Avludaki hava keskinleşti. Rüzgâr yoktu ama Defne'nin ensesinde ince bir ürperti dolaşıyordu. Baran'ın eli hâlâ belindeydi. Sıcak. Kararlı. Defne başını çevirmedi. Gözlerini havuzdaki ince çizgiye dikti. Gümüş ve siyah. Birleşmiş. Ama hâlâ titreşiyordu. "Hazır mısın?" Baran'ın sesi Defne'nin kulağına yakındı. "Hazırım." Yalan söylemedi. Ama hazır olmak ile yapmak farklıydı. Defne bunu biliyordu. Baran da. Elleri hâlâ birleşikti. Parmakları kenetlenmişti. Sanki birbirlerini tutmak için değil. Birbirlerini bırakmamak için. *** Melike ve Zühre köşede duruyordu. Elif havuzun diğer tarafında. Üçü de sessizdi. Ritmi bozmamak için. Defne Maran'ın enerjisini hissetti. Avuçlarında hafif bir ısı. Baran'ın gölge akışı ise serindi. İki zıt güç. Ama birbirini tamamlıyordu. "Başlayın," dedi Melike

