" Ben çıkıyorum arabayı alıyorum. Okulda işlerim var. Kendinize ben gelene kadar kötü davranın. Bünyeniz alışa koysun minnoşlarım. " Berrak şu an ıyyy iğrenç derecesine tiksintiyle yüzüme bakıyordu.
O anı canlandırın o güzel beyinlerinizde.
Okula geldiğimde arabayı park edip şu notları isteyen kızı bulmak için kantine gittim önce.
Evet burdaydı. Yanına gittim içten tavrımla. Bakınız ne kadar da vefalıyım arkadaşlarıma inat.
" Al güzelim benden istemiştin. " dedim sevecen bir tavırla. Oturduğu yerden kalkıp " yaa hakkını nasıl öderim. Çok sağ ol. " dedi bende gülümseyerek " lafı olmaz. İşe yarasın yeter. " diyebildim.
Yanlarından ayrılıp okuldaki en sevdiğim hocanın yanına gitmek istedim. Ne de olsa bugün vefa bende İstanbulda bir semt olmaktan çıkmıştı.
" Merhaba Melike Hocam nasılsınız ? " aynı zamanda rektör yardımcısı. Çaktırmayın.
" Merhaba Leylacım. Seni gördüğüm iyi oldu aslında Dekan bey seni görmek istiyordu gün içinde. Hatta seni arayacaktım ama demin söyledi daha. " dedi bana bakarken.
Allahım napmış olabilirim ki asla disiplinlik bir şey yapmadım arkadaşımın saçını da çekmedim. Valla kopya da çekmedim hocam.
Saçmalama Leyla. Coştun yine.
" Ne konuda hocam bilginiz var mı ? "
" İnan bilmiyorum. Bir beyefendiyle konuşuyordu zaten odasında bir gözük istersen ? " tamam sağ olun diyerek ayrıldım yanlarından.
İç sesim şu an değil anladın mı ötme boşa !
Kapıya geldiğimde nefesimi tutup çaldım. 'Gel' sesini duymamla içeriye girmem bir oldu.
O an gördüğüm manzara.
Hayır ya senin burada ne işin var B. Kişisi?
" Gel Leyla. Okulda olduğunu bilmiyordum. İyi oldu. Geç Barlas'la tanışın. " Orhan Bey bana bunları söylerken sanki ayaklarım oldukları yerde kalmaya ısrarcılardı.
Nasıl olur ya ? Bunun burada ne işi var ?
Artık adım atmam gerektiğini anlamamla ilerledim onlara doğru. B kişisi beni görünce ayağa kalkmıştı zaten. Karşısına gelip duraksayınca ceketinin düğmesini ilikledi.
İçin dişin nasıl bir değil senin aslanım.
" Merhaba, ben Barlas. " dedi elini uzatarak. Anlaşılan tanımıyor gibi yapacak. Seni üç kağıtçı seni. Zaten yüzüne pis bir gülüş de takınmış.
Sakin Leyla.
Elimi uzattım bende nazikçe sıktım. " Bende Leyla. "
Şimdi anlatın bakalım noluyor burada.
İkimizde karşılıklı oturunca Orhan Bey konuşmaya başladı.
" Barlas bizim çok eski öğrencilerimizden Leyla. Çok hatrı sayılır bende. "
Parasının verdiği o havadan olmasın o hal hatır saygınlığı Orhan Beyciğim ?
" Geçenlerde de görüşmüştük. Yeni devralacakları bir alışveriş merkezini yeniden dizayn etmek ve en kısa zamanda halka açmak istiyorlar. Ve bende okulda ki en başarılı mezun olacak öğrencilerle bir takım kurmamı istedi. Bende kıramadım. "
Bakın benim yavaş yavaş sinirlerim sekmeye başladı arkadaşlar. Hadi hayırlısı.
" Bu konuda bana yardım edecek sen varsın. Biliyorum Ozan senden bir kaç puanla birinci ama. " dediğinde sözünü kestim.
" İki hocam. " dedim dişlerimi gıcırdatarak. " İki puanla birinci Ozan benden. "
Gülerek " Evet Leylacığım. Ozan la görüştüm ama mezun olduktan sonra yurt dışına çıkacağını ve temelli kalacağını söyledi. "
Allah Allah tesadüfe bakın arkadaşlar. Eee..
" O yüzden sen ve senin takım kurabileceğin en az senin kadar başarılı öğrencilere ihtiyacı var Barlas'ın. " dediğinde suratıma B. Kişisine çevirdim. Sanki planı tıkır tıkır işliyor gibi bir hava var sende ya. Kör değilim, görebiliyorum.
" Bakın hocam benim zaten bir işim var. İki yıldır aynı zamanda bir kafe işletiyorum ortaklarımla. Bu işe vakit ayırabileceğimi düşünmüyorum. Hem.. " dedim sözümü kestiğini anladığım şahsa dönerek oda sözümü balla kesti sağ olsun.
" Leyla Hanım size taş taşıtacağımızı söylemedim. Mimarlık kısımlarıyla özellikle iç dizaynla ilgilenseniz bize kâfi. Zaten çok genel ve bu işin ehli insanlarla çalışıyoruz. Vakit kaybetmek istemiyoruz. Her şey usulünce olması için geldim buraya. " dedi ellerini birleştirerek.
" Başarılarınızı duydum. CV nize ihtiyaç bile duymadan size bu işi güvenerek teslim etmek istedim. "
Sen benim seceremi zaten bilmiyor musun be adam ? Şimdi başarıların bilmem ne. Başarılarımı söyleyenler evimin adresini de ekstra mı verdi size acaba ?
" Sizi anlıyorum ama.. " bak yine kesti sözümü önce karşındakini dinlemeyi öğren B. KİŞİSİ. Hanene attığın bu kaçıncı eksi?
Sayamadım daaa.
" Bende sizi anlıyorum. Kafe işletmenize mani olacak bir durum yok ortada. İnanın sizin boş vakitlerinizi değerlendirebileceğiniz bir aktivite gibi gelecek size. " nasıl da ikna kabiliyetini geliştirmişsin. Ama keşke o beynine de el atsaymışsın be yiğidim.
Ben saçma sapan düşüncelere dalmışken bir anda Orhan Beyin telefonu çaldı ve bizden çıkması için müsaade istedi.
Biz odada baş başa kaldık. Ben tek elimin işaret parmağını ona doğru tutarken " Bana bak sen ya ? Kimsin arkadaşım sen ? Her şeyimi nerden öğrendin ? Bu cesareti kendinde nasıl buluyorsun ? " dediğimde o oturduğu yere daha da kurularak cevap verdi.
" Leyla Hanım size iş teklifi ediyorum. Bunun neresi kötü ? " bak bak nazik tavırlara bak sen.
" Ne işi be adam ? Şu an konumuz sadece iş mi ? Niye araştırıp duruyorsun beni ? Niye hakkımda her şeyi öğreniyorsun ? Ne istiyorsun sen benden ? " dedim sinirle.
" Ne isteyebilirim ki ? Yatırım amaçlı bir işe girmek için mimarlarımı kendim seçmek istiyorum. Ne var bunda ? "
Sen böyle mantık çerçevesinde konuşunca tamam mı diyeceğim ben sana?
" İstemiyorum anladın mı ? Git benden uzağa kimle istersen onunla çalış. Yatırımlarını onunla yürüt. Uzak dur benden ! " tam bir hışımla odadan çıkacakken ardımdan bir ses geldi " Yavuz Kadayıfçıoğlu. " dedi parmaklarını masada gezdirirken. " Ona fazla güvenme. Davalarına ortak olmak, huzurunu kaçırmak istemiyorum. "
" SEN BENİ TEHTİD Mİ EDİYORSUN ? " diye bağırdım olanca gücümle.
" Tehtid değil. Bu işte beraber çalışmak istiyorum. Hatamı telafi etmek istiyorum. Sadece bu. Başka hiç bir amacım yok ciddiyim. " dedi yüzüme nolur diye yalvarırcasına bakarken.
Nasıl bir araf bu ya.. Bu manyağa güvenmek için bir tane mantıklı bir sebep bulamıyorum. Bendeki izlenimi size anlatmıştım. Ama Yavuz abimle bu manyak bir araya gelirse de hiç iyi şeyler olmaz bunu da biliyorum. Off Allahım. Arka fonda neydi günahım çalıyor.
" Biraz düşünmeme izin ver. Seni tanımıyorum bile. Ne malûm beni kandırmadığın ? " kandırma nolur diyen iç sesim senin allah belan...
Yüzüme bakan yüzü bir anda gülümseyerek yere kaydı " Beni tanımadığın için böyle şeyler düşünmen normal. Ama ben anladım. Senin damarına basmamam gerektiğini o gün o çiçekle bir bütün olduğum gün anladım. Emin olabilirsin. " dedi.
Ya sen bir anda niye sempatik geldin gözüme zalimin oğlu.
