Yazarın Anlatımıyla;
Çukurova
Tarlalara daha yeni yeni gün doğarken, ırgatlar işe başlamıştı.
Kiraz evlenme işini kafasında iyice düşünmüş ve Süleyman’a ailesinin tanışmaya gelmesi için onay vermişti.
Süleyman ailesiyle konuşup, bu pazar günü hem tanışma hem de isteme için gitmeye hazırlanıyordu.
“Eee ne giyeceksin kız pazar günü?” diye sordu Seher.
“Aman be normalde Urfa’da olsak kuaföre bile giderdim, ama şimdi burdan şehre gitmek bile mesele. Artık Hasibe’nin düğününde giyerim diye getirdiğim elbiseyi giyerim kız.”
“Aman dert ettiğin şeye bak.. Kuaför ayağına geldi de haberin yok Kiraz.”
“Kim kız ayağımıza gelen kuaför Seher?”
“İlla fön mü olacak kız, ütü neyimize yetmiyor?”
“Ne ütüsü kız?”
“Saçlarımızı ütüleriz işte, düzgün durur.”
“Essahtan mı Seher? Kız kafamız yanmasın sonra?”
“Kiraz cahil misin kız sen? Şimdi herkes böyle yapıyor.”
Kiraz ve Seher bunları konuşurken Pamuk’un gözleri yoldaydı. Bugün için de geleceğiz demişlerdi ama saat daha çok erkendi. Onlar belki de çiftlikte yeni uyanmışlardı yumuşacık yataklarından.
“De haydii, eğleşmeyin işinize bakın!” diyen amcasının sesiyle irkildi Pamuk.
Pamuk, ablasının yanına geldi.
“Abla… Süleyman abi bugün gelecek mi?”
Kiraz küçük kardeşinin yüzüne baktı, gözlerinde hem umut hem de endişe vardı.
“Gelir kızım, gelir elbet. Ama sen işine bak hele, amcam duymasın yine söylenir.”
İsmail, Haşim Ağa’nın yokluğunda kendini epeyce büyük biri gibi hissediyordu.
Etrafa emirler yağdırıp duruyor ağanın oğlu Kudret’le iş birliği yapıp diğer kardeşi saf dışı bırakma planları yapıyorlardı.
Böylece İsmail de kızını Kudret’le evlendirip, çiftliğe kapağı atma derdine düşmüştü.
Ortalığı toz bulutuna çevirerek gelen Şahin Bey’in jeepi göründü birden.
Maria ve Şahin Bey yoktu arabada.
Şöför inip İsmail’in yanına doğru gidip bir şeyler konuştular.
Sonra İsmail Pamuk’u çağırdı yanına.
“Şahin Bey seni çiftliğe çağırtmış, hadi git elini yüzünü yıka da toparlan bir an önce. Kızz bana bak! Bizi orada utandırma sakın!” dedi İsmail.
Pamuk’un kalbi hızla atmaya başladı.
Elini yüzünü yıkadı, eşarbını düzeltti.
Pamuk alev alev yanıyordu.
Bakalım hayallerini süsleyen Şahin Bey’in çiftliğinde Pamuk’u neler bekliyordu?
————————————-
Ceyhanlı Çiftliği
Yazarın Anlatımıyla ;
Çiftliğe yaklaştıkça, uzakta beyaz badanalı binalar, büyük bir ahır ve önünde sıra sıra dizilmiş portakal ağaçları görünüyordu.
Her şey o kadar düzenli, o kadar başka görünüyordu ki…
Pamuk, hayatında ilk defa böylesine büyük bir çiftlik görüyordu.
Kapıdaki bekçi onu görünce şaşırdı.
“Sen Pamuk musun kız?” dedi.
“Evet ağabey, beni Şahin Bey çağırmış…”
Bekçi başıyla onayladı, “Tamam, gir içeri. Hanım oradadır, sana söylerler ne yapacağını.”
Pamuk yavaş adımlarla avluya girdi. Tavukların kanat çırptığı, sabahın telaşıyla dolu bir dünyaydı orası.
Bir yandan hizmetçiler kahvaltı tepsilerini taşıyor, bir yandan atların nalları taş zeminde yankılanıyordu.
Gözleri her köşeye hayranlıkla bakıyordu Pamuk’un.
Hattuç seslendi o an da; “Kızz sen Pamuk musun? “
“Evet hanımım”
“Hanım ha! Allah iyiliğini versin senin Pamuk!
Burçak Hanımdır bu konağın hanımı asıl, ben bu evin Hattuç’uyum sadece. Hattuç abla de sen bana.”
“Peki Hattuç Hanım abla.”
“Bak hala hanım diyor, kız sen ne şirin bir şeysin öyle, gel bakalım hadi Şahin Bey’im seni bekler.”
