bu kurguda uygunsuz davranışlar vardır. okurken bunu dikkate alarak okuyun
MİRAÇ;
Uzakta kapalı bir kız görünüyordu, kim olduğunu çözemedim sisler yüzünden. "Kimsin sen" dedim ama bana cevap vermedi "Benim hayatımı mahvettin, senden nefret ediyorum"
Dedi. Silüet yavaş yavaş kayboldu.
Gözlerimi açmamla nefes nefese kaldığımı anladım, kimdi ki o kız ben neden onun hayatını mahvettim. Ahhh boşver kabus sadece. Bugün Mardin'e gitmeden önce, sevdiğim kızın yanına gitmeliyim.
Yataktan kalkıp kendimi soğuk duşa attım, odaya tekrar dönüp sürgülü dolabım dan boxer, atlet, pantalon, gömlek çıkarıp giydim, her daim dolabımın derli toplu olmasını severim.
Oturma odasına geçip araba anahtarını ve dün hazırladığım valizimi aldım, Mardin'de ne kadar kalacağım belli değil.
Valizimi arabaya yerleştirip yan apartmana doğru adımladım, asansöre varıp 3. kat tuşuna tıkladım bir on saniye sonra 3. Kata geldim zile basıp kapının açılmasını bekledim.
Kapı açılıp "günaydın sevgilim" dedim "Günaydın miraç" "Mardin'e gitmeyecek miydin sen" dedi nefes nefese kalmış gibiydi ama anlamadım. "İyi misin Sude" "Nefes nefese kalmışsın gibi"
"Haaa evet evet...şeyyy...ben...ben daha yeni kalktım kabus gördüm zil sesine uyandım evet" tuhaf geldi ama neyse, benim artık gitmem gerekiyor.
"Sevgilim ben gidecem ya, onu haber vermeye geldim" "Tamam tamam sana iyi yolculuklar" deyip el salladı bende, sallayıp çıktım apartmandan.
...
Mardin'e 1.55 saat sonra uçak iniş yaptı.
Havaalanında beni bekleyen araca yönelip. "Hoşgeldiniz miraç bey" "Hoşbulduk " "babam nerede" "Şirkette efendim"
"Tmm konağa sür"
Arabaya binip şoför konağa sürmeye başladı, önce valide sultanı görürüm diye düşündüm, sonra şirkete geçerim.
Daldığım düşüncelerim den arabanın anı fren yapmasıyla çıktım.
"Ne oldu niye durdun" "Miraç bey bir çocuk arabanın önüne atladı" "O yüzden durdum size birşey oldumu" "Beni boşver, çocuğa çarptın mı" "Hayır, Miraç bey ben bir dakika bakıp geliyorum"
"Hızlı ol" "Tamam efendim"
Şoför dışarıya çıktığında bende arabanın camından baktım, muhtemelen 3 veya 4 yaşlarında çocuktu. Uzaktan bir kız koşarak arabanın önüne atlayan çocuğu sarıldı, bir çocuğun sağına birde soluna bakıp birşeyler dedi ama duymadım.
Çocuğun elinden tutup şoförle konuşup arkasına bile bakmadan uzaklaştı.
Şoförün arabaya binmesiyle "çocuğa bir şey oldu mu" " yok efendim çarpmadan durduğum için bir şey olmamış"
"Tamam konağa sür" "peki efendim".
Araba konağın kapısı önünde durduğunda derin bir nefes alıp verdim. Arabadan inip ağır ve yavaş adımlarla kapıyı tıkladım. Biraz bekledik ten sonra kapıyı annem açtı "oğlum hoşgeldin" deyip sarıldı. "Hoşbulduk anne nasılsın" kollarımdan uzaklaşıp kapıyı sonuna kadar açıp "iyiyim oğlum iyiyim gel geç içeriye" kapıdan geçip oturma odasına geçtim.
"Anne, Şebnem nerede" "okula gitti" dedi annem "iyi okusun bari" dedim. "ee oğlum nasılsın yerin güzel mi rahat ettin mi oralarda açmısın özlemişsindir şimdi yemeğimi hemen sofraya geçelim" annemin nefes dahi almadan konuşmasına ağzı açık baktım. "Annem eline sağlık ama önce bir duş almam lazım" deyip kalktım "tamam oğlumsen git odana bende sofrada eksik varmı diye bakacam" anneme son kes bakıp yukarıdaki odama geçtim.
Ben duş alana kadar hava kararmıştı saate baktım 18:22 olmuştu üzerime bir tişört ve altıma da pantalon alıp giydiaşağıdaki yemek odasına geçtiğim gibi masanın üzerindeki yemekleri görüp şaşırdım " asiye sultan yine döktürmüşsün, kim yiyecek bu kadar yemeği" dedim.
"Sen versin diye yaptım oğlum" dedi annemin yanına gidip, eğilerek elini tutup öpüp başıma koydum " ellerine sağlık sultanım ama yine de çoktur" dedim "sen ye oğlum ben fazla olanı fakir fukaraya dağıtırım, Berfin" diye seslendi anneme evdeki yardımcı birine yeni biri herhalde.
Mutfak kısmından yirmili yaşlarında esmer bir hanımefendi çıktı "Berfin. içli köfte, dolma, mercimek çorbasın dan ve tavuklu pilavdan mutfakta kalanı dağıtın fakir fukaraya" dedi annem. ne yani daha çok mu yemek var diye düşündüm. Babamın işten dönmesini bekledik, beş dakka sonra kapı ağır şeklide açıldı, babam lavaboya geçip elini yıkadıktan sonra yemek odasına girip masanın baş köşesine oturdu "afiyet olsun" deyip bizde yemek yemeğe başladık.