Yüzüne acaba bir açık verir mi diye şüpheyle bakarken Orhan Hoca içeriye girdi. " Pardon gençler. Benim hanım. Bugün biraz rahatsiz geldim de okula. Beni merak etmiş. " ya sizi yerim nasıl minnoşsunuz siz öyle.
" Ee Leyla anlaşabildiniz mi ? Kararın nedir ?" dediğinde bir anda gözgöze geldik.
" Bilemiy- " bak lafım yine kesildi.
" Biz aslında anlaşabiliriz Orhan Bey. Numaralarımızı aldık zaten birbirimizin. Detayları kendi aramızda halledebileceğimize inanıyorum ben. " çıkarcı pislik. Şuradan çıkalım da emrivakinin hesabı nasıl verilir alasını göstereceksin bana sen duuur.
Ayağa kalktım Orhan Bey in elini sıkmak için elimi uzattığımda karşımdaki B. Kişisi de kalktı. " Sağ olun Orhan Bey. Barlas Bey in de dediği gibi anlaşabiliriz belki. " dedim imalı imalı suratına bakarken. O pislikte sanki yalanını ortaya çıkarmadığıma sevinmiş olacak ki ellerini göz pınarlarına bastırıp sırıtıyordu.
" Tamam Leylacığım. İsminin çok iyi yerlere gelebileceğini düşünüyorum. Azmine herkesi hayran bırak. Hoşça kal." dedi. Kapıya doğru yöneldiğimde arkamdan gelen ayak seslerini hissedebiliyordum.
Hemen buradan dışarı çıkmalıyım hemen.
Ben hızlı hızlı arabamın önüne geldiğimde oda arkamdan koşturuyordu.
" Çenen kadar ayaklarının da performansı oldukça iyi. Koşucu filan mısın ? " dedi nefes nefese. Bu adam niye sırıtıyor ya hep ?
" Aslında kişisel bilgilerimi bulurken bundan da haberinin olması gerekmiyor muydu ? Tüh yanlış kaynak mı ? " dedim ellerimi belime koyarken.
" Hala kızgınsın ? " ne saçma bir soru ya bu insan tanımadığı birine nasıl kızabilir ? Ama bu küfürü de hak etmişti doğru.
" Kızgın mıyım ? Sence sana sadece kızgın mıyım? Emrivaki yapmak senin de huyun olmalı. Kötü bir huy bunu bil değilse acı bir şekilde öğretirler. "
" Sen mi öğreteceksin ? " dedi gülerek.
Bugün sınanma günüm falan mı Allahım ?
" Gerekirse evet. " dedim bende onun bana sırıttığı gibi sırıtarak.
" Tamam. " dedi ciddi bir sese bürünerek. " Sen teklifime tamam de bende sen ne öğretirsen uslu bir öğrenci olacağıma söz veriyorum. " he benim aslanım böyle yola getirirler. Kanla, ızdırapla, acıyla..
Coştun sen yine. Yapma niye yoruyorsun kendini aşkım.
" Anlaştık mı ? " dedi elini uzatarak. Ben düşünür gibi yaparken bir anda ağzımdan " anlaştık. " lafı çıktı. Ben hala niye böyle bir şey yaptım bilmiyorum.
Elini sıktıktan sonra ayrıldık. " Seni bırakmamı ister misin ? Dedi kibar bir tavırla.
" Arabam var sağ ol. " dedim.
" Peki o halde. Seni ara ara rahatsız edebilirim. Sonuçta bir işe imza atıyoruz. Sende de söz senettir diye düşünüyorum ? " dedi öyle değil mi der gibi bakarak.
" Evet. " dedim. " Yani söz senet olayı. " dedim onaylar ifadeyle. " Görüşmek üzere " dedi gülerek.
Son bir şey sormak için durdurdum onu. Oda durup yüzüme baktı.
" Beni neden araştırdın yani insanlar durduk yere tanımadığı birini araştırmaz. O kadar psikopat gözükmüyorsun da ? " dedim bakışlarımla onu süzerken.
" Gerçekten bilmek istediğine emin misin ? " dedi " Kızmayacağının garantisini verirsen sana gerçeği söylerim. " yanıma bir adım yaklaşarak.
" Söz.! bizde söz senettir. " dedim göz kırparak.
" Peki o halde. " dedi gülerek kulağıma yaklaşırken, ılık nefesini tenimde hissettim. Sanki zaman durdu o an.
" Hoşuma gittin. "
BÖLÜM SONU
Barlas zhsjsjdjkd napıyorsun oğlum dbdjdjd