Tapınaktaki ilk gecemiz, sessiz ve huzurluydu. Yerin metrelerce altında, dünyanın bütün gürültüsünden uzakta, sadece taşın kalp atışlarını dinliyordum. Elif yanımda, bir çocuk gibi kıvrılmış uyuyordu. Baran ise salonun diğer ucunda, Melike ile konuşuyordu. Uyuyamadım. Büyükannemin hayali, zihnimde dönüp duruyordu. Onu hiç tanımamıştım. Ama şimdi, onun kanının bende aktığını, onun gücünü taşıdığımı biliyordum. Ve onun katili, şu an peşimizdeydi. Kalktım. Salona doğru yürüdüm. Melike ve Baran, baş başa hararetli bir şeyler konuşuyorlardı. Beni görünce sustular. "Ne konuşuyordunuz?" diye sordum. Melike, Baran'a bir bakış attı. Sonra bana döndü. "Yarın, eğitiminiz başlayacak. İkinizin de. Ama önce, Elif'in gücünü uyandırmamız gerekiyor." "Nasıl?" "Şahmeran'ın gücü, şifa üzerine kuruludur

