Kabil'in taş kesilmiş bedeni tapınağın en derin odasında, Melike'nin ördüğü kadim mühürlerin ardında duruyordu. Üzerinden tam yedi gün geçmişti. Yedi gün boyunca tapınağın yaralarını sardık, kırılan taşları yerine koyduk, sönmüş kandilleri yeniden yaktık. Ama asıl zor olan, içimizdeki yaraları sarmaktı. Elif, Kabil'in gölge yılanına dönüştürdüğü büyükannemizin ruhunu özgürleştirdiğinden beri daha sessiz, daha içe dönüktü. Şahmeran'ın şifa gücünü kuşanmıştı ama o gücün ağırlığını da omuzlarında taşıyordu. Sabahın erken saatlerinde onu tapınağın meditasyon odasında buluyordum; gözleri kapalı, elleri dizlerinde, nefesi bir yaprak kadar hafif. Büyükannemizin son anlarını görüyor muydu? Kabil'in ona neler yaptığını hissediyor muydu? Bilmiyordum. Sormaya da korkuyordum. Baran ise tapınağın gir

