CENTİLMEN OLMAYAN LORD

1321 Words
Evelyn vücudunun ateş bastığını hissederek başını çevirdi ve duygularını bu kadar açık yaşadığı için kendisine kızarak dudaklarının içini hafifçe ısırdı. Utanmıştı fakat neden ya da niçin utandığını bilmiyordu. Aiden'ın kendisine bakarak "gerçekten olağanüstü" demesini ne olarak algılaması gerektiğine karar veremiyordu. Kendisine söylenilen bir söz müydü yoksa Aiden'ın adaya olan beğenisini dile getirmesi miydi merak ediyordu. Şansını denemek isteyerek " evet öyledir " diye cevap verdi ve kolunu öne uzatarak yağmur damlalarına dokunmaya çalıştı. Avucunun içine değen ıslaklık hissine odaklanarak bakışlarını Aiden'dan kaçırdı. Bir erkeğin kitaplarda bahsedildiği gibi kendisine karşı o tarz duygular besleyeceğini düşünmüyordu fakat Aiden'ın gözlerine gülümseyerek bakması ve bu şekilde konuşması bir an umutlanmasına sebebiyet verse de Evelyn böyle birşeyin hayalini dahi kurmaması gerektiğini bilecek yaştaydı. Evelyn konuyu değiştirmek isteyerek " ingiltere de ne iş yapıyorsun " diye sordu. Oysa ki sahilde bulunan gemi kalıntılarını gördüğünde az çok Aiden'ın ne işle uğraştığını anlamıştı.  Aiden cevap vermeden önce duraksayarak Evelyn'nin yüzünde ki ifadeden ne hissettiğini anlamaya çalıştı.  " olağanüstü olan sensin " demek istese de o cesareti kendinde bulamayarak kısa bir an sessiz kalmış ve bu süre içinde de Evelyn konuyu değiştirmişti.  " Kendime ait gemi filolarım var " diyerek kısaca cevap verdi ve bakışlarını dalların arasından görünen kumlara çevirdi. Kendisi hakkında konuşmaktan pek hoşlanmıyordu. Daha çok Evelyn hakkında konuşmak istiyordu.  " Peki sen ? Sen ne yapıyorsun burada.? " Evelyn cevap verip vermemekte kararsız kalsa da birileriyle konuşmanın kendisine iyi geleceğini düşünerek başını kaldırdı ve Aiden'ın baktığı yere baktı.  " Burada ne yaptığımı bende bilmeyi çok isterim ama malesef hayatımla ilgili çok fazla bir bilgim yok. " " Nasıl yani annenin babanın kim olduğunu bilmiyor musun ? Ailen ya da nerede doğduğun, en önemlisi neden burada yaşamak zorunda kaldığın ! "  " Bilmeyi çok istememe rağmen ne yazık ki bir fikrim yok. ! Amcam bir gün buradan gideceğimi ve özgür olacağımı, İngilterede beni bekleyen hayatıma kavuşacağımı söylüyor. " " Şu amcan, ayın hangi zamanları geliyor. Buradan gitmek için onun gelmesine ihtiyacım var gibi görünüyor.. belki senin de benimle birlikte ingiltereye dönmeni sağlayabilirim "  " Amcam mı ! " Evelyn kendine engel olamayarak bir an " iki gün sonra" diyecek olsa da dudaklarını hızla kapatarak sadece " amcam mı " demekle yetinebildi.  Amcasının iki gün içinde geleceğini söyleyip söylememekte kararsız kalan Evelyn çoktan dudaklarını ısırmaya başlamıştı. Yalan söylediğinin Aiden tarafından anlaşılması çok kötü bir duruma düşmesine sebep olabilirdi. " Bilmiyorum, genelde haber vermeden gelir "  " En son ne zaman geldi peki. Ayda bir geldiğini varsayarsak en son geldiği günü hesaplayarak bir sonra ki geleceği tarihi öğrenebiliriz. " Evelyn bakışlarını tekrar kaçırarak " en son " diye mırıldandı.  " sanırım en son 2 hafta önce geldi "  Aiden iki saniye bekledikten sonra " o zaman bir dahaki gelmesine iki hafta var " diyerek onaylamak istermişçesine Evelyn'e baktı.  " Doğru iki hafta sonra tekrar gelecek olmalı ." Oysa ki amcası geleli neredeyse üç haftayı geçiyordu ve bir daha ki gelişi büyük ihtimal bu hafta içinde olacaktı.  " Tanrım yalan söylediğim ve gerçeği sakladığım için lütfen affet beni " diye kısaca dua ederek yanaklarına hafifçe dokundu ve Aiden'a bakarak " yüzmek ister misin " diye sordu.  Aiden'ın adada kalacağı süre boyunca eğlenmesini ve burayı sevmesini istiyordu. " Yüzmek mi deniz çok dalgalı görünüyor ve bu yağmurda mümkün olduğunu sanmıyorum "  " Ah hayır tabiki de, denizde yüzeceğimizi nereden çıkardın. Başka bir fikrim var gel hadi. " Evelyn yerinden kalkarak aşağı inmek için harekette bulundu. Aiden, genç kızın hareketlerini şaşkınlıkla izlerken önce kendisinin inmesinin daha uygun olacağını düşünerek Evelyn'nin yanındaki dala tutunarak kendisini aşağıya bıraktı.  Yarası biraz kendisini zorlasa da ayakları sağlam bir şekilde yere bastıktan sonra başını kaldırarak hala yavaş bir şekilde tırmandığı gibi inmeye çalışan kızı izlemeye başladı.  " Hala oraya nasıl çıkabildiğini hayret ediyorum Evelyn, inmekte zorlanıyor gibi görünüyorsun ! " Aiden'ın içten bir şekilde kendisiyle dalga geçmesi Evelyn'nin sinirlerini bozmuş olacak ki " hayatım boyunca tırmanırken hiç sorun yaşamadım " diye cevap verdi.  " sadece inerken biraz sorun yaşıyorum o da aşağıya bakmaktan korktuğum için. " " sen şimdi bana yükseklik korkun olduğunu mu söylüyorsun ? "  " Öyle adlandırmak yanlış olur yükseklik korkum olduğunu düşünmüyorum çünkü .! " " sabit dur !" Aiden tekrar ağaca tırmanmak için harekete geçmiştiki Evelyn'nin çığlığı ile duraksayarak ne olduğunu anlamak için başını kaldırdı.  " Tanrım, hayır ! "  Evelyn ayağının kaymasıyla kendisini Aiden'ın kolları arasında bulurken bulunduğu durumdan dolayı utanç içinde hissediyordu.  Başını gömdüğü yerden çıkarmadan önce bir kaç saniye hareketsiz durdu.Aiden'ın bir şeyler söylemesini bekliyordu fakat sadece nefeslerinin sesi ve kendisinden gelip gelmediği belli olmayan bir kalp atış sesi aralarında yankılanıyordu.  " çok utanç verici çok " diye düşünerek başını Aiden'ın göğsünden kaldırmadan önce derin bir nefes aldı. Aiden'ın üzerinde bir şey olmadığını teniyle temas halinde olduğu zaman farketmiş ve utancının daha da artmasına sebep olmuştu.  " Bence artık başını kaldırmalısın yoksa bu durumdan dolayı memnun olduğunu düşüneceğim. " " Kaldırabilsem kaldıracağım fakat çok utanıyorum. Ayrıca sende beni bırakmayı deneyebilirsin yoksa kollarında olmamın hoşuna gittiğini düşüneceğim. " Evelyn söylediği sözlerin ardından ölmeyi düşünerek gözlerini daha da yumdu ellerini sıkarak yumruk haline getirdi. " belki de öyledir " " tanrım nasıl yani ! " Evelyn hızla başını kaldırarak Aiden'ın durumdan memnun görünen yüzüne baktı. Eğlendiği o kadar belliydi ki Evelyn kızmak istediği halde kendisini de gülümserken buldu.  " ciddi olmadığını biliyordum." " kesinlikle ciddiydim Evelyn, bu ıssız adada kollarıma düşen kızıl bir güzel var. Hangi adam olsa bu durumdan dolayı memnun olurdu. " Evelyn bacaklarını hareket ettirerek Aiden'ın kolları arasından sıyrıldı ve toprağa basar basmaz üzerini düzelterek arkasını döndü. Yürürken aynı zaman da Aiden'a bakmadan " gidelim " diye seslendi.  Aiden saçları omuzlarından aşağı dalgalı bir biçimde dökülen kızın sırtına hayranlıkla bakarak hafifçe sakallarına dokundu. Günleri sıkıcı değil aksine eğlenceli ve dolu dolu geçecek gibi görünüyordu. Üstelik Evelyn'e belli etmemeye çalışsa da genç kızın kollarında olması gerçekten hoşuna gitmişti. Genç kızın teninin kokusu burnuna yoğun bir şekilde dolsa da bundan rahatsızlık duymanın aksine hoşuna bile gitmiş sayılabilirdi.  Evelyn'nin uzaklaştığını görerek yürümeye başladı. Kısa bir süre sonra Evelyn'nin hemen arkasındaydı ve genç kızın hala burnundan soluduğunu görebiliyordu.  Çekinerek " nereye gidiyoruz " diye sordu.  Evelyn'nin cevap vermemesi üzerine Aiden'da soru sormayı bırakarak etrafı izlemeye başladı. Bir süre daha yürüdükten sonra Evelyn durarak " geldik " dedi ve Aiden'ın önünden çekilerek kenara kaydı.  Aiden burada gördüğü şelaleye geleceklerini düşünürken bambaşka bir yere gelmişlerdi. Evelyn'nin burada yaşamayı neden sevdiğini gören Aiden " burası .." diye mırıldandı.  " gerçekten çok güzel "  " Gerçekten beğendin mi ? " " evet .." Evelyn, yan taraflarında bulunan hafif eğimli yola saparak yürümeye başladı. Aiden'ın kendisini takip ettiğini bildiği için tekrar arkasını dönme gereği duymamıştı. Zaten yürüdükleri yol o kadar dar ve küçüktü ki dönmek istese muhtemelen ters bir hareket yapar ve yokuştan aşağı yuvarlanırdı. Aiden ise hala gördüğü güzelliklere hayran olmakla meşguldü. Mağara gibi bir alana bakıyorlardı fakat mağaranın tepesinde ki yuvarlak ışıktan içeriye gün ışığı girerek ortamın karanlık olmasını engelliyordu. Aynı zaman da suyun rengi o kadar güzeldi ki Aiden hayatını denizlerde geçirmesine rağmen bu renk bir suyla karşılaşmadığına yemin edebilirdi.  Suyun kenarına vardıkları zaman Aiden'in ellerinin pantolonuna gittiğini gören Evelyn hızla yüzünü kapatarak " dur ne yapıyorsun " diye bağırdı.  " pantolonunu çıkarmayı düşünmüyorsun umarım! " " aynen öyle düşünüyorum Evelyn. Elimde olan tek kıyafeti ıslatacak değilim ama istersen yüzdükten sonra da pantolonsuz gezebilirim benim için farketmez sen seç ? "  " Tanrım gerçekten de bana seçenek sunmuş olamazsın Aiden. Bir lord olduğunu unutuyorsun. Lordlar her zaman centilmen olur." " Centilmenler sadece kitaplarda ya da beyni olmayan leydilerin hayal dünyalarında olur Evelyn. Benim centilmen olduğumu üstelik centilmen bir lord olduğumu düşünüyorsan yanılıyorsun."  " Emin ol görebiliyorum, kaba ve saygıdan yoksun üstelik terbiye almamış bir adam olduğunu her fırsatta gözüme sokuyorsun." " sen bana ne dedin ? Kaba ve saygıdan yoksun mu?, üstelik terbiye almadığıma da çok eminsin . "  " evet !"  " peki bunu sen istedin "  " ne ? Dur, hayır nereye geliyorsun ?" Aiden bir kaç adımda Evelyn'nin yanına vardığında, genç kızın kaçmasına izin vermeden kucağına almış ve çoktan suya doğru ilerlemeye başlamıştı. 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD