Kerim'i okuyacam sonra konuşsak" mesajı gönder tuşuna basıp gönderdim, zaten abdest almıştım namazımı ve kuranı okuyup yattım.
Sabah gözlerimi açıp allahım bana güç ver dedim. yataktan kalktım banyoya gidip duşumu aldıktan sonra beyaz tişört ve siyah pantalon giyip odadan çıktım.
kahvaltı için yemek odasına geçtiğimde annem her zamanki baş masanın solunda oturuyordu "hayırlı sabahlar Asiye Sultan" dedim "hayırlı sabahlar oğlum" dedi annem "babam nerede anne" "işe gitti. bugün nişan 4 ya o yüzden bugün erken gitti işe" aman yesinler senin nişanını dedim içimden.
Üzerime siyah takım elbise giyip. kapının önünde şebnemin, annem ve babamın gelmesini bekliyoruz, abim ve yeğenimle birlikte annemler geldikten sonra, arabaya binip mahtaran konağına doğru gittik.
Mahtaran konağına geldiğimizde daha hiç kimse yoktu. konağa girip önce Mahmut amcanın elini öpüp başıma koydum "nasılsın Mahmut amca" dedim "iyim oğlum iyim. sen nasılsın" dedi Mahmut amca "iyiyim. Allah razı olsun amca" Melek teyzeye yönelip, eğilip elini öpüp başıma koydum "nasılsın Melek teyze" dedim "iyiyim oğlum sen nasılsın" "iyiyim elhamdulillah teyze" dedim.
Konakta hazırlıklar hala devam ediyordu, kimisi ikramlıkları taşıyordu. kimisi de sandalye ve masaları taşıyordu "abi aşiret gelini aldın. vallaha şanslısın" dedi şebnem arkamdan "şebnem abicim. fazla konuşma" dedim abimde şebneme destek olurmuşçasına "kız şebnem ağzın bal damlıyor bal" "aaabiii" dedim öfkeli bir sesle "ne abi yalan mı lan. ilk defa aşiret gelinimiz olacak hem hangi, aşirette böyle eli yüzü düzgün kız var" dedi "yat kalk. Allah'a dua et kardeşim" deyip elini omuzuma iki defa paat paat diye vurup, konağın kapısından içeriye girdi.
Yarım saatin ardında, misafirlerin bir çoğu gelmişti nişan masasına oturup, Elif'in içeriye gelmesini bekliyoruz.
Beş dakka sonra Elif annesiyle birlikte içeriye girdi, üstünde bej tonlarında bir elbiseyle...çok narin gösteriyordu onu. yanıma gelip oturdu
Abisi yine gelmemiş galiba diye düşündüm, yüzüklerimizi hiç tanımadığım bir amca takmak için geldi. kim olduğu hakkında bir bilgim yok, diye düşünürken naif bir yavaş ses geldi "mahtaran aşiretinin en yaşlısı Mehmet mahtaran, seksendokuz yaşında" sesin sahibi kim olduğunu tahmin etmeme gerek yok. bu Elif'ti ona bakmak bile istemedim.
Adının Mehmet amca olduğunu bildim kişi konuşmaya başladı "Allah bu iki genci yan yana getirerek vardır bir bildiği demektir, bizede yapmamız gereken şeyi yapıp yardım etmektir" el işareti yapıp ikimizde sol elimizi uzattık, benim parmağıma yüzüğü takıp "Allah sizi hiçbir zaman ayırmasın" elifinde yüzüğünü takıp "sizi bir ömür yanyana yürümeyi nasip etsin" herkes hepbir ağızdan amin dedikten sonra kurdeleyi kesti.
Konakta sadece iki aile ve imam efendi kalıp, imam nikahı kıyacaz imam efendi dualara başlayıp,
"Asiye den doğma altemurdan olma miraç soylu elif mahtaranı karın olarak kabul ettin mi"
"Ettim"
Aynı soruyu üç defa sorup, cevapladım sıra elife geldi
"Melekten doğma mahmuttan olma Elif mahtaran miraç soyluyu kocan olarak kabul ettin mi"
"Ettim" dedi
Tekrar üç defa sorup, Elif cevapladı
"Mehir olarak ne istersin kızım" dedi imam efendi
"Bilmem...hiç düşünmedim" dedi
"Benim üzerime olan çiftlik evini ona veriyorum" dedim
"Kabul mu kızım"
Elif ise şaşkın şekilde başını sallayıp kabul dedi. imam efendi elini açıp dua etmeye başladı, elfatiha deyip bitirdi. ikimizde kalkıp büyüklerimizin elini öptük.