Yukarı çıktıklarında kahvaltı masası kurulmuş keyifle çaylarını içiyorlardı.
Hattuç, Pamuk’la birlikte içeri girdi.
“Beyim tarlada ki kız geldi, Pamuk.”
“Gelsin” dedi Şahin.
“Masaya bir servis daha aç Hattuç!” dedi Hacı Ömer bey.
Başıyla onayladı Hattuç.
“Şahin Bey’im beni çağırmışsınız!” dedi Pamuk. Sesi utancından içine kaçarcasına, korka korka çağırdı.
“Gel bakalım kızım” dedi Hacı Ömer.
İki adım daha yaklaştı Pamuk.
“Çekinme kızım, gel şöyle otur. Kahvaltı etmemişsindir, hadi otur da bir çay iç, bir şeyler ye.”
Burçak Hanım ince ince süzdü kızı.
Güzelliğine hayran olmamak elde değildi. Üzerinde ki elbisenin altında ki kalın çoraplar, ince hırka..
Burçak Hanıma bir zamanlar geçtiği o yolu hatırlattı.
“Gel buyur kızım, çekinme otur.” dedi Burçak Hanım.
“Teşekkür ederim hanımım, kahvaltı ettim ben. Anam sağ olsun sabahları çadırdan tarlaya geçmeden kahvaltı ettirmeden çıkarmaz bizi dışarı.”
“Yemişsindir elbet ama kaç saat geçmiştir üstünden. Acıkmaya başlamışsındır.” dedi Burçak hanım, sanki bu hayatı çok iyi bilircesine konuştu.
“Otur Pamuk, daha Maria gelmedi. Bugün çiftlikte çalışacaksınız. O gelene kadar iki lokma atıştır.” dedi Şahin.
Daha fazla ısrara dayanamayan Pamuk masaya oturdu.
Hattuç, tabakları getirirlen ayağa kalktı Pamuk geri.
Hattuç’a yardım etti.
“Sen otur Pamuk kız, ben hallederim.”
“Öyle olur mu Hattuç abla , olmaz sen benim büyüğümsün. Sana yaptıramam bunları.”
Hacı Ömer bey’in hoşuna gitti bu durum.
Gülmeye başladı. Burçak Hanımında yüzünde bir gülümseme belirdi.
Şahin’se onu şaşkınlıkla izliyor ve hafif bir tebessümle bakıyordu.
“Geç kızım yerine, zaten tarlada yoruluyorsun, elime mi yapışacak sanki.”
“Sağ ol Hattuç abla” dedi Pamuk.
Masada asla ağzına bir lokma ekmek almadı ağzına. Bir iki yudum çay içti sadece kafasını yere eğdi. Utanıyordu.
“Bu sene mahsul nasıl Pamuk?” diye sordu Burçak Hanım.
Sanki utangaçlığını üzerinden atmasına yardımcı olmaya çalışıyordu.
Ama Şahin Bey Pamuk’a daha dikkatli bakmaya başladı.
Sarı saçları, yeşil nehir gözlerine baktı. İnceledi.
İçinden “Bu kız çok farklı!” diye geçirdin.
Şahin kendi içinde bir hesaplaşma yapmaya başlamıştı bile…
————————————
İstanbul
Haşim Ağa
Haşim Ağa gece ki yaşadığı şeyin ardından, sabaha kadar uyumamış. Sabah ilk işi de doktorun yanına gitti.
Doktorun yanına geçtiğinde, içinden dua etti. “Tedavisi olsun yarabbi.” diye geçirdi hep.
“Haşim Bey sonuçlarınız çıkmış, dikkatimi çeken bir kan tahlili sonucunuz var.
Haşim Bey, Tip 2 diyabet hastasısın.”
“O ne demek doktor bey?”
“ Şu demek oluyor ki, şeker hastasısınız yani Haşim Bey.”
“Ne şekeri doktor bey, ben sapasağlam adamım.”
“Haşim Bey bütün değerleriniz bunu gösteriyor.”
İnanamadı Haşim.
“Ağız kuruluğunuz var mı? Halsizlik ve ya ani gelen uyku durumları…”
“Ağzımda kuruma var ama bu aralar, kafamı nereye koysam uyurum .”
“Bakın bu tip 2 diyabette sertleşme güçlüğü yaşamanız normal. Ama düzenli beslenme ve tedavi ile bu sorunu çözeriz Haşim bey. Yine eski sağlıklı günlere dönersiniz bu sürede.”
Haşim bu cümleleri duyunca, aklına Pamuk geldi.
“Tedavisi var demek ha! Bekle Pamuk beni, karşına çıkacağım günü bekle…”
Pamuk’a kavuşabileceğini düşündü, ama bu tedavi işe yarayacak mıydı??