Beyaz ışık her şeyi sildi. Defne'nin gözleri yandı, sonra hiçlik. Ne duvar kalmıştı, ne yarık, ne de o karanlık siluet. Yalnızca kristalin avucunda yaydığı akkor ve Baran'ın kolu beline dolanmış, onu geriye çeken sert kuvvet. "Defne!" Sesi uzaktan geliyordu. Kulakları uğulduyordu. Dizlerinin üzerine çöktü, zeminin soğuk taşlarını avuçlarının altında hissetti. Kristal göğsüne yapışmış, nabız gibi atıyordu. "Buradayım." Sesi çatallıydı. "İyiyim." Baran onu kaldırmadı. Yere çöktü, elleri omuzlarında, alnı alnına değdi. Nefesleri karıştı. Sıcak, düzensiz, canlı. "O kimdi?" diye sordu Baran. Sesi kontrollüydü, ama alnındaki damar atıyordu. "Kristali patlatan o isimdi. Kim?" Defne yutkundu. Gözlerini açtı. Baran'ın yüzü bir karış ötesindeydi; gözlerinde korkuyla öfke arası bir şey, onu ka

