Güvenli eve döndüğümüzde, Asya'yı yatağa yatırdık. Bitkindi. Yıllardır Kabil'in kontrolü altında yaşamak, onu neredeyse tüketmişti. Ama gözlerindeki ışık geri gelmişti. Ve bu, her şeye değerdi. Baran'la mutfakta baş başa kaldık. Çay demledi. İkimiz de konuşmuyorduk. Ama sessizlik, artık rahatsız edici değildi. Paylaşılan bir sessizlikti. "İyi iş çıkardın," dedi sonunda. "Asya'yı kurtardın." "Senin sayende. Bana güçlerimi kontrol etmeyi öğrettin." "Ben sadece yolu gösterdim. Yürüyen sendin." Çayımdan bir yudum aldım. Sıcak sıvı, boğazımdan geçerken içimi ısıttı. Ama içimde hâlâ bir soğukluk vardı. Kabil'in sesi. Onu alacağım. "Baran," dedim. "Kabil beni almak istiyor. Neden? Neden bu kadar takıntılı?" Baran fincanını tezgâha bıraktı. Sırtını mutfak dolabına yasladı. Kollarını göğsünd