Yemekten sonra oturma odasına geçtik "hoşgeldin oğlum" dedi yemekten önce kimseyle konuşmaz babam. "hoşbuldum baba" deyip dik oturdum babama karşı hep saygıyla otururum " eee okulu bitirdin nerde yapacaksın imamlığını" dedi "bilmiyorum tayinim nerede çıkarsa orada yapacam"dedim. "Şirkette çalışmak varken köyden köye sürüneceksin " babamın her zamanki konuşması lise yerine İmam Hatip'e başladığımdan beri böyle konuşur alıştım bu tür konuşmasına bir bilse neden İmam olamayı seçtiğimi daha çok kızar.
"Ben mesleğimi seviyorum baba İmam ve hafız olmayı seviyorum" dedim. "Senin için bir kız bulduk, eli yüzü düzgün bir kız yarın istemeye gideceğiz" deyip koltuğundan kalkıp odasına doğru gitti.
ELİF MAHTARAN;
Sabah namazını kılmak için uyandım, banyoya geçip abdestimi alıp namazımı kıldım, namazı kılıp mutfağa geçtimiğimde annem kahvaltı hazırlamaya başlamış "günaydın anne" "tabak çatal bardakları alıp sofrayı kur" yine başladı iş vermeye dedim içimden bir offf deyip, aldım tabak ve bardakları sofrayı kurdum annemde elinde tepsiyle gelip "git çaydanlığı getir" dedi başımı sallayıp mutfağa gidip çaydanlığı alıp yemek masasına gittiğimde babam ve annem bir śey kinuşuyorlardı ben geldiğimde sustular.
Kahvaltımızı yedikten sonra sofrayı kaldırdık. "Elif yanıma gel" annemin seslenmesi ile odasına gittim kapı aralıktı kapıyı açıp " efendim anne" dedim "al bunu çarşıya git aldıklarını söyle onlara yarın saat dörtte yollasınlar " dedi. elinde bir miktar para ve bir liste vardı başımı sallayıp elindeklierini aldım "tamam anne" dedim.
Odama gidip üzerimi değiştirdim, telefonumu ve annemin verdiklerini alıp çantamın içine attım, odamdan çıkıp "anne ben gidiyorum" dedim "tamam. Fazla oyalanmadan eve geri dön" dedi her zamanki tavrıyla tamam dedikten sonra dışarı çıkıp çarşıya doğru gittim.
Çarşıya doğru giderken bir çocuk koşarak karşı yola doğru koştu onu durdurmak için bende arkasından koştum ama yetişemedim bir arabanın anı fren yapmasıyla çocuk olduğu yerde durdu. arabayı süren şoför arabadan çıkınca bende yanına gidip, çocuğun önünde eğilip "iyi misin sana bir şey oldu mu" dediğimde bir sağına birde soluna baktım, çocuk çok titriyordu ayağa kalkıp "kusura bakmayın eğer çocuğu fark etmeseydiniz...allah korusun çarpa bilirdiniz teşekkür ederim" dedim.
şoför "önemli değil bacım dikkat etmemiz gerekir çocuğa biraz dikkat edin" dedi "çocuklar işte çok yaramazlar" deyip çocuğun elini tutup yaya geçidine doğru gittik "ablacım adın ne senin" dediğimde çocuk hala titriyordu kekeleyerek "a...aslan" dedi "peki aslan annen nerede" dedim aslan elini sağ tarafımızda olan geleneksel kafeteryayı gösterdi "hadi bakalım" deyip çocuğun elini tekrar tutup kafeterya ya doğru gittik.
Aslanı annesine teslim edip annesine biraz daha dikkatli olmasını söyledim. Alışverişe başlayıp annemin yazdığı liste sonunda bittiğinde telefona bakıp saatin 14:17 gösteriyordu yani üç saattir alışveriş yapıyordum, elimde biraz fazla torba olduğu için taksiye binip evin adresini verip yola çıktık bir on dakka sonra, araba evin önünde durdu parayı verip arabadan indim, evin anahtarını çantamda çıkarıp kapıyı açtım "anne ben geldim" dedim mutfağa gidip elimdeki torbaları tezgahın üzerine koydum, oturma odasına gittiğimde iki kadın vardı içerde "anladınız mı beni hanımlar"dedi annem. içlerinden kısa boylu biraz kilolu kadın söze girdi "evet hanımım hiçbir eksik olmayacak"dedi, annemde "tamam gidebilirsiniz deyip kadınlar giderken bana selam verip gittiler.
Koltuğa oturdum "anne kim bu kadınlar" "yarın için iki tane kadın tutmuş baban" dedi Alla alla babam niye iki tane kadın tutsun ki dedim içimden annem beni anlamış olmalı ki " yarın seni istemeye gelecekler o yüzden tuttu kadınları" dedi ya dünyam başıma yıkıldı "nasıl yani...anne...beni mi...istemeye gelecekler" dedim titreyen sesimle "evet seni istemeye gelecekler, hemde kim biliyor musun" dedikten sonra genişçe gülümseyip " babanın ortağı olan altemur soylu seni oğlu miraç'a isteyecek" dedi yani beni altemur amca mı isteyecek miraç a gerçekten bu bir rüya olmalı, allahım dünyam başıma yıkılmadı duyduğum en güzel söz olabilir.