Imam nikahından sonra soylu ailesi olarak evlerimize geçtik. abim bugün bizde kalacak, eve gider gitmez kendimi duşa atıp yatağa geçtiğim gibi uyudum.
...
Sabah olduğunda konağın alt katında sesler gelmeye başladı kim bu münasebetsiz deyip kalktığım gibi alt kata gittiğimde eski yengem dila vardı.
Eski yengem olan dila'nın sesiyle gözümü açtım. alt kata inip ne olduğunu bakmaya gittiğimde, Ahmet abimle kavga ediyordu "senin beni neden boşadığını iyi biliyorum. o kız yüzünden dimi" dedi dila abim resmen kükreyerek konuştu "ne diyorsun lan sen, ne saçmalıyorsun" "oğlumuzun bakıcısıyla birliktesin dimi" ağlamaklı çıkan sesle konuştu Dila.
İyide Ali Efe nin bakıcısı yaşlı bir teyze değil miydi. bu kavga daha çok devam eder, şebneme gel anlamında elimi havaya kaldırıp aşağı yukarı salladım, yanıma gelip "ne oldu abi" kolumun altına alıp dışarıya çıkarttım.
"bunlar her daim. kavga ederler mi" diye sordum "evet ama anlamış değilim. abim ve Dila boşanırken Dila istemiyordu zaten, aralarında ne geçti bilmiyorum" Tamam deyip.
"hadi üstünü değiş seni okula bırakalım" dedim "gerçekten mi abi" hem şaşkın hemde sevinçli şekilde sordu şebnem "gerçekten. hadi ama önce kahvaltımızı edelim, sonra seni okula bırakırız" dediğim an. yanağıma öpücük kondurup "bir tanesin abi. bekle hemen geliyorum" deyip içeriye girdi.
Normalde dışarıda kahvaltımızı edemeyiz, çünkü babam eski kafalı. babam ve annemi yeni ortakları kahvaltıya çağırmıştı bugün. sadece şebnem sınavları var diye erken çıkar o kadar. yoksa asla dışarda yapmayız diye düşünürken şebnem arabanın ön kapısını açıp içeriye girdi "hadi gidelim".
Siyah saçını açık bırakıp, üzerine Pembe gömlek ve Beyaz çiçekli desn etek giymişti " bu ne güzellik abicim" dedim "yaa abi, sağol sende çok şık olmuşsun" dedi "hadi be oradan alt tarafı siyah gömlek, siyah pantalon giydim"dedim.
"hayır işte abi. önemli olan siyah gömlek, siyah pantalon değil. önemli olan nasıl taşıdığın" dedi bizim bücür "kız sen hangi ara büyüdün ya" göz kırpıp çenemi okşadım meraklı şekilde "abi büyüdüm artık. onsekiz yaşındayım ben" dedi yola koyulduk.
Kahvaltı için, geleneksel kahvaltı yerine geldik. girişe yakın bir yerde oturup "abi masaya serpme kahvaltı" dedim "tabikide efendim" deyip gitti garson. Serpme kahvaltımız geldikten sonra yemeye başladığımız zaman. kapıdan genç adam bizim masamıza doğru geldi.
Elini resmen masaya vurup "ooo bakın burada kim var. şebnem hanım... ve yeni sevgilisi" "kimsin sen kardeşim" dedim öfekeli çıkan sesimi sakin tutmaya çalışırken "kim miyim...şebnem hanım, söylemedi mi kim olduğumu ha" önce sakin konuşmaya başlayıp, sonra bağırınca. bende şarteller koptu. adamın yakasını tuttuğum gibi kafamı geçirdim.
"kimsin sen dedim. insan gibi konuş dedim, sana dimi "dedim elimi tam kaldırmıştım ki. şebnem koşarak yanıma gelip "abi Allah aşkına dur. gidelim" dedi "kim bu şebnem" dedim "sen...abisi misin"dedi yerdeki genç, ben tam konuşacakken "evet abim şimdi defolup git" dedi şebnem.
