İki Yılanın Savaşı

1537 Words

Kapıyı açtığımda, Kabil'le yüz yüze geldim. Gümüş saçları, akşam güneşinin son ışıklarında parlıyordu. Yüzünde, her zamanki o ürpertici gülümsemesi vardı. Ama gözleri... Gözleri farklıydı. Daha önce gördüğüm boşluk gitmiş, yerini koyu bir öfkeye bırakmıştı. İyi değildi bu. Kontrollü Kabil tehlikeliydi ama öfkeli Kabil, tahmin edilemezdi. "Küçük kraliçe," dedi. Sesi, ipeksi bir tıslamaydı. "Ve yanında, kayıp kız kardeş. Ne kadar dokunaklı bir tablo." Elif arkamda sessizce duruyordu. Korkusunu hissedebiliyordum. Kalbi, bir kuşun kanat çırpışı gibi hızlı atıyordu. Ama aynı zamanda, içinde yükselen bir güç de vardı. Şahmeran'ın gücü. Henüz kontrol edemediği, ama varlığını hissettiği o kadim enerji. "Kabil," dedi Baran. Sesi, bir bıçağın kınından çıkışı gibi keskindi. "Buraya kadar geldin.

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD