Defne uyandığında avucu yanıyordu. Altın kristal tenine yapışmış, nabız gibi atıyordu. Gözlerini tavana dikti. Taş çatlakları tanıdıktı, odasının tavanı. Ama kristalin ritmi farklıydı bu sabah; daha hızlı, daha düzensiz, kanat çırpan bir kuş gibi. Baran. Adı içinden geçer geçmez kapı açıldı. Baran eşikte duruyordu; üzerinde ince bir gömlek, saçları dağınık, avucunda siyah kristal. Gözleri Defne'ninkilerle buluştuğunda ikisi de aynı şeyi anladı. "Sen de hissettin," dedi. Defne doğruldu. Kristali göğsüne bastırdı. "Düzensiz. Sanki bir şey—" "Çekiyor." Baran içeri girdi, yatağın kenarına oturdu. Avucunu açtı; siyah kristal titriyor, yüzeyinde minik dalgalanmalar oluşuyordu. "Rüyamda gördüm." Defne onun yüzünü inceledi. Gözlerinin altındaki gölgeler koyulaşmış, çenesi sıkılıydı. "Ne gö