Genç adam arkasına baka baka giderken. hala ona ters ters bakmaya devam ettim "kim bu herif" "okuldan arkadaşım" "bu nasıl arkadaş ki. gelip sana hesap sorabiliyor" "ben...onu...şey arkadaşımla sevgiliydiler. onun kötü tarafını görüp arkadaşıma söyledim. onlarda ayrılınca beni suçladı o yüzden"
pek emin olamadım ama neyse de "tamam hadi gidelim. kahvaltıda zehir oldu zaten. hadi arabaya" dedim. Arabaya binip şebnemin okulunun yanında durup "görüşürüz abi deyip, yanağımda öpüp arabanın kapısını açıp. inip okula girdi.
Tam gaza basacakken o genç okulun kapısında gördüm. ama içeriye girmedi "eee bu niye okula girmiyor" diye söyledim kendi kendime "ulan şebnem. kim bu adam" elimi kapıya attığım sırada, telefonum çaldı arayana baktığımda arayan buse di.
telefonu açıp açmama konusunda tererüde bulundum. ama ısrarla arayınca açmak zorunda kaldım "hele şükür ya açmayacaksın zannettim" dedi nefes bile almadan "nasılsın buse. iyi misin" "ayy kusura bakma canım ya soramadım. yaa iyiyim sen nasılsın"
"Elhamdülillah ne yapıyorsun" dedim "arkadaşlarla dışarıya çıktım. dolaşıcaz biraz" buseyle biraz daha sohbet edip konağa doğru gittim.
ELİF;
Sevdiğim adamla nişanlandım resmen. Ama içim buruk şekilde. Diye düşünerek, öğlen namazını kılmak için caminin yolunu tuttum. camiye kadınların kısmına girdiğimde senem de ordaydı. Beni gördü ama yüzünü çevirdi, O da benim gibi miraçtan etkilenirdi, gerçi bunu daha yeni öğrendim. senemle çocukluktan gelen arkadaşlığımız vardı kardeş gibiydik.
Birde Melek vardı üçümüz çok iyi anlaşırdık. Grubumuzun adı bile vardı "A.F.Ö". annem onlarla arkadaşlık etmeme herdaim kızardı sırf ikiside ona göre dengim olmadığı için. altemur amca beni istemeye geleceğini söylediğim gün, arkadaşlığımızı bitirdi senem.
Üç gün önce
Her zaman oturduğumuz, caminin arka kısmında bulunan çardakta, senemin gelmesini bekledim. beş dakika sonra senem geldi. elinde o meşhur kekiyle birlikte her buluşmamızda ben isterdim yapmasını. o da hiç usanmadan yapıp getirir bana.
"selamün aleyküm kardeşim" dedim neşeli sesimle birlikte "aleyküm selam bacım nasılsın" dedi "iyiyim elhamdulillah sen nasılsın" "aynı şekilde iyiyim"
Senemle biraz daha konuştuktan sonra. "kardeşim ben dün sözlendim" dediğim an. ağzındaki kek boğazında kaldı "helal helal" bardağa su doldurup. seneme içirmeye başladım "sen...ne dedin...ne dedin" "sözlendiğimi. söyledim" dedim "kız Allah ne yapsın seni. bu yaşta ne sözlenmesi be" dedi.
Derin bir nefes alıp "ne yapım sevdiğim adam dururken, kiminle sözlenim. hemde imkansız dediğim kişiyle sözlendim" "kimmiş bu...imkansız sözlün" dedi hem öfkeli, hemde meraklı sesiyle "altemur amcanın oğlu miraç" dediğim an. suratı öyle bir düştü ki, bir an yanlış birşey yaptığımı düşündüm
Senem resmen kekeleyerek "altemur...amcanın oğlu...mmiraç mı" hıhı diyebildim sadece. çünkü senem öyle bir parladı ki "sende gelip bana mı söylüyorsun. ne kadar mutlu olduğunu" ben daha ne olduğunu anlamadan bakarken "senem. iyi misin" dedim korkulu sesimle "ben seviyordum miraçı ben...ben" deyip. ağlayarak koşarak arkasına bile bakmadan gitti.
Şimdiki zaman
Senemi o günden beri hergün arayıp mesaj bile atsamda, cevap vermedi. seneme doğru adımlayarak gittiğim zaman. çıkışa doğru gidecekken elinden tuttum "senem Allah şahidim olsun ki bilmiyordum. onu sevdiğini, eğer bilseydim..."
Sözümü bitirmeden senem konuşmaya başladı "ne olurdu nişanlanmaz mıydın. beni oyalama elif. dilerim ki"derin bir nefes alıp konuşmasına devam etti "dilerim ki ben nasıl mutlu olmadıysam. sende olamazsın" deyip gitti. bense yine arkasında baka kaldım